Bugünkü
Takvim
  • 23 Ekim 2020, Cuma

Oyun oynamıyoruz…

Yaşananları fildişi kulelerinden izleyen ve olup bitenlere de sanki bilgisayar oyunu imiş gibi bakanlar, karşı karşıya bulunduğumuz muhtemel riskler konusunda pek rahat gibiler.

Rahatlıkları bildikleri bazı şeylerden kaynaklanıyor olsa, biz de biraz rahatlayacağız belki. Ancak, söylemlerine bakılınca herhangi bir şey bilmedikleri kolaylıkla anlaşılıyor.

Oysa bölgemizde ciddiyetle takip edilip gereken adımların atılmaması halinde yakın gelecekte hakikaten ciddi problemler doğurmaya aday gelişmeler yaşanıyor.

HDP'nin zaten Türkiye diye bir derdi ve misyonu yok. Ama CHP, İP ve yeni kurulanları da dahil olmak üzere, Türkiye'nin partisi olması gereken siyasi yapılardan çıt çıkmıyor nerdeyse. Yasak savma kabilinden yaptıkları açıklamalar da sadra şifa değil.

İçinde bolca barış, dostluk, demokrasi, uluslararası hukuk, diplomasi ve benzeri sözler geçen açıklamalar yapıyorlar yapmasına… Ama mutlaka uymamız gerektiğini söyledikleri bu esaslara uymayan ve uymaya niyeti olmayanlarla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini hep es geçiyorlar nedense…

Dünyayı tozpembe görüp, ağızlarını her açtıklarında 'sisteme teslim olalım, gerisini merak etmeyelim' manasına gelen sözler söyleyenler, kendileri gibi herkesi uyumaya davet ediyorlar yani…

Oysa, mesela Suriye'de olup bitenlerin sebeplerinden olan 'sınırlarımızda bir terör devleti kurulması' hayalinden vazgeçildiğine dair ciddi bir belirti yok.

Nispeten istikrarlı imiş gibi gözükse de, başta kuzeyindeki PKK kampları olmak üzere Irak da sıkıntı kaynaklarından birisi.

Suriye'nin kuzeyinde bir terör devleti kurulması fikrine sıcak baktıklarını söyleyenler pek rahatsız olmasa da, bu iki ülke ile ilgili gelişmeler gerçekten beka meselesi. Ve beka, yalnızca risk olduğunu söyleyenlerin değil, bu ülkede yaşayan herkesin derdi olması gereken bir konu…

HEPİMİZİN MESELESİ…
Bekamızla alakalı bir risk olmadığını söyleyenlerin ne gibi garantileri olduğu, meçhul. Önce hainlerin bertaraf edildiği ise tarihin en önemli gerçeklerinden.

Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarında bizim ve KKTC'nin hakları meselesinde karşımızda 7 düvel var.

Uluslararası kurallara göre yüzde yüz haklı olsak da olmadık bahanelerle üzerimize gelenlerin haddi hesabı yok.

Haklılığımızın son derece açık olduğu enerji konusunda Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın saçma sapan tezlerini destekleyen Fransa ve diğerlerinin, kuru gürültü ile mesafe almaya çalıştıklarının çocuklar bile farkında.

Hemen her meseleye 'orada ne işimiz var?' sorusuyla yaklaşan CHP'liler ve diğerleri, Doğu Akdeniz'deki gelişmelerin aslında haklarımızı gasp etme niyeti ile alakalı olduğunu hala anlamadılarsa, geçmiş olsun…

Yok aslında anlıyor ama muhalefet olsun diye anlamazdan geliyorlarsa, gelişmelerin hızlı seyrettiğini ve bugün bazı adımlar atılmazsa yarın çok geç olacağını birilerinin onlara hatırlatması gerek.

Uluslararası çevrelerin vurdumduymazlığının Kıbrıs'ta çözümsüzlüğü çözüm haline getirdiği, malum. Dağlık Karabağ meselesinde de durum aynı.

Ermenistan'ın işgal ettiği topraklarının iadesini beklerken yeni saldırılarla karşılaşınca harekete geçen Azerbaycan'a yönelik baskı gayretleri, dünyanın nasıl döndüğü ile alakalı net bir tablo.

Ermenistan üstün gelseydi parmaklarını bile kımıldatmayacakların, Azerbaycan'ın başarıları karşısında paçalarının tutuşması, bugünlerin acı gerçeği…

Yöneticilerimiz canla başka millet ve memleket için çalışırken, olup bitenleri sanki oyunmuş gibi görenlere dikkat etmek gerek…

Gelişmeler ciddi ve oyun oynamıyoruz...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya