Bugünkü
Takvim
  • 21 Ekim 2020, Çarşamba

Müslüman mahallesinde…

Adını 'Bir Millet, İki Devlet' vurgusu ile andığımız Azerbaycan'ın Ermenistan'la yaşadığı problemde tarafsız olup olmamak, belki önemlidir. Ancak, Azerbaycan'ın haklılığı gün gibi ortada iken tarafsızlık konusunu açmaya gerek olup olmadığı, belki daha da önemli…

Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını 30 yıla yakındır işgal altında tuttuğu ve güya meseleyi çözmek için uğraşan Minsk Grubu'nun yıllardır ipe un serdiği, herkesin malumu…

Yıllardır işgal altındaki topraklarının kurtarılmasını bekleyen ve geçen Temmuz'dan itibaren Ermenistan'ın sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırıları ile de karşı karşıya kalan Azerbaycan'ın, bir yandan saldırılara karşı koyarken bir yandan da işgal altındaki topraklarını geri almaya başladığı, vakıa.

Devreye girenler vasıtasıyla alınan insani ateşkes kararlarını dinlemeyen Ermenistan'ın, Azerbaycan şehirlerine yönelik sivil kayıplara sebebiyet veren füze saldırılarını da unutmamak gerek…

Bütün bunlar ortada iken içimizden birilerinin iki ülke arasındaki meselede tarafsızlık bahsini açmaları, anlaşılabilir bir şey değil.

'Bir Millet, İki Devlet' sloganını bir kenara bıraksak bile, bu iki ülke arasında yaşanan çatışmalarda Azerbaycan'ın yanında yer almamız gerektiği, çok açık. Çünkü haklı olan taraf, Azerbaycan.

Meseleye etnik aidiyetleri açısından baktıkları bilinen ancak bunu tarafsızlık kisvesine bürünerek yapanların en azından objektif olmaları ve yalanlardan medet ummamalarını beklemek, hakkımız.

Savaş tabii ki istenmeyen bir şeydir. Ancak Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmalar bahsinde güya iki tarafı da suçlayanlar, tarafgirlik yaptıklarının farkında olunmadığı zannına kapılmamalı…

Aidiyetleri sebebiyle işgalci olduğu, ateşkesleri ihlal ettiği ve uzak sivil hedefleri de vurarak çoluk-çocuk demeden katlettiği açık bir ülkeden yana olmak mecburiyetinde kalanlar, gerçekler acıttığında hiç değilse susmayı bilmeli…

Farz-ı muhal…

Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşananlar, eğer bize uzak iki ülke arasında yaşansaydı nasıl yaklaşılabilirdi şeklindeki bir beyin jimnastiği, konuyu daha açık hale getirebilir.

Mesela, İspanya ile Fransa ya da birbirine komşu başka iki ülke arasında benzer bir problem yaşansaydı ve bununla ilgili bir değerlendirme yapmamız gerekseydi, nasıl davranırdık?..

Diyelim ki futbol takımlarından birisini tutmamız ya da vaktiyle biraz kalmamız gibi sudan sebeplerle iki ülkeden birisi tarafında yer almayı düşünmezdik herhalde.

Ülkelerden işgalci olan, ateşkesi ihlal eden ve dahası sivil yerleşim yerlerine de bombardımanda bulunanın suçlu olduğunu tespit, adalet ve hakkaniyet açısından çok daha uygun olurdu.

Diğer ülkenin saldırılarına karşı koyan ülkenin, işgal altındaki topraklarını kurtarmasını ihkak-ı hak olarak görmemiz de mümkün.

Bu durumda, hangi sebeple olursa olsun haksız ülkeyi savunan birilerini gördüğümüzde, en azından akıllarından şüphe ederiz. İnsanların zalimden yana tavır alması, makul ve mantıklı olmadığı gibi, adalet ve hakkaniyet duygusundan mahrum olduklarının da göstergesidir.

Tarafsızlık kisvesi altında Azerbaycan'ı ve Türkiye'nin desteklerini karalamaya çalışanlar, bunun yerine sonuçsuz bir maceraya heveslendiği açık olan Ermenistan yönetimini uyarmayı deneseler belki daha faydalı bir iş yapmış olurlar.

Özet: Türkiye vatandaşı olup, davasında haklı Azerbaycan aleyhine ve haksızlığı son derece açık olan Ermenistan lehine propaganda yapmaya çalışmanın, 'Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalışmak'tan herhangi bir farkı yok…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya