Bugünkü
Takvim
  • 18 Eylül 2020, Cuma

İçimizdekiler ne istiyor?..

Bizdeki muhalefetin dış meselelerdeki anlaşılmaz tavrına karşılık, Macron'un rakiplerinden Le Pen'in, "Macron ile milyonlarca anlaşamadığımız konu olmasına rağmen, kararlılıkla Fransa'nın Cumhurbaşkanı olan Emmanuel Macron'un arkasındayım." demesi, şaşırtıcı bulundu.

Ülkesinin menfaatlerini savunan Le Pen'in, savunulan tezler yanlış bile olsa ülkesini yöneten kişinin arkasında olduğunu söylemesi şaşırtıcı değil oysa.

ABD, Yunanistan ve diğer ülkelerde de rakibi oldukları yönetimin dış politika konusunda yanında pozisyon alan muhalifler epey yaygın. Elin muhalifleri ilgili konuda haklı ya da haksız olunduğuna bile bakmıyor hatta…

İç meselelerdeki tavırlarına alıştığımız bizdeki muhalefetin büyük kısmının kime hizmet ettiğini sormak zorunda kalıyoruz mecburen. Objektif olarak haklı olduğumuz durumlarda bile Türkiye'den yana tavır takınamayan bir muhalefetimiz var çünkü.

Türkiye'yi hedef alan ülkelerin ne yapmak istedikleri aşağı-yukarı belli… Yapmak istedikleri şeylerin uluslararası hukukta herhangi bir karşılığı olmamasına rağmen gürültü çıkarmak suretiyle baskı kurmaya çalıştıklarının de hepimiz farkındayız.

Yunanistan, Türkiye'nin Akdeniz'de sismik araştırmalar yapmamasını ve hele enerji arama konusunda parmağını bile kımıldatmamasını istiyor.

Akdeniz'deki tek varlıkları olan mini minnacık Meis Adası'nin bu iş için yeterli olmadığını bilseler de Güney Kıbrıs'ın varlığı, Fransa'nın açıktan ve diğer bazı ülkelerin üstü kapalı destekleri, Yunanistan'ın tek güvencesi.

Suriye ve Libya ile ilgili gelişmelerden ağzı yanan Fransa ise Yunanistan'a destek bahanesi ile Türkiye'yi köşeye sıkıştırma hamleleri yapıyor.

Akdeniz'in batı ucundaki Fransa'nın içeride kaybettiğini dışarıda arama sevdasına düşen cumhurbaşkanı, önce Suriye ve ardından Libya üzerinden denediği Türkiye'yi devre dışı bırakma çabasını şimdi de Yunanistan üzerinden sürdürme niyetinde.

Hak, güç ve kararlılık…

Akdeniz'de çıkarları olan güçler, Türkiye'ye belki boyun eğdiririz hesabı yaptıkları için girişimlerini sürdürüyorlar.

Münhasır Ekonomik Bölgeler konusunda kurallar açık ve Akdeniz'in doğusu Türkiye'nin rıza göstermeyeceği türden operasyonlara müsait değil. Türkiye davasında haklı ve gerektiğinde bunu koruyabilecek güç ve kararlılığa da sahip…

Bütün bunlar olup biterken, ülkemizi yakından ilgilendiren konularda atılan adımları önce yok sayan, ardından neden oralarda olduğumuzu sorgulamaya başlayan ve lehimize gelişmelere itibarsızlaştırma operasyonu çeken içimizdekiler, ciddi bir sıkıntı.

Gemilerimiz donanma eşliğinde Doğu Akdeniz'de faaliyet gösterirken orada neden olmadığımızı sorabilen, şartlar gereği Libya ile yapılan anlaşmaya şaşı bakan, Karadeniz'de tarihimizin en büyük doğalgaz rezervinin bulunmasına bile sevinemeyen 'ana' muhalefetimiz, en açık örnek.

Yunanistan, Fransa, GKRY, Mısır, Suriye ve benzeri ülkelerle iyi ilişkiler kurulabileceğini söyleyen, ama menfaatlerimize zarar gelmemesi kaydıyla bu ülkelerle nasıl iyi ilişkiler kurabileceğimiz konusunda suskun kalanlar var.

Araştırma ve sondaj gemilerimize sanki kendileri komuta ediyormuşçasına esip gürleyenlerin, taktik kararları zafiyet olarak takdim etmeleri ise tam komedi…

Diplomasi alanında yapılması gereken her şeyi yaptığımızın ve diplomasiden anlamamakta ısrarlı olanlara karşı diğer yolları devreye soktuğumuzun herkes farkında.

Dışımızdakiler ne istediklerinin biliyor ve buna göre adımlar atıyorlar.

İçimizdekiler ise ne istediklerinin bile farkında değiller.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya