Bugünkü
Takvim
  • 20 Eylül 2020, Pazar

KKTC’yi yok saymak!..

Doğu Akdeniz ile ilgili tartışmalarda, haksızlıklarının farkında olan Fransa ve Yunanistan gürültü çıkararak mesafe almaya derdinde.

Meis adası üzerinden Akdeniz'i kafasına göre parselleyemeyeceğini iyi bilen Yunanistan, haksızlığının farkında. Ancak Fransa'nın yanında AB ülkeleri ve bu arada belki ABD'nin desteğini alabileceğini düşündüğü için efeleniyor.

Bir batı Akdeniz ülkesi olan ve Meis bahanesiyle Yunanistan'a arka çıksa da, kısa bir süre önce kendi sınırlarına yakın olan, İngiltere'ye ait Jersey Adası ile ilgili Türkiye'nin haklılığını ispatlayacak uluslararası bir karar aldıran Fransa da haksızlığının farkında…

Her iki ülkenin de tartışılabilir argümanları Güney Kıbrıs'la alakalı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin de Doğu Akdeniz'de hakları var. Ancak, Güney Kıbrıs'tan bahsetmeyi çok sevenlerin KKTC'yi görmezden gelmeleri, tuhaf.

Muğlak açıklamalarla konuyu şimdilik geçiştirmeye çalışan AB ülkeleri 'aşağı tükürseler sakal yukarı tükürseler bıyık' durumuyla karşı karşıya. Türkiye'nin haklı olduğunun farkında olsalar da, Fransa ve Yunanistan'ın tavrı sebebiyle mütereddit haldeler…

Güney Kıbrıs'ın da üyeleri olması AB ülkeleri açısından sıkıntı. Ancak GKRY üyeliğinin tartışılması gereken yönleri var ve bunlar da Avrupa Birliği için yüz karası…

Vaktiyle, her iki tarafın razı olduğu bir çözüm bulunmadan Kıbrıs'ı üye almayacağını deklare eden Avrupa Birliği'nin, 2004'te Türk tarafının kabul ettiği Annan Planı'nı bile kabul etmeyen Güney Kıbrıs'ı oldu-bitti mantığı ile üyeliğe alması, unutulmuş değil.

Annan Planı'nın Türk tarafınca kabul edilmesinin iyi mi kötü mü olduğu, ayrı bir bahis. Ancak, Avrupa Birliği'nin kurumsal olarak verdiği sözleri tutmaması, büyük bir ayıp.

Meis ve tabii ki Güney Kıbrıs üzerinden tezgah kuran Yunanistan ve Fransa, Avrupa Birliği ülkelerinin kendilerine destek olmaları gerektiğini düşünüyor. Bunun olup olmayacağı ise belirsiz…

Avuçlarını yalarlar!...

Kıbrıs meselesi halledilmediğine ve böyle giderse halledilemeyeceğine göre, konuya mevcut gerçekler açısından bakmak gerek.

Uluslararası kurallar ve benzeri hususlarda alınan mahkeme kararları, Yunanistan'ın Akdeniz'e sarkma niyeti ile kullanmaya çalıştığı minicik Meis Adası'nın Münhasır Ekonomik Bölge açısından herhangi bir kıymeti harbiyesi olmadığı yönünde.

Bu durumda, temel olarak Akdeniz'e en uzun kıyısı olan Türkiye'yi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni ilgilendiren bir denklemle karşı karşıyayız…

Harita açık, kurallar belli. Oturulup ölçülür, biçilir ve kimin münhasır ekonomik bölgesinin nereler olduğu böylelikle tespit edilir…

Türkiye başından beri bu durumun diplomatik yollarla halledilebileceğini söylüyordu ve halen de söylüyor. Ancak diplomasi söz konusu olduğunda adalet ve hakkaniyete uygun bir paylaşma gerekeceğinden, Yunanistan ve arkasındakiler gürültü çıkararak KKTC'nin haklarına sarkma derdinde…

İşin önemli taraflarından birisi de enerji arama işini eskiden hep küresel şirketlere yaptıran Türkiye'nin, devlet olarak işe soyunması…

Daha önce her nasılsa bulunamayan enerjinin aranınca bulunacağının Karadeniz'de anlaşılması, birilerinin konforunu bozmuş olmalı…

Yani Fransa ve Yunanistan'ın gürültü çıkarması, biraz da uluslararası petrol şirketlerinin teşvikleri iledir… Doğu Akdeniz'de enerji arama işini onlar yapacak, malum…

Kimsenin hakkında gözü olmayan Türkiye'nin kendi hakkını koruma kararlılığı, meselenin özü… Gürültü çıkararak netice alacağını zannedenler, ancak avuçlarını yalar…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya