CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

‘Sıfırcı Hoca’dan da beter!..

Eklenme Tarihi 05 Mayıs 2017
BM tarafından 1993'ten itibaren Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kabul edilen 3 Mayıs dolayısıyla ülkemiz ve basın özgürlüğü konusu, yine gündemdeydi. Tahmin edilebileceği gibi, gerçeklerle uzaktan yakından alakası olmayan birtakım olumsuz değerlendirmelerle...
Türkiye'de yaşayan ve gazete okuyan, interneti takip eden, radyo dinleyen ve televizyon seyreden sıradan insanlar, ülkemizdeki basın özgürlüğü konusunda neler düşünüyorlardır acaba?..
Şüphesiz ki konuyla ilgili sorular sormaya başlasak, çok farklı cevaplar alabiliriz.
Bazıları medyanın aşırı serbest olduğunu söylerken, başka bazıları birtakım sıkıntılar olduğunu söyleyebilirler mesela.
Ama hiç birisinin aklına dünya ülkeleri arasında bir basın özgürlüğü sıralama yapılması durumunda ülkemizdeki basını son sıralara yerleştirmek gelmez. Tabii ki istisnalar müstesna.
İçimizden bazıları, ülkemizin basın özgürlüğü sıralamasında dünyanın en kötü durumda olan ülkeleri arasında olduğunu düşünüyor ve savunuyorlar.
Basının özgür olmadığı şeklindeki görüşlerini medya üzerinden rahatlıkla dile getirebiliyor olmaları, işin en dikkat çekici yanı.
Türkiye'de basın özgürlüğü olmadığını savunanlar, içinde yaşadıkları ülkede olup bitene ya da bizzat yaşadıklarından hareket etmiyorlar. Sınır Tanımayan Gazeteciler, Freedom House, Uluslararası Af Örgütü, Gazetecileri Koruma Komitesi ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşların raporlarına göre karar veriyorlar.
Saydığımız bu kuruluşların ortak tarafı da, ülkemizle ilgili olarak olumsuz olmasına özellikle dikkat ettikleri raporlar düzenleme merakları. Tıpkı uluslararası rating kuruluşları gibi...
Bunların 'Türkiye'de basın özgürlüğü yok' derken, aslında kendi istedikleri gibi yayınlar yapmasına müsaade edilmemesinden şikayet ettikleri, malum. Türkiye'de mesela Casusluk yapmak, terörü teşvik etmek, bizzat terör faaliyetlerinde bulunmak ve eleştiri sınırlarının çok ötesinde ağır hakaret gibi fiiller serbest olmalı, onlara göre.
Yuh artık!..
Türkiye ve bölge ile alakalı hesapları olan mihrakların emri ile hareket ettikleri açık olan bu kuruluşlar, işler istedikleri gibi yürümeyince dayıyorlar kötü notları. Sıfırcı hocalardan bile insafsızlar yani...
Söz konusu kuruluşlardan Sınır Tanımayan Gazeteciler 2017 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'n göre, Türkiye basın özgürlüğü konusunda değerlendirmeye alınan 180 ülke arasında 155. sırada bulunuyormuş, mesela. Bu, ilgili kuruluşun geçen yılki sıralamasında 151. sırada bulunan ülkemizin 4 basamak daha gerilediğini gösteriyormuş. 'Kara liste' olarak değerlendirilen kategoriye de 4 sıra kalmış.
Son 12 yılda 56 basamak düşüş kaydeden ülkemizin "gazetecilik yapmanın zor olduğu ülkeler" kategorisinde yer aldığını iddia eden kuruluş, Türkiye'yi 'en ürkütücü ülkelerden biri' olarak da tanımlamış. Tabii dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine dönüştüğümüzü vurgulamayı da ihmal etmeden.
ABD merkezli insan hakları örgütü Freedom House'a göre de, Türkiye 2016'da basın özgürlüğünün en fazla gerilediği 3. ülke olmuş. 2003 'e kadar ülkemiz basınını "kısmen özgür" olarak tanımlayan örgütün, o yıldan itibaren özgür olmayan ülkeler kategorisinde değerlendirdiği biliniyordu Türkiye 2016'da basın özgürlüğü açısından 198 ülke ve bölge arasında 163. sırada yer alıyormuş.
Hani tam da 'ya saymayı bilmiyorlar ya da sopa yememişler' gibi bir durum...
Bu kuruluşların neye göre bu türden bir sıralama yaptıkları ve hangi objektif kriterler üzerinden Türkiye'yi basın özgürlüğü alanında mesela bazı Afrika ülkelerinin bile gerisinde göstermeye gayret ettikleri, üzerinde düşünmemiz gereken bir konu.
Şimdilik yerimiz dolduğuna göre, bu konuya yarın da devam ederiz inşallah...