CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Elma dersem çık armut dersem çıkma

Eklenme Tarihi 15 Ağustos 2016
Düşmana karşı kullanılması için kendilerine verilen ağır silahlarla insanımıza kurşun sıkabilen asker elbisesi giymiş alçakları gördük. Bunun ardından, terörle mücadele ile görevli oldukları halde, bunu yapmak yerine örgüte yardımcı olanlar şaşırtıcı gelmeli mi, bilmem.
15 Temmuz akşamı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'teki oteline yapılan suikast operasyonunu yöneten ve başarılı olursa MİT'in başına getirilme hayali kuran FETÖ'cü Tuğgeneral, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Müşterek Hedef Analiz Yönetim Başkanı imiş.
Başkanlığını yaptığı yerin ismi teknik ve uzun. Kısaca, 'terör hedefleri ile ilgili bilgilerin toplandığı ve bombalamak için yola çıkan uçaklara koordinat olarak verildiği yer' diyelim, siz anlayın.
Şimdi ortaya çıkıyor ki bu hain, istihbarat bilgisi olarak gelen koordinatlar üzerinde oynuyor ve uçaklara, gerçek hedefler yerine, boş arazilerin koordinatlarını verip, oraların bombalanmasını sağlıyormuş. Dahası, uçaklar yola çıktığında da PKK'nın lider kadrosuna haber uçurup, yerlerini değiştirmelerini sağlıyormuş.
Meşhur çocuk oyununda olduğu gibi, terör örgütünün tepe yöneticilerini arıyor, 'elma dersem çık, armut dersem çıkma' diyormuş yani... FETÖ ile PKK arasındaki işbirliği olduğu ve bunların aslında aynı Üst Akıl'dan emir aldıkları söylendiğinde itiraz edenlere duyurulur...
Türkiye 22 Temmuz 2014'ten beri PKK terörüne karşı oldukça ciddi bir mücadele veriyor. Masayı tekmeleyerek terk ettikleri Barış Süreci'nin ardından ve tam da siyasi sahadaki temsilcileri hatırı sayılır derecede yüksek bir oy almışken yoğun saldırılar başlatmıştı örgüt. Dahası, 'Öz Yönetim' adı altında da ilçelere çukurlar kazıp barikatlar oluşturmuştu.
Örgütün nasıl olup da Barış Süreci aşamasında bölgeye silah yığınağı yapabildiği, ilgililerin bunu görüp görmedikleri, eğer gördülerse herhangi bir şey yapıp yapmadıkları, önemli bir soruydu. 15 Temmuz sonrası açığa çıkanlar arasında henüz bu soruyla ilgili çok net cevaplar yok belki. Ancak o süreçte yaşananların gerçeklerinin ortaya çıkması da yakındır herhalde.

İhanet suyun başını tutmuş...

22 Temmuz 2014 sonrası terörle mücadele kararlılığının adeta zirve yaptığı ve terör örgütüne hakikaten can alıcı şekilde cevaplar verildiği biliniyor.
TSK artık sıradan askerlerle değil, terörle mücadele için özel olarak eğitilmiş özel birliklerle mücadele ediyordu. Ve artık emanet ve doğruluğu tartışılır istihbaratla değil, doğrudan kendisin tarafından elde edilen bilgilerle operasyonlar yapıyorduk. Kendi İHA'larımız vardı, uçaklarımız da kendi ürettiğimiz mühimmatı kullanıyorlardı.
Her şey iyi gidiyor gibi gözükse de, aslında çok büyük zayiat vermesi gereken örgütün hala dik durabilmesi şaşkınlık oluşturuyordu. Bölgede çatışmalara katılan emniyet mensuplarından da, gerek mülki erkandan, gerek askerden ve gerekse içlerinden bazılarının terörle mücadeleyi zayıflatabilmek amacıyla hainlik yaptıkları konusunda bilgiler de geliyordu.
'Olmaz böyle şey' diye düşünüyorduk hepimiz. Öyle ya, ülkemizin varlığını, birliğini ve insanımızın huzurunu tehdit eden bir terör örgütüne karşı yürütülen operasyonlarla ilgili olarak kim hainlik yapabilirdi ki...
Oysa suyun başına, yani terör hedefleri ile ilgili bilgilerin toplanıp uçaklara hedef bilgisi olarak aktarıldığı yere bile çöreklenmişti ihanet...