İnternette dolaşan tahmini yorumlar, hafakanlar basması için kafi..
Gözlerini bu toprakların insanına karşı kin ve nefret bürümüş ve adeta zombileştirilmiş gibi hareket edenlerin o gece yaptıkları, ondan sonra yapabileceklerinin göstergesi idi.
Darbe gerçekleşmiş olsaydı, Türkiye'nin halinin ve geleceğinin ne olacağı sorusu ise, belki de en önemli soru.
15 Temmuz gecesi yaşananlar, 7 Şubat 2012'nin, Gezi Olayları'nın, 17-25 Aralık darbe girişimi ve sonrasında yaşanan ihanetlerin bir devamıydı şüphesiz.
Kendi ayakları üzerinde duran ve kendi kararlarını kendisi alan bir Türkiye'den duyulan rahatsızlığın birer uzantısı olan bütün bu adımlar, ilk olarak ülkemizi ileriye doğru taşıyan adımların durdurulması, sonrasında da emredilen her şeyi yerine getiren bir ülke olmamızı temin için atılmıştı.
Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki, eğer 15 Temmuz'da darbe girişimcileri başarabilselerdi, Batı ülkelerinde ve özellikle ABD'de memnuniyetleri dolayısıyla zil takıp oynayacakların sayısı epey fazlaydı.
Nefeslerini tutarak bekledikleri girişim arzu ettikleri gibi neticelenmeyince üzüntülerini diplomatik dilin arkasına sakladı batılı ülkelerin yöneticileri.
Ama batılı medya organlarının çoğu, hem kendi içlerindekini ve hem de yöneticilerinin söyleyemediklerini dillendirdiler, açıkça. Bu tavrı halen de sürdürüyorlar.
Gerçekleşebilseydi problem yoktu, nasıl olsa bağlantılı oldukları isimler işbaşına gelecek ve nasıl olsa ülkeyi onların istedikleri gibi idare edeceklerdi.
Gerçekleşmeyince, tanklar ve helikopterlere karşı çıplak elle yürüttükleri mücadele ile o geceyi kahramanlık hikayeleri ile dolduran milletimizin zaferini itibarsızlaştırmaya soyundular, tiyatro diyerek...
Ümitsiz vakalar...
237 şehit, 2 bini aşkın gazi verilen ve TBMM, MİT, EGM... gibi yerlerin bombalandığı, ülkenin adeta uçurumun kenarından döndüğü bir süreci 'tiyatro' olarak adlandırmanın ancak zeka özürlü olanların harcı olduğunu en iyi onlar bilir oysa.
Yöneticilerinin açıklamaları ve medyasındaki yayınları ile 'geleceğe yatırım' derdinde Batılılar.
Çünkü, kim ne derse desin, Türkiye'yi teslim alma ve istediklerini yapan bir ülke haline getirme çabasından vazgeçmeyecekler.
"Girişimin başarılı olmasını bekliyorduk. Olsaydı, darbe ile işbaşına geleceklere istediğimiz her şeyi rahatlıkla yaptırabilecektik...
Benzer girişimleri sürdüreceğimiz için darbeciler ve yandaşlarına yumuşak davranın ve idam cezası düşünmeyin..." demediler, diyemiyorlar Batılılar...
Ancak, girişimin başından itibaren, söyledikleri bu manaya geliyor. Bu da Batı'nın bütün kurum ve kuruluşlarıyla iflah olmaz bir biçimde kokuştuğunu ortaya seriyor.
Demokrasi, insan hakları ve benzeri konularda tavizsiz olduğu sanılan batılı ülkelerin aslında sadece menfaatlerinin doğrultusunda hareket ettiklerini gösteren örnekler çok.
Ama 15 Temmuz sırasında ve sonrasında yaptıkları açıklamalar ve yayınlarla, bütün bunların üzerine tüy diktiler!..
Bütün emareler Batı'nın birilerinin zannettiği gibi bir yer olmadığını gösteriyor olsa da, Batı uşaklığı iliklerine kadar işlemiş olanların sorgulama ihtiyacı duymama geleneği, 15 Temmuz sırasında ve sonrasında da bozulmadı...
Batı bildiğiniz gibi; içimizdeki Batı uşakları ise ümitsiz vaka...