Şuna da bakayım, buna da bakayım diye dalıp gitmezsiniz en azından. Ek olarak, adalet ve hakkaniyet duygusundan zerre kadar nasibi olmayan birileri yüzünden canınız da sıkılmaz hem.
Sosyal medya programlarını gereğince bilmiyor olmanın hoş olmayan tarafları da varmış.
Twitter hesabım üzerinden gönderilen bir gözlük reklamı vesilesiyle bunu da öğrenmiş oldum.
Az kullanırsanız iyi öğrenemiyor ve başınıza bir iş geldiğinde apışıp kalıyorsunuz çünkü.
Hesabım üzerinden reklam mesajı gönderildiğinin, bazı arkadaşlar şaka yollu 'ticarete başlayıp başlamadığımı' sorunca farkına vardım.
Oğlum Abdullah'ın yardımıyla silmek için uğraşırken de, daha önce gönderilmiş bazı mesajlarla karşılaştım.
Geçtiğimiz günlerde A Haber'de söylediğim 'Türkiye basın özgürlüğünün en fazla olduğu ülkedir' şeklindeki söz, oldukça yankı yapmış anlaşılan.
Twitter hesabıma yağmur gibi mesaj yağmıştı adeta. Çoğu da ülkemizde sosyal medyanın ne kadar özgür olduğunu (!) ispatlayan türdeydi. Tanınıp bilinme korkusu olmamasının rahatlığıyla içlerindekini kusmuşlardı birileri.
Türkiye'de basın özgürlüğünün hiç olmadığını ya da azıcık olduğunu düşünenler açısından sinir bozucu bir söz belki.
Ama Cumhurbaşkanına, Başbakana, Hükümet üyelerine televizyon, gazete ya da internet siteleri üzerinden açıkça hakaret edilebilen başka bir ülke bilmediğim için, böyle söylemiş olmam gayet normal.
Çoğu hakaret dolu mesajlar arasında bu konu ile ilgili herhangi bir bilgi kırıntısı da yoktu ne yazık ki...
Hodri meydan!..
Değil devlete savaş açmış bir terör örgütünün yayın organına, onun avukatlığını yapanlara bile müsaade edilmemesi, ayrı bir mesele. Ama herhangi bir ülkede, devlet sırları ile ilgili konuların yayın konusu yapılabilmesi, imkansız bir durumdur.
Demokratik olmayanlarda böyle bir şey hayal bile edilemezken, demokratik ülkelerde bile devlet sırrı söz konusu olduğunda akan sular durur.
ABD'liler ya da Avrupa ülkelerinin çokbilmiş vatandaşları, Türkiye'den verilen bazı örnekler karşısında 'bunun kendi ülkelerinde normal karşılanacağını' söylerler genellikle. Peki hiç böyle bir şeyle karşılaştınız mı diye sorulunca ise susmayı tercih ederler.
Bizimkilere göre ise Batı ülkelerinin tamamı özgürlük cennetidir ve dolayısıyla Türkiye'de özgürlük, ne kadar var olursa olsun eksiktir onlara göre.
Ama kazın ayağının öyle olmadığını bilen biliyor. ABD, Almanya, Fransa gibi ülkelerde yakın zamanda yaşanan birçok olay, 'ifade ve basın özgürlüğü' denilen olgunun ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor aslında.
Gerek yöneticilere hakaret ve gerekse devlet sırları konusunda sınırları zedelemeye çalışan birçok kişi şu anda ya demir parmaklıkların arkasında ya da çoktan ülkelerini terk etmişler.
Türkiye'nin basın özgürlüğünün en fazla olduğu ülke olduğuna inanmayanlar, sosyal medya üzerinden hakaret yarışına gireceklerine, bunun aksini ispat etmek için adımlar atmalılar.
Türkiye'den daha özgür olduğunu düşündükleri ülkelerden devlet ya da hükümet başkanına ağır hakaret, devlet sırlarını yayınlama gibi örnekler gösterebilirlerse şayet, bizdeki özgürlüğün az olduğuna inanmaya hazırım... Hodri meydan!..