CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Hasımları azaltıp, dostları çoğaltmak

Eklenme Tarihi 07 Haziran 2016
Hasımları azaltıp, dostları çoğaltmak sadece kişiler için değil devletler için de önemli bir husus.
Dostlarını çoğaltıp hasımlarını azaltan kişilerin daha huzurlu yaşayabilecekleri malum.
Dostlarını artırıp hasımlarını azaltan devletler de yollarına daha istikrarlı bir şekilde devam ederler.
Dostları azalan ve hasımları artan kişi denildiğinde huysuz ve geçimsiz kişiler gelir aklımıza.
Böyle bir kişinin dostlarını artırıp hasımlarını azaltması için de, huysuzluklarından vaz geçmesi, daha makul davranışlar içinde bulunması gerektiği düşünülür.
Devletler söz konusu olduğunda ise iş biraz değişir tabii olarak. Değişir, çünkü devletler arasındaki dostluk ya da husumet, fertler arasındaki gibi değildir. Kendi ayakları üzerinde durmaya ve kendi kararlarını kendisi almaya başlayan bir devlet, başka devletlerin husumetine muhatap olabilir mesela. Yine, doğru olanı yapma konusunda ısrarlı davranan bir devlet, bu durumun menfaatlerine dokunduğu devletlerin husumetini çekebilir.
Konuyu daha net anlayabilmek için net örnekler üzerinden gitmekte fayda var. Özellikle de son zamanlarda Türkiye'nin mutlaka hasımlarını azaltması ve dostlarını çoğaltması gerektiği konusunda yazıp çizen ve konuşanların sayısında belirgin bir artış var.
Bunlardan çoğunun iyi niyetli olduklarını; dostlarımızın sayısının artırılmasını ve hasımlarımızın sayısının azaltılmasını hakikaten içten istedikleri söylenebilir. Aynı husus, yani dostlarımızın sayısını artırmak, hasımlarımızın sayısını azaltmak hedefi, Binali Yıldırım Başbakanlığında kurulan yeni hükümetin programında da yer alıyor zaten.
Ancak aynı talebi dile getiren bazılarının yazıp çizdiklerinde ve konuştuklarında kekremsi bir tadın varlığı da bir gerçek. Dostlarımızı artıralım ve hasımlarımızı çoğaltalım diyenlerden bazıları, Türkiye haklı ve doğru politikalarından bazı tavizler versin der gibiler çünkü.

Ne pahasına?..

Dostlarımızın azalması ve hasımlarımızın çoğalması olgusu, çevremizde yaşanan ve çoğu bizi doğrudan ilgilendiren bir dizi gelişme ile yakından alakalı. Kendi halkıyla savaşarak yüz binlercesini katleden ve milyonlarcasını mülteci konumuna sokan Esad'ın yönettiği Suriye, dostluktan hasımlığa geçenlerden birisi. Halk tarafından seçilen cumhurbaşkanının askeri bir darbe ile işbaşından uzaklaştırıldığı Mısır ve açık denizde saldırdığı Mavi Marmara'da 9 insanımızın şehit eden İsrail keza.
Terörle mücadele bahanesiyle muhalifleri katleden ve hava sahamızı ihlal etmesi üzerine uçağını düşürmek zorunda kaldığımız Rusya da hasımlar arasında. Mezhebi bakış açısıyla Suriye'de yaşananları içinden iyice çıkılmaz hale getiren İran'ı da listeye ilave edebiliriz...
Hükümet kanadından yapılan açıklamalar Suriye, Mısır, Rusya, İsrail ve başka ülkelerle münasebetlerin makul çizgilere gelebilmesi için elden gelenin yapıldığı ve yapılacağı yönünde.
Ama bu, Suriye'de olup bitenlerin sineye çekilmesi, Mısır'daki darbeci ve yaptığı zulümlerin hoş karşılanması manasına gelmiyor.
İsrail'le ilişkilerin normalleşmesi için istenen şartlardan vaz geçilmesi ve son derece haklı sebeplerle düşürülen Rusya uçağı sebebiyle bu ülkenin karşısında eğilmemiz manasına da...
Bazıları 'dostlarımızı artırıp ve hasımlarımızı azaltalım' derken, dik duruşumuzdan vazgeçelim demek istiyorlar aslında. Ama yağma yok!..