CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Hainlik, unutulmaz...

Eklenme Tarihi 08 Haziran 2016
Dün sabah saatlerinde İstanbul Vezneciler'de patlatılan bombalı araç sebebiyle 7'si polis 12 kişi hayata veda ederken 36'sı da yaralandı...
Hayatlarını kaybeden 12 insan, 12 ayrı dünya demektir. Eşler, çocuklar, dostlar, akrabalar, komşular, tanıdıklar... Ateş düşen yer sadece 12 haneyle sınırlı değil yani.
36 yaralı için de öyle...
Ağızlarını her açtıklarında hiç utanmadan ve yüzleri bile kızarmadan barış diyen, demokrasi diyen, insanlık, hatta büyük insanlıktan bahseden birileri, zaman zaman tehdit ediyorlardı, malum.
Terör batıdaki metropollere de yayılır, oradaki insanların da canları yanar diyorlardı.
Terör örgütünün neden teröre başvurduğu ve bu örgüt mensuplarının terör olayları üzerinden nereye varmak istedikleri karmaşık bir konu.
Terör örgütünün sıradan mensuplarının neler olup bittiği konusunda zerre kadar fikirleri olmasa gerek. Ne yapılacağı, nerede ve nasıl yapılacağı konusunda siparişleri alıp aşağı kadrolara aktaranlar da, hangi akla hizmet ettiklerini sadece kendileri biliyorlardır.
'PKK neden saldırıyor, derdi nedir, isteği nedir' sorusunun cevabı yok artık. Makul ve mantıklı bir cevap bulamadıkları için barajlar ve yollar hakkında saçma sapan laflar ediyorlar sadece.
Kargaların bile güldüğü 'askeri amaçlı yol', 'askeri amaçlı baraj' gibi inciler hediye ediyorlar mizah literatürüne. Dondurulup buzdolabına kaldırılması için ellerinden geleni yaptıkları Barış Süreci sırasında, kullanabilecekleri bütün argümanlar ellerinden alındı çünkü.
Terörün ağababası olan kişinin mahkemede verdiği ifadeleri unutmak mümkün değil oysa. "Yunanistan'dan birileri geldi. Ülkelerinde meydana gelen bazı olaylar sebebiyle Türkiye'den şüpheleniyorlardı, ricaları üzerine bazı eylemler koyduk" diyordu Abdullah Öcalan mahkeme karşısında.
Yine aynı şekilde, "Suriye'den bazı yetkililerin Türkiye'nin metropol bölgelerinde eylem yapılması ricasında bulunduklarını, bunun üzerine metropollerde eylem yaptıklarını" da belirtiyordu şecaatini(!) anlatırken.

Yola devam...

Şimdilerde Kandil'de yuvalananlar ve onların dümen suyunda olup Ankara'da siyasi parti yöneticisi imiş gibi yapanlar da, dışarıdan gelen ricalar üzerine gerçekleştirilen eylemlerle meşgul oluyorlar.
Sadece Kandil'deki savaş baronlarının değil, Ankara'da güya milletvekilliği yapıyormuş gibi yapanların da elleri, ağızları ve dilleri kana boyanmış durumda artık.
Artık her kimse sipariş veren ya da verenler; Kandildekiler ya da Ankara'dakileri arayıp, Türkiye'nin kendilerini rahatsız etmeye devam ettiğini, memleketin başındaki Cumhurbaşkanı ve Başbakanın söz dinlemeye niyeti olmadığını, şöyle okkalı bir mesaj vermek gerektiğini filan söylüyorlardır herhalde. Okkalı mesajlar için de mutlaka metropoller seçilir malum.
Ne istedikleri konusunda açık ve net olarak birkaç cümle bile kurabilmekten aciz olup, batılı sömürücülerin 'geri dur' manasına gelecek kanlı mesajlarını taşımak için ülkemizi kana boyamaya hazır insan taslaklarının verilmesine aracı oldukları mesajın muhatap olduğu ve olacağı muamele malum...
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın vaktiyle dediği gibi: O mesaj bu necip milletin ayaklarının altındadır...
Ve şimdi dediği gibi: Bu millet, efendileriniz ve siz ne yaparsanız yapın yoluna devam edecektir... Bu arada sizleri ve hainliğinizi de unutmayacaktır tabii, bundan emin olabilirsiniz...