CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Sükut ikrardan gelir...

Eklenme Tarihi 02 Haziran 2016
29 Mayıs'ta İstanbul'un Fethi'nin 563. Yıldönümü için muhteşem bir kutlama yapıldı. 'Fetih' konusu kendilerine kepek yaptığı için pek ilgi duymayan ama tam da bu günlerde kutlayacak başka şey arayan birileri, Gezi Olayları'nı anmışlar. Partilerinin grup toplantılarında konuşan Kılıçdaroğlu ve Demirtaş da bunlar arasında. Demirtaş'ın: "Gezi direnişi o gün yaşandı ve bitti, bundan sonra da her yıl anması yapılacak, hayır. Gezi başlamış ve bitmeyecek bir süreçtir" şeklindeki sözlerini geçelim, anlamı yok çünkü. Ancak ülkenin ana muhalefet partisi genel başkanının sözlerini bu kadar kolayca geçmek mümkün değil. Gezi Olayları sırasında neden bir kez olsun kamu düzeni konusuna dikkat çekmediği, etrafı yakıp yıkan ve yağmalayan gençlere sükunet çağrısı yapmadığı merak edilmişti CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu'nun. Çıkıp, 'haklarınızı demokratik olgunluk içerisinde arayın; etrafa zarar vermeyin' gibisinden bir şeyler söylemesi beklenmişti, yapmadı. Grup toplantısındaki konuşmasında "3. yılında gezi direnişine selam olsun" dedikten sonra söyledikleri, Kılıçdaroğlu'nda değişen bir şey olmadığını ortaya koyuyor: "Ve Gezi'nin 3. yıldönümü... Ben Taksim meydanında zekasını, aklını, sesini, bilgisini kullanan bütün gençlere şükran duyuyorum. Olay 2 ağaç değil binlerce ağaç!" Kıran, döken, yağmalayanlardan oluşanlara şükran duymak, nasıl bir ruh haletinin uzantısıdır, erbabına malum. Oysa, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Pazartesi günü İstanbul'da yaptığı ve Gezi Olayları'na da değindiği konuşmadan sonra Demirtaş'ın değilse de Kılıçdaroğlu'nun başka türlü şeyler söylemesi beklenirdi.

Kılıçdaroğlu da karşı mı?..
Cumhurbaşkanımız, Gezi Parkı'nda üç-beş ağaç bahanesiyle başlatılan eylemler sırasında eylemcilerin sözcüleriyle yaptığı görüşmeyi aktararak, şunları söylemişti: "Taleplerini dinledim. Tabii bana söyledikleri başka şeylerdi ama dışarıya çıktıklarında kamuoyuna bir talep listesi açıkladılar. Yavuz Sultan Selim Köprüsünden, nükleer santrallere, yeni havalimanından, Kanal İstanbul'a kadar, Türkiye'nin gündeminde ne kadar proje varsa hepsinin durmasını istiyorlardı. (...) Hatta kentsel dönüşüm çalışmaları dahi bu kesimin durdurulmasını istediği faaliyetler arasında yer alıyordu... Öteki zırvaları saymıyorum bile." Gezi olaylarının Türkiye'nin gelişmesinden, güçlenmesinden, büyümesinden rahatsızlık duyanların sahneye koydukları senaryolardan birisi olduğunun ifadesi bu sözler. Gezi Olayları'na övgüler düzen Kılıçdaroğlu, Yavuz Sultan Köprüsü, nükleer santraller, Yeni Havalimanı, Kanal İstanbul konusunda Gezicilerle aynı mı düşünüyordu acaba?.. Haydi o zaman ne düşündüğünü bir kenara koyalım. Ama Cumhurbaşkanımızın dikkat çektiği talep listesini gördükten sonra, 'bizim o taleplerle bir alakamız yoktu' deme ihtiyacını neden hissetmez ki?.. Demirtaş'ın durumu malum. Ancak Gezi Olayları sırasında gösterilen vandallıklar karşısında suskun kalan Kılıçdaroğlu, Gezicilerin dile getirdikleri talepler karşısında neler düşündüğünü dile getirmeli diye düşünüyor insan. Aksi takdirde sükut ikrardan gelir diyerek, Geziciler ve olayların arkasında olanlar gibi, Kılıçdaroğlu'nun da Türkiye'yi daha ileriye taşıyacak projelere ve hatta Kentsel Dönüşüm'e bile karşı olduğunu düşünmemiz gerekecek... Yoksa, öyle mi zaten?..