CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Öğrenin de gelin...

Eklenme Tarihi 17 Mayıs 2016
Tam olarak ne yaşandığının farkına varmaları biraz uzun zaman almış olsa da, son gelişmeler sebebiyle, müseccel Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti karşıtlarında ateş bacayı sarmış durumda.
Türkiye'nin artık kaçınılmaz bir biçimde Başkanlık Sistemi'ne doğru gitmekte olduğunu ve bütün olup bitenlerin süreci hızlandırdığını nihayet anlayabilmiş olmalılar ki, faaliyetlerini daha da hummalı bir hale getirdiler.
Tabii bu arada ısrarlı bir şekilde karşı çıktıkları ve çıkacakları Başkanlık Sistemi'nin tam olarak ne olduğu, nasıl geçilebileceği, nasıl işleyeceği, ülkemiz için potansiyel fayda ve mahzurları... konusunda ders çalışmaya yine vakitleri kalmadı, maalesef.
Oysa biraz olsun derslerini çalışabilseler, sistemin Türkiye'nin lehine olduğunu anlayacaklar. Bu durumda içlerinden çıkacak birisi başkan olamasa bile, hakikaten millet ve memleket için faydalı teklifler gündeme getirebilirlerse, bunların uygulama imkanı bulabileceğini de görecekler.
Başkanlık Sistemi başarıyı esas alacağı için, kimden gelirse gelsin, millet ve memleket lehine olan hemen her fikir baş tacı edilecektir çünkü...
Gazeteci, yazar, akademisyen, siyasetçi, entelektüel... Boyuna konuşuyor ve yazıyorlar. Konu malum, Başkanlık Sistemi. Sanmayın ki, söz konusu sistemin özelliklerini yani ne olduğunu ve ne olmadığını anlatıyorlar.
Sadece ve sadece Türkiye'nin bu sisteme geçmemesi gerektiğini söylüyorlar. Bunu yaparken de Başkanlık Sistemi'ne geçilmesinin ülkemiz açısından zararlı olabileceği ya da benzeri herhangi bir argümanları filan da yok, 'madem ki Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti istiyor; o halde olmasın'dan başka...
Bazılarının isimlerinin önünde parıltılı unvanlar da olan bu kişileri dinlemek ve okumak acı verici aslında.
Söyledikleri ya da yazdıkları arasında bilgi kırıntıları bulabilmek için uzun süre harcamak zorunda kalıyorsunuz.
Hangisi olursa olsun, kendilerinden emin bir şekilde 'Başkanlık Sistemi'ne geçilmemesi gerektiğini, çünkü bu sistemde kuvvetler ayrılığı olmadığını ya da çok zayıf olduğunu' söyleyebiliyorlar, mesela.

BAŞKANLIĞIN ELİFBASI...
Değişik şekilleri olsa da, Başkanlık Sistemi'nin elifbası Yasama'nın (parlamentonun) ayrı, Yürütme'nin (yani Başkan ve yardımcısının) ayrı seçiliyor olması oysa. Başkan'ın hükümetini kurarken parlamento üyelerini bakan olarak almaması, olur da içlerinden bir bakan tayin ederse, bu kişinin milletvekilliği özelliğini kaybedeceği de, bir başka esas.
Başkan ayrı, parlamento ayrı seçiliyorsa Yürütme ve Yasama arasında tam bir kuvvetler ayrılığı gerçekleştiğini çocukların bile anlaması mümkün. Ancak, bütün dertleri 'aman olmasın'dan ibaret olanlar, gerçeklerin değil oluşturmaya çalıştıkları algıların peşinde oldukları için bu açık gerçeği bile anlamazdan geliyorlar.
En eğlenceli olan tarafı da, adeta aşığı kesildikleri Parlamenter Sistem'in, Kuvvetler Ayrılığı açısından belki de en zayıf tarafı olan Yasama ve Yürütme'nin iç içe oluşu gerçeğini de gözlerden gizlemeye çalışmaları. Şu andaki TBMM tablosunun, Yasama ve Yürütme'nin nasıl iç içe olduğunu gösteriyor olması da, ilgi alanlarına girmiyor belli ki.
Ne yaparlarsa yapsınlar, Başkanlık Sistemi'ne geçişi engelleyemeyecek olduklarına göre, duruma uyum sağlayabilmek için bundan sonra olsun derslerine çalışsalar bari...