İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Can Dündar ve Erdem Gül davası ile ilgili gerekçeli kararını açıkladı.
Karardaki en önemli hususlardan birisi 'Anayasa Mahkemesi'nin 'yetkisini aştığına' dikkat çekilmesi. Sebep ise, 'olağan hukuk yolları tüketilmeden' bireysel başvuru kabul eden AYM'nin sanıkların tahliye edilmeleri yanında davanın seyrini etkileyebilecek yorumlar barındıran bir karara imza atması...
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, süreç içerisinde "Yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayıcı nitelikte" olan AYM'nin kararına uyarak sanıkların tahliyesi yönünde karar almak zorunda kalmıştı. Ancak 14. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyada yer alan bilgi, belge ve savunmalara bakarak tesis ettiği kararda, yönlendirmelerine itibar etmediği Yüksek Mahkeme'nin sınırlarını aştığına da dikkat çekti.
AYM'nin söz konusu dava ile ilgili bireysel başvuruyu o aşamada kabul etmesinin yanlış olduğuna dikkat çekilen gerekçeli kararda, ihlalin devamına da şöyle işaret ediliyor:
"Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruda üstlendiği yargı görevi ve denetimden dolayı devam eden yargılamalarla ilgili olarak kendisine yapılan başvuruların maksadını aşacak şekilde işin esasına girmeme kuralına bağlı kalması gerekmektedir. Maddi vakıa ve delil değerlendirmesi yapmamalıdır. Anayasa Mahkemesi yerel yargı makamını etkilemeye elverişli kanaat de bildirmemelidir." İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararında yer alan şu cümleler de, Anayasa Mahkemesi'nin 25 Şubat 2016 tarihli kararında ne yaptığını ve asıl olarak da ne yapmaya çalıştığını açık bir şekilde izah ediyor:
"... Anayasa Mahkemesi'nin sanıkların bireysel başvurusunu basın ve ifade özgürlüğü kapsamında ele alması mahkememizce yürütülen kovuşturmayı etkileme ve delillerin değerlendirmesinde mahkememizin takdir yetkisini daraltma sonucunu doğurduğu açıktır."
Bir zamanlar AYM...
Bir zamanlar kararlarını 7'ye 4 mü, yoksa 9'a 2 mi alacağı önceden tahmin edilebilen Anayasa Mahkemesi yerine, 2010'daki Anayasa değişikliği ile üye sayısı 17'ye çıkan ve artık kararları konusunda tahmin yürütmenin zor olduğu bir AYM gelmişti. Kararları kesin olan ve herkesi bağlayan bir mahkemenin hukuk dışı ve 'içe sinmeyen' kararlar alması, hoş bir şey değildi çünkü.
Ancak yapılan değişiklik sonrasında da bazı kritik zamanlarda yine içe sinmeyen kararlarla dikkat çekmeye başladı AYM. Bunlardan en dikkat çekici olanlardan birisi de 2 Nisan 2014 tarihli Twitter Kararı idi.
Mahkeme'nin Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili 25 Şubat 2016 tarihli kararı da benzer şekilde içe sinmeyen bir karardı.
İstanbul 14. Ceza Mahkemesi'nin söz konusu dava ile ilgili gerekçeli kararını özellikle de AYM üyelerinin dikkatle okumaları gerekiyor herhalde. Meselenin kökten halli ise sadece Yeni Anayasa ile mümkün. Denetleyen ama denetlenemeyen kurumların halleri pek iç açıcı değil çünkü...