"Yiyip içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü anlat" derler. Cumhurbaşkanımızın Nükleer
Güvenlik Zirvesi vesilesiyle
gerçekleştirdiği ABD ziyareti
sırasında yiyip içtiklerimizin
anlatacak pek bir tarafı yok.
Sadece ülkemizden gidenlerin
işlettiği mekanlarda nefsimizi
körlettiğimizi söylemek
yeter sanırım.
Gördüklerimizi
anlatmak ise
önemli, çünkü
ibretler arz
ediyor. İbretlerin
en önemlisi,
Cumhurbaşkanımızla
yaptığı
baş başa
görüşme
sırasında gündeme gelmediği halde,
ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye'de medyaya müdahaleler olduğu şeklindeki tuhaf açıklaması. Cumhurbaşkanımızın ABD'li
kanaat önderleri ile yaptığı toplantıda
örnekleriyle dile getirdiği gibi,
Obama'nın tavrı tam da "Aleme
verir talkını kendi yutar salkımı"
cinsinden.
Hemen ulaşılabilen örnekler, batılı ülkelerin çoğunda olduğu gibi ABD'de medya özgürlüğünün esamesinin bile okunmadığını gösteriyor çünkü.
Türkiye'de olsa çok sıradan kabul
edilebilecek bazı hususlarda bile
batılı ve ABD'li mahkemelerin ceza yağdırdıkları ortada iken, Obama'nın
Türkiye ile ilgili söylediği sözler, bazı
mihrakları memnun etme gayretinin
uzantısı belli ki. Washington DC'de
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip
Erdoğan'ın
"Küresel sınamalar ve Türkiye'nin 2023 hedefleri" konulu bir konferans verdiği Brookings
Enstitüsü'nün önündeki manzara
mutlaka anlatılması gerekenlerden birisi.
Ülkemizde özellikle de son
zamanlarda örneklerini çok
gördüğümüz
'benzemezler ittifakı'nın en canlı örnekleri orada
boy gösterdiler. PKK, PYD-YPG ve
ASALA yanında, aralarında selameti
Türkiye'den kaçmakta bulan kişilerin
de olduğu FETÖ-PDY mensuplarından
oluşan 40-50 kişilik bir güruhun,
ülkemiz ve Cumhurbaşkanımız
aleyhine slogan atma konusunda adeta
birbirleriyle yarışmaları, kelimenin tam
manasıyla ibretlikti.
Normal şartlar altında bir araya
gelmeleri ve benzer tezleri savunmaları
mümkün olmayan, ancak herhalde
"Düşmanımın düşmanı dostumdur"
anlayışı ile bir araya gelenlerdi bunlar.
Bu güruh, Brookings önündeki
gösterinin küçük çapta bir benzerini ilk
gün heyetin kalacağı otelin önünde de
yapmaya çalışmıştı.
İlk gün otelin önünde olduğu
gibi
Brookings'in önünde de, çeşitli yerlerden gelmiş vatandaşlarımızın sevgi dolu sloganları sebebiyle, protestocuların bağırıp çağırmaları adeta duyulmadı bile.
Türk-Amerikan Kültür Merkezi
Seyahatin en önemli ayaklarından
birisi ise
Maryland'daki Külliye'nin, yani Türk-Amerikan Kültür Merkezi'nin resmi açılışı idi.
Cumhurbaşkanımızın yapılışına büyük
önem verdiği bilinen
Külliye, ABD ve Kanada'ki Müslümanlar'a hizmet vermesi amacıyla 60 dönüm arazi üzerine inşa edilmiş olup, Osmanlı mimarisini en iyi şekilde yansıtan bir cami, hamam, sergi, konser salonu ve tarihi mimarimizi yansıtan evlerden oluşuyor. 100 milyon dolar civarında
bir rakama mal olan Külliye,
Türkiye Diyanet Vakfı önderliğinde
hayırseverlerin katkıları ile yapılmış. 6
ay önce tamamlanan ve o günden beri
çalışmalarını sürdüren Türk-Amerikan
Kültür Merkezi, şimdiden yoğun
faaliyetlere sahne oluyor.
Özellikle yakın çevrede yaşayan ve çocuklarının dini eğitimi konusunda kaygı duyan Müslümanların büyük memnuniyeti ile karşılanan Külliye, çevrede oturan farklı din ve inanışlardan ABD vatandaşlarından da özel bir ilgi görüyor.