CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Sadede gelin beyler!..

Eklenme Tarihi 17 Mart 2016

Yaşadığımız birçok şey gibi, son Ankara saldırısı da, ülkemizin hali ve istikbali konusunda bizlerden farklı fikirlere sahip birilerinin hedeflerine ulaşabilme konusunda karşılaştıkları güçlüklerle ilgili. Canlı bombaların bağlı oldukları örgüt, emri veren mihraklar ve destekçilerinin saldırı sonrası benzer tavırları takınmaları da, bu sebepten.
Terör örgütü ile bağlantısı bilinen siyasilerin karınlarından konuşurcasına yaptıkları açıklamalar malum. Aynı çizgideki bir yayın organı da, Kandil'deki savaş baronlarının argümanını tekrarlayıp duruyor: "Ankara saldırısı hükümetin savaş politikalarının sonucu; çözüm barış politikalarında." Bu mantığa göre, saldıran teröristlere mukabelede bulunmak, ilçelerde kazılan çukurlar ve oluşturulan barikatlara gerektiği şekilde müdahale etmek 'savaş politikası'; terör örgütünün tepe noktasındakilerin 'ölene kadar oraları terk etmeyin' emri de barış politikası sayılıyor...
Kendisini aydın zanneden birisi, Ankara'daki korkunç terör olayı sonrası güya saldırıyı kınamış ve sözlerini şöyle bağlamıştı: "Erdoğan'la istikrar da olmaz, barış da." Bu mesajla dile getirilmeye çalışılan, aynı kafadakilerce: "Hedefimiz Erdoğan" ya da "Erdoğan istifa etsin" şeklinde ifade edilip duruyor. Rivayetler muhtelif olsa da maksat aynı yani.
Daha öncesi de var tabii. Ama Gezi Olayları ve Kobani bahanesiyle halkın sokaklara dökülmesi, birilerinin sandık kanalıyla alt edemeyecekleri AK Parti'yi değişik yollarla işbaşından gönderebilecekleri hülyasının uzantısıydı. Aynı çevreler, milletimizin yüreğini yakan terör olaylarının 2015 Temmuzu itibariyle yükselmeye başlamasına ve yıl sonuna doğru ortaya çıkan çukurlu, barikatlı öz yönetim saçmalığına da benzer bir ümitle yaklaştılar.

ŞER ODAKLARININ TALEBİ: TESLİM OLUN...
Örgüt, arkasındakiler ve destekçileri, bölgede yönetim zaafiyeti yaşayan Irak ve Suriye gibi, Türkiye'de de akıllarına estiği gibi davranıp, istedikleri gibi neticeler alabilecekleri kanaatindeler. Temel yanlışları, Türkiye'yi sıradan bir ülke olarak görmeleri ve işbaşındaki AK Parti'nin kamu düzeni konusunda bir zaafiyete izin vermeyeceğini hesap dışı tutmaları. Dışardakiler Türkiye'nin tekrar kendisinden istenenleri yapacak bir ülke haline gelebileceğini hayal ediyorlardı. Örgüt, hep hesabını yaptığı kendisine ait bir devletçik peşinde ve ortalığın yeteri kadar karışık olmasını iyi bir fırsat olarak görüyordu. Başta Paralel Örgüt olmak üzere destek olan içerdekiler de, tekrar Eski Türkiye'ye dönülebilirse ödül olarak bol yağlı kemiklere kavuşacaklarını düşünüyorlardı.
Örgüt yöneticileri, siyasetteki uzantıları, onların ardında olan uluslararası mihraklar ve başta Paralel Örgüt olmak üzere destek veren kesimler asıl dertlerini söyleyemiyor olsalar da, mesele bu!.. Bunun dışındaki iddiaların da, işin esasıyla uzaktan yakından alakası yok!..
Barış, demokrasi, insan hakları, vb. bir sürü parlak laf ediyor, ama Ankara'nın ortasında toplumun hemen her kesiminden insanların aralarında bulunduğu insanların katledilmesine bile itiraz edemiyor, lafı eveleyip geveliyorlar sadece.
İşin özeti: Sadede gelip bir türlü söyleyemiyorlar, ama şer odaklarının ortak talepleri şu:
Teslim olun!..
Ancak bütün Türkiye biliyor ki, teröre teslim olmak yok olmak demek...