PYD lideri olarak lanse edilen Salih Müslim, Türkiye'nin vetosu üzerine Cenevre toplantılarına katılamayınca, 'Türkiye bu kadar güçlü mü?' sorusun sormak zorunda kalmıştı. Bu soru, PKK ve PYD'nin Yeni Türkiye'yi değerlendirme konusunda ne kadar büyük bir yanlış içerisinde olduklarını gösteriyordu. Belli ki, 'Türkiye'nin bütün itirazlarına rağmen, ağababalarımız bizi kollar ve rejimle beraber hareket ediyor olsak da bizi muhalif diye dünyaya yutturur' beklentisindeydiler. Rusya, güya DAEŞ'i vuruyormuş gibi yaparak Türkmenleri ve Muhalifleri katletmesi yanında, muhtemelen bizi alıştırmak için yaptığı sınır ihlallerine rağmen uçağının vurulabileceğini beklemiyordu. Bunun gibi İran da, belli ki mezhep taassubu karışmış bir şekilde bölgedeki etkisini artırmak için yaptığı faaliyetler konusunda Türkiye'nin pek ses çıkarmayacağı, arada bir şikayet etse de katlanacağı düşüncesindeydi herhalde. 2011'de başlayan karışıklığın ardından, PYD'ye ülkenin kuzeyini ikram eden Suriye yönetimi de, PKK-YPG unsurlarının Türkiye'yi başını kaşıyamaz hale getireceğini hesaplamıştı belki de... Günü gelip kırmızı çizgileri zorlandığında, Türkiye'nin gereken tepkiyi ve en sert şekilde gösterebileceği ihtimali gündemde yoktu tabii ki. Salih Müslim'in Barış Süreci buzdolabına kaldırılmadan önce Türkiye'ye gelip gitmiş ve bu arada bazı yetkililerle görüşmüş olması, nerede duracaklarını şaşırmış olanların dillerinde bu günlerde. Birileri, bu kişi ve örgütünün gerçek niyeti ortaya çıktıktan sonra bile eskisi gibi münasebetlerin sürebileceğini hayal ediyorlar. Kobani meselesi sonrası dillendirdikleri,
'Suriye'nin kuzeyinde onlara da -yani PKK-PYD'ye- bir devletçik verilsin, ne var yani!' şeklindeki şarkıları eşliğinde hem de. Bu kesimlerin ülkeyi yönetenleri saf zannedip zannetmediklerini bilmiyoruz. Ama, kendilerinin oldukça saf ayağına yattıkları kesin. Bölgeyi domine etmek isteyen güçlerin ortak düşman olarak gösterdikleri DAEŞ ise büyük ölçüde muamma olmayı sürdürüyor. Bütün bu hengame arasında, meydan okuma ve alayla karışık: 'YPG Fırat'ın batısına geçti, geçiyor, geçecek' naraları atıp duruyordu birileri. Derken, Türkiye söylediğini yaptı ve Kırmızı çizgilerini turunculaştırmaya çalışan YPG'yi vurdu...
Ne demişti merhum Mehmet Akif Ersoy:
"
Yumuşak başlı isem,
kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki,
fakat çekmeye gelmez boyunum!"