CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Savaşa girer miyiz?...

Eklenme Tarihi 16 Şubat 2016
Suriye meselesinde Rusya'nın ve İran'ın 'tahmin edilebilir' ve dahası 'beklenebilir' tavırları şaşırtıcı değil. ABD ve Avrupa ülkelerinin ikircikli tavırları da. Bu cümleden olmak üzere başta BM olmak üzere uluslararası kuruluşların 'hamamın namusunu kurtarmaya yönelik' duruşları da anlaşılabilir kategorisinde.
Bütün bu saydıklarımız ve sayamadıklarımız kendileri her ne yaparsa yapsın bunun doğru kabul edilmesi, başkalarının buna rıza göstermesi gerektiği kanaatindeler.
Suriye konusunda her türlü akla ve mantığa aykırı politikaları izleyebilir, uygulamaları yapabilirler. Oraya silah, mühimmat, savaş uçağı ve hatta asker gönderebilir ve içerdeki çatışmalarda kendi menfaatlerine uygun olarak vaziyet alabilirler... Rusya'ya ve İran'a göre, kendileri dışındakilerin bunu yapabilme hakları yoktur. Hele Türkiye'nin, asla!..
Bu iki ülkenin ve çok daha fazlasının üzerinde ittifak ettiği en önemli konu ülkemizle alakalı... Türkiye zinhar Suriye meselesine karışmamalı; sadece içerdeki çatışmalar sebebiyle oluşan mültecilerden payına düşen kadarını -milyonlarca olsalar bile-, ağırlamalı ve oturup onların iaşe ve ibatesiyle meşgul olmalı onlara göre. Ve tabii mültecilerin Türkiye dışına çıkma ve hele Avrupa'ya geçme gayretlerine de kesinlikle mani olmalıdır. Bunun kabul edilemez, dahası saçma olduğunu onlar da biliyorlar tabii. Ancak en azından denemeye değeceğini düşündükleri için de deniyor ve yanıldıklarını da anlıyorlar.

Ne işleri var Suriye'de?

Bu saçma-sapan hikayenin ülkemizdeki alıcıları da mebzul miktarda maşallah. Eski Türkiye'de yaşadıklarını zannettikleri için, sisteme mensup ülkelerin arzularını emir telakki ediyor bu güruh.
Batılılar söylüyorsa doğrudur mantığı ile konuya bakıyor ve 'ne işimiz var Suriye'de?' ve benzeri 'safça' sorularla güya kamuoyu oluşturmaya da çalışıyorlar. Oysa azıcık kafaları basabilse: 'Diğer ülkelerin ne işleri var Suriye'de?' demeleri gerek...
Dışardakilerin harita bilgisi konusunda şüphemiz yok. Çünkü onlar bu haritaları yüz yıl önce masa üzerinde cetvelle çizenlerin torunları. Dahası kendi menfaatlerine göre yeniden çizmeye de kararlı gözüküyorlar. Ancak içimizdeki 'saf' kesimin Suriye'nin haritadaki yeri, Türkiye ile olan sınırının uzunluğu ve diğer bütün ülkelerin bu ülke ile sınırı olmadığının farkında olup olmadıkları, ciddi bir mesele.
Yine Suriye'deki gelişmeler sebebiyle muhatap olduğumuz yaklaşık üç milyon mülteci ve bu sebeple bütçemizden giden 9 milyar dolar konusu onları ilgilendirmiyor tabii. Çünkü bunun için formülleri açık: 'Almazsın ülkeye, gelenleri de gönderirsin olur biter', diyorlar. Muhacir-Ensar ve 'bereket' konusuna Fransız olmaları yanında, bu kadar uzakta olan Avrupa ülkelerinin telaşına bakıp, mülteci meselesinin öyle 'almazsın' demekle bitmeyeceğini düşünemiyorlar zahir.
Hepsini herkesin bildiği bu hususlar, Türkiye'nin Suriye meselesinde takındığı tavrın önemli parametreleri. 'Suriye sebebiyle bir savaşa girer miyiz?' sorusunun cevabı da buralarda bir yerlerde. Özeti ise şu: Suriye ile ilgili olarak savaşa girseydik, çoktan girerdik... Ve hem 'yaşananlar da bir tür savaş' zaten...