Gerek Demirtaş ve gerekse Lavrov, gerçekte olup biten üzerine değil, bunları nasıl görmek istedikleri üzerine laflar etmişler daha çok.
Rusya Dışişleri Bakanı, uçak düşürülmesi ile ilgili olarak "Mevcut Türk hükümetinin planlanmış eylemi" benzetmesi yapmış mesela...
Tabii, Türk hava sahasını ihlal etmesi ve bu arada uyarılara da aldırış etmemesi sebebiyle vurulan Rus uçağı olayını, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin nasıl planlayıp icra ettiği konusuna açıklık getirmemiş Lavrov.
Herhalde kibarlık olsun diye, 'ne diyorsunuz kardeşim siz, ne planlanmış eylemi?' diye sorma ihtiyacı hissetmeyen Selahattin Demirtaş da: 'Rus uçağının düşürülmesinin doğru bir karar olmadığını' söylemiş.
Lavrov'un, planlanmış eylem sözüne açıklık getirmediği gibi, Demirtaş da uçağın düşürülmesinin doğru bir karar olmadığını söylerken, bu durumda başka ne yapılabilirdi konusuna girmemiş.
Demirtaş'tan: 'O uçak oralarda ne arıyordu?' sorusunu sormasını bekleyemeyiz. Ama TBMM'de temsil edilen bir siyasi parti adına orada olduğuna göre, söz konusu uçağın çevredeki bütün uçaklar tarafından duyulan uyarılara neden aldırmadığını olsun sorabilirdi diye düşünüyor insan. Bu durumda, uçağın düşürülmesinin 'mevcut Rusya Hükümeti'nin planlanmış bir eylemi olması' ihtimali akla geliyor çünkü.
Suriye'deki gelişmelerin bundan sonra alması istenen şekli konusunda benzer görüşlere ve beklentilere sahip oldukları anlaşılan Lavrov ve Demirtaş, görüşmenin gizli bölümünde bu konuyu da konuşmuşlardır belki, kim bilir...
'KORİDOR' RÜYASI...
Rusya, Suriye'ye müdahil olmaya başladığı günden beri bombalarının yüzde 90'ını Suriyeli muhalifler ve Türkmenlere karşı kullandığına göre, Lavrov'un DAEŞ'le mücadele konusunda söylediklerinin, herhangi bir anlamı olmadığı malum. Bunun böyle olduğunu en iyi bilenlerden birisi de Demirtaş.
Dolayısıyla, "DAEŞ tehdidine karşı karada savaşan Iraklı ve Suriyeli Kürtlerin olduğunu çok iyi biliyoruz...
Nasıl Hristiyanların, Yezidilerin, diğer azınlıkların topraklarında kalma, atalarının topraklarında yaşama hakkı varsa, onların da hakları var" diyen Lavrov'a, kısık sesle olsun: "Peki ya Türkmenler, onların da hakları var mı?" sorusunu sormuş mudur, dersiniz...
Rusya, karanlıkta kaybettiğini aydınlıkta arayabilecek kadar aptal olmadığına göre, DAEŞ yerine muhalifleri ve Türkmenleri vurarak bölgeyi kendi menfaatlerine uygun şekilde dizayn etmeye çalışıyor. Demirtaş ve onun gibi düşünenler de, güya DAEŞ'e karşı beraber savaştıkları Rusya'nın, Suriye'nin Kuzeyinde bir koridor oluşturmaları konusunda kendisine yardımcı olacağı ümidi besliyorlar anlaşılan. Bunun ham bir hayal olduğunu bile bile...
Böyle bir şey olmaz, ama diyelim ki oldu. 2004'e kadar ülkesindeki Kürtlere kimlik bile vermeyen Esad, Rusya'nın yardımıyla tekrar duruma hakim olabilirse, Suriye'nin kuzeyi konusunda ne yapar dersiniz?..