Mevcut kanunlar muvacehesinde adı geçen televizyonlara ceza veriliyorsa, benzer şekilde yayın yapan televizyonlara da ceza verilmesi gereği, meselenin bam teliydi.
Ceza vermeyi esas alamayacağımıza göre, konuyu şöyle aktarmak belki daha uygun: Diğer televizyonlara ceza tatbik edilmiyorsa, adı geçen televizyonlara da ceza verilmemeliydi. Tabii eğer bahsi geçen kuruluşların görevleri arasında A Haber, 24, TV Net, Ülke ve TGRT Haber'i özel olarak cezalandırmak gibi bir madde varsa, söylenebilecek bir şey yok...
YSK'nin çoğu zaman RTÜK'ün değerlendirmelerini de kaale almayarak verdiği cezalar, esas itibariyle 'tuzun kokması' deyimini hatırlatan bir durum. YSK, alanında son merci çünkü. Yani YSK kararlarını tartışamıyor, temyiz edemiyor; içinize sinse de sinmese de, uyguluyorsunuz. YSK'nın verdiği cezaların adaletsizliği tartışılırken, A Haber'e RTÜK tarafından verilen bir para cezası, kafaları iyice karıştırdı. Kurul, A Haber'in yayımladığı bir haberle alakalı olarak, uzman olarak kabul ettiği için danıştığı kendi içindeki İzleme ve Değerlendirme Dairesi'nin: "A HABER'in söz konusu yayınında 6112 sayılı Kanun açısından bir ihlalde bulunulmadığı" şeklindeki raporuna rağmen "İdari Para Cezası" kararı aldı.
Geçerli formül: (5'e 4)
Cezaya konu olan haber, Cumhurbaşkanlığı'nın Beştepe'deki külliyesiyle uğraşması ile tanınan bir gazete sahibinin, kaçak inşa ettiği garajına İBB'nin aldığı yıkım kararı ile ilgili. RTÜK İzleme ve Değerlendirme Dairesi'nin de belirttiği gibi, kamu menfaatini esas alan ve tamamen objektif olan haberde; yalan, yanlış, küçük düşürme yok. Ancak Üst Kurul her nedense, "6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; '...kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez' hükmü ihlal edildiği" iddiasıyla haberden dolayı ceza vermiş.
Bir zamanlar AYM kararlarıyla ilgili olarak (9-2) ya da (7-4) tahminleri yapılıyordu. RTÜK'de ise (5'e 4) formülü geçerli. Karar, CHP, MHP ve HDP kontenjanından üye olan 5 kişi tarafından, AK Partili 4 üyenin muhalefetine rağmen alınmış. RTÜK'ün YSK gibi son merci olmayışı ve kararlarının mahkemeye taşınabilmesi bir teselli vesilesi. Ancak o makamlarda bulunanların 'biz yaptık oldu' anlayışı ile karar vermeleri, üzücü.
YSK ve RTÜK'ün indi mülahazalarla verdikleri adaletsiz cezalar dolayısıyla, Hükümet gerekeni yapacaktır tabii.
Ancak bu haksız ve adaletsiz kararlara imza atanlar, itibar kaybına uğrayacaklarını neden düşünmezler, bilinmez...