CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Filler tepişirken ezilen çimenler

Eklenme Tarihi 23 Kasım 2015
Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında milyonlarca insanlarını kaybeden Batılı ülkelerin, kendi aralarında ülke topraklarını ve insanlarını etkileyecek savaşlar yapmayıp, meselelerini egemenlik altında bulundurdukları başka topraklarda halletme kararı aldıkları söylenir.
Yani beyazların topraklarında kesinlikle savaş yapılmayacak, bir mesele varsa çatışma siyahların memleketlerinde yapılacaktır.
Böyle bir karar var mıdır, bilinmez. Ama özellikle de İkinci Savaş'tan sonra böyle davranıldığı açık.. Batılı emperyalistler aralarındaki çekişmelerde doğrudan ya da dolaylı egemenlikleri altında bulunan ülkeleri çatışma alanı olarak kullanıyorlar artık. Yani 'filler tepişirken çimenler eziliyor'.
Suriye'de yaşananların Suriye halkı açısından anlamı, bu ülke insanının eli kanlı bir diktatörden kurtulmak istemeleridir.
Ama Suriye'de yaşananlarla ilgili olarak Rusya'nın, Çin'in, AB ülkelerinin, ABD'nin hesaplarının neler olduğu konusu uzun bir liste tutar.
Bu ülkeler Suriye üzerinden birbirleri ile çatışmakta, arada olan da Suriye insanına olmaktadır.
Filler tepişmekte, çimenler ezilmektedir yani. Irak, Suriye, Filistin ve hatta Türkiye'de çatışmaların, yaralanma ve ölümlerin son derecede sıradan; ama mesela Fransa'da yaşananların aşırı derecede dikkat çekici olması, Batılı ülkeler açısından normal sayılsa da, artık bizim de normal karşıladığımız bir durum oldu.
Fransa'da yaşanan terör olaylarında 132 kişinin hayatını kaybetmesi tabii ki acı bir olay.
Ama Irak, Suriye ve Filistin başta olmak üzere dünyanın birçok coğrafyasında hemen her gün hayatlarını kaybeden bir o kadar insan konusunda ne diyeceğiz ki?..

Onlarınki can da...
Çok sayıda insanın hayatlarını kaybettiği coğrafyalarda çatışma hali yaşandığı, dolayısıyla ölümlerin normal olduğunu söylemek, meseleyi izah etmekte yeterli değil.
Çünkü ölenlerin ve mağdur olanların çoğunluğu sivillerden, kadın ve çocuklardan oluşuyor.
Dahası çatışmanın aktörleri de tam olarak ne için savaştıklarının farkında bile değiller. Çatışma alanlarını bir an için görmezden gelsek bile, ağırlıklı yükünü Türkiye, Ürdün ve Lübnan'ın taşıdığı mülteciler meselesinde Batılı ülkeler tarafından takınılan tavır, akıl durduracak nitelikte.
Batılı ülkelerin menfaatleri için birbirleri ile çatışan taraflar ve nihai olarak yine Batılı ülkelerin menfaatlerine uygun davranan terör örgütleri sebebiyle yerinden yurdundan olan insanların, Batı'ya ulaşabilmek ümidiyle açıldıkları sularda ölmeleri bile vukuatı adiyeden sayılıyor.
Paris'te hayatlarını kaybedenler için üzülmek normal; ama anlamsız bir savaşın sürdüğü ülkelerinde ölen sivilleri ve özgürlüğe ulaşabilmek uğruna Ege'nin ya da Akdeniz'in mavi sularında hayatlarını kaybedenleri zikretmek bile gereksiz sanki.
Oysa tıpkı Paris'tekiler gibi, Irak'ta, Suriye'de, Filistin'de, Türkiye'de ve Ege'nin, Akdeniz'in soğuk sularında ölenler de birer insan. Bir vatandaşlarının burnu kanadığında ortalığı velveleye veren, ama dünyanın başka coğrafyalarında hayatlarını kaybeden on binleri, yüz binleri ve hatta milyonları görmezden gelenler için deniz yavaş yavaş bitiyor gibi.
Ne kadar sakınıyor olurlarsa olsunlar, ateş oralara da uzandı artık...