1 Kasım'la alakalı söylenebilecek en güzel söz Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun sosyal medyada yayımladığı
'Elhamdülillah!' idi... Evet, Elhamdülillah... 1 Kasım'da muhteşem bir şey oldu: Yapılan seçimde
AK Parti, dolayısıyla Türkiye kazandı. Sadece Türkiye değil, aslında bulunduğumuz bölgenin insanı kazandı ve dahası Ümmet de kazandı. Türkiye kazandı; çünkü içeriden ve dışarıdan birtakım mihraklar sayesinde
görünüşte AK Parti'nin tek başına iktidarını engellemek, ama aslında ülkenin huzur ve istikrar içerisinde yaşamasına mani olmak için çabalayanlar, yenildiler. 1 Kasım'da 7 Haziran'dan daha iyi(!) netice alabilecekleri yönünde hesap yapanlar,
Milletin Sillesini yediler. Gözlerimizin içine baka baka sürekli yalanlar söyleyen ve kendilerini her nedense imtiyazlı gördükleri için, 'biz böyle düşünüyoruz, siz de mutlaka böyle düşünmelisiniz, çünkü biz böyle istiyoruz' havasına girenlerin tamamının başları önlerine düştü... Türkiye'yi öncelemeyen,
ülkemiz üzerinde hesapları olduğu açık olan dış mihraklarla kucak kucağa bulunmaktan çekinmeyen siyasetçiler, medya mensupları, akademisyenler... Milletimizin basireti sayesinde uzun süre unutamayacakları bir ders almış oldular böylelikle. Hizmet için oluşturdukları plan ve projelerle değil, hizmet etmek için yola çıkmış kadroları oluşturmaya çalıştıkları algılarla düşmanlaştırarak bir yerlere ulaşmak istedikleri için, yenildiler. Bölge insanı kazandı, çünkü Türkiye'nin açtığı ve sürdüreceği kesin olan çığırı, bölge ile ilgili planlarına aykırı bulan
emperyalistler, ülkemizi tökezleterek bölgeyi daha rahat sömürme hesapları yapıyor ve güç birliği yaptıkları
içimizdeki beyinsizleri de bu gaye için tepe tepe kullanıyorlardı. İçeride teröre terör, terör örgütüne de terör örgütü diyemedikleri gibi; dışarıda da
emperyaliste emperyalist, darbeye darbe, ülkesine kan kusturan ve halkına ölüm yağdıran diktatörlere diktatör diyemeyen 'içimizdeki beyinsizlerin' yenilgisi, bölgenin geleceği açısından da büyük bir ümit.
GERÇEK ALGIYI YENDİ...
Ümmet kazandı, çünkü uzun bir fetret döneminden sonra çeşitli vesilelerle
ülkemizle buluşan, tanışan ve kaynaşan Müslüman Topluluklar, İslam Kardeşliği temelinde kurulan ilişkilerin kesileceği korkusundan kurtuldular. İslam'ı yanlış tanıtmak ve böylelikle mümkün olduğu kadar geriletebilmek için kurulan uluslararası tuzaklara dur diyebilecek bir kadronun
'tek başına işbaşına' gelmiş olması, Ümmet Coğrafyasındaki sevincin temel sebeplerinden.
7 Haziran'da sağlanan seçim sonucu olgulardan daha çok, birilerinin yalanları üst üste yığarak oluşturdukları algıların neticesiydi. 1 Kasım'da, birilerinin beklediği olmadı ve gerçekler, yani olgular birilerinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu algıların önüne geçti. Her ağızlarını açtıklarında demokrasiden barıştan, insan haklarından, özgürlüklerden bahseden birilerinin, bu kavramların ifade ettiği değerlerle uzaktan yakından alakaları olmadığı, sadece gösteriş yaptıklarının ortaya çıkması belki zaman aldı, ama eninde sonunda işin gerçeği anlaşıldı. Elhamdülillah, insanımız Batı kaynaklı ve destekli menfaat şebekelerinin oyununa gelmedi ve yapması gerekeni yaptı.
Ülkemizle alakalı olarak herhangi bir şekilde 'hayır' murat etmeyecek olan mihrakların ve onlarla beraber iş tutan 'içimizdeki beyinsizlerin' hesaplarını başlarına geçirdi...
Elhamdülillah!..