CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Uşaklar ve efendileri...

Eklenme Tarihi 25 Haziran 2015
Kendilerini seçkin olarak kabul edenler için eskiden işler çok kolaydı. Seçmenler tarafından seçilenler işi ciddiye alıp seçkinlerin değil de, halkın takdirini kazanacak şekilde icraat yapmaya kalkışırlarsa, fren-takoz mekanizmaları harekete geçirilir ve işler tekrar eski haline getirilirdi.
Beklenmedik terslikler olması durumunda da, askere davetiye çıkarılır, artık duruma göre; muhtıra, ihtilal ya da darbe ile tekrar başa dönülürdü.
Şimdilerde öyle değil. Tam anlamıyla oturduğu söylenemese de, demokrasi kurum ve kurallarıyla işliyor ve işler seçkinlerin arzu ettiği şekilde değil de, daha çok milletin tercihlerine göre yürüyor. Ülkemiz vatandaşları periyodik olarak sandık başına giderek, kendini yönetenleri ve yönetme niyetinde olanları tartıp değerlendiriyor ve oylarını da buna göre kullanıyorlar.
İşte işlerin karıştığı nokta, tam da burası. Seçmenlerin hiçbir zaman seçkinlerin arzu ettiği istikamette oy kullanmaması, birilerini kelimenin tam manasıyla deli etmeye yetiyor. Bundan sonrası ise, kişinin durumuna göre değişiyor. Kimileri çaresiz bir şekilde yutkunup heveslerini bir sonraki seçime ertelerken, kimileri de 'ne olursa olsun' diye düşünüp, içlerinden geçeni açıkça söylemeye başlıyorlar..
Mesele gayet basit aslında. Türkiye'nin seçkinlerine göre, demokrasi sadece kendi dedikleri olduğu zaman güzeldir. Yoksa demokrasiyi kelime manası olarak alıp uygulamaya kalkışır, yani işi halka bırakırsanız, halk uygun olmayan seçimler yapar ve ortalık karışır. Prof. Ersin Kalaycıoğlu'nun bir TV programında sarf ettiği ve ciddi tepki toplayan sözleri, ait olduğu kesimin düşünüp de dile getirmekte zorlandığı şeyleri cesurca dile getirmesi aslında.

Seçmen iradesi yokmuş

Şu anda koalisyon konusunda yaşandığını varsaydığı çıkmazın seçmenin hatası olduğunu savunan Kalaycıoğlu, "10 Ağustos'ta yanlış yapan seçmen 2015-2019 arasını krize sokmuştur.
En başta Erdoğan'ı cumhurbaşkanı seçmekle hata yaptılar"
diyor.
Programın sunucusunun itirazı üzerine de esas derdini şöyle açıklıyor: "Seçmenin iradesi diye bir şey yok, öyle saçma şey olur mu?.." Kalaycıoğlu yüzde 41 oy alan AK Parti'nin değil, yüzde 25 oy alan CHP'nin bir hükümet kurması gerektiğini düşünüyor. Yani, CHP'nin aldığı yüzde 25, AK Parti'nin aldığı yüzde 41'den daha değerli ona göre.
Halkın yüzde 52'sinin oy vererek Recep Tayyip Erdoğan'ı seçmesi de yanlış ona göre. Çünkü Erdoğan, Kalaycıoğlu ve benzerlerinin arzu ettiği şekilde yönetmiyor ülkeyi ve belli ki o şekilde de yönetmeyecek. O zaman halkın yaptığı yanlış oluyor.
7 Haziran seçimleri öncesi İngiliz The Guardian da şöyle diyordu: "Tam Batılılaşmamış, yoksul Müslümanların kendi ülkelerini yönetmelerine izin verilemez." The Guardian'ın bu yorumunu Prof. Kalaycıoğlu'nun sözleri ile yan yana getirilirse, meseleyi anlamak kolaylaşır.
Esas mesele, iflah olmaz bir aşağılık kompleksi ile malul olan seçkinlerin, ülkeyi yönetme hakkının efendileri tarafından kendilerine verildiğine inanmaları... Efendilerinin emirlerinin çiğnendiğini düşünen uşaklar, Milletimizin iradesini yok saymaya
çalışıyorlar yani...