CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Türkiye'nin 'Ortadoğu' fırtınası

Eklenme Tarihi 15 Ocak 2010
Jeopolitik, bir ülkenin coğrafi durumuyla devletin siyasi durumu arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalıdır.
Bulunulan coğrafya ve sahip olunan tarihin doğru anlaşılarak, dünyaya bakış açısı oluşturulması gerekiyor.
''Türkiye bir Avrupa ülkesidir, Asya derinliği vardır, Balkan, Kafkas, Ortadoğu, Karadeniz, Doğu Akdeniz, Körfez ülkesidir.
Mevlana'nın deyişi ile pergeli Ankara'ya koyup alemi şöyle bir dolaştığınızda, bin kilometrelik alan içinde 23 ülke, 3 bin kilometrede 77 ülke ve her bir ülke ile olan yakın ilişkilerimiz. Radarlarımızın sürekli açık kalması gerekiyor. Bir an bu radarlarda durma olduğunda, bir an oralardaki haber kanallarımız veya oralardaki olayları takip etme kapasitemiz daralırsa sadece o bölge, o ülke ile ilgili değil, bütün Türk dış politikasında iltihap ortaya çıkar.''
Bu sözler, Dışişleri Bakanı Davutoğlu'na ait.
Bu coğrafya ve bu tarih bizim için hem büyük bir risk alanı olarak değerlendirilebilir, hem de büyük bir avantaj, büyük bir potansiyel olarak.

Erdoğan Elbistan'da

Başbakan Erdoğan'ın Rusya hamlesi uluslararası platformda geniş şekilde konuşulurken, Türkiye fırtınası sürüyor.
Erdoğan, 19-20 Ocak'ta Suudi Arabistan'a gidiyor. Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdülaziz ile görüşecek olan Erdoğan, Ortadoğu halısına yeni eklemeler yapacak.
Erdoğan, Uluslararası Kral Faysal Ödülü'ne de layık görülmüştü. Ancak ödül töreninin Mart ayında gerçekleşeceği belirtildi.
Suudi Kralı Abdullah'ın yaptığı önemli bir konuşma 31 Aralık günü gazetelere yansımıştı.
Suudi Kralı Abdullah "Türkiye'nin Körfez ülkeleri nezdinde büyük değeri vardır. Suudi Arabistan nezdinde kuvvetli bir mevkiiniz vardır" demişti. Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın, 8 Ağustos 2006 tarihinde 40 yıl aradan sonra ilk kez Türkiye`ye gelmesi ile gelişen. Türkiye-Arabistan dostluğunun şifresi buradadır.

İstikrarlı bölge
Bugün Ortadoğu bölgesinde iki tane istikrarlı ekonomik havza var. Biri, Dubai ve Katar'ın da oluşturduğu Körfez işbirliği konseyi denen havza diğeri ise Türkiye.
Bu iki havzanın arasında uluslar arası camiayı dikkate almayan İsrail'in oluşturduğu, Gazze dramı ile gözlenen istikrarsız bir şerit var.
Ankara, bu iki ekonomik havza arasında ilişkileri geliştirme çabasında. Bir taraftan yeni Ortadoğu dinamiği ortaya çıkıyor diğer yandan İran'ı dengeleme girişimi sürüyor.
Mısır dikkatle gelişmelere bakarken, Suudi Arabistan-Ürdün-Türkiye arasında artan ilişkiler bu açıdan da okunmalıdır.
Yeni bir dış politika rotası. Körfez bölgesi.
Suudi Arabistan'ın da bölgesel bir güç olma hedefi var. Suudilerin körfezdeki Arap yönetimleri ile ilişkileri son birkaç yıldaki bölgesel değişikliklerin oluşturduğu yöne gelişiyor.
Türkiye-Suriye yoğun ilişkisi Suudi Arabistan- Suriye ilişkilerinin artışında büyük rol oynamaya başladı. Türkiye'nin İsrail'e karşı izlediği, Ortadoğu'da barış hamleleri bu ilişkiler ağının yeni dinamikler kazanmasına yol açıyor.
Dünyanın ikinci güçlü devleti Rusya'nın İran'ın en büyük müttefiki olması, Ortadoğu planlarının Türk iye'siz yapılamayacağına işaret ediyor. Bu noktada, Suudi Arabistan'ın İsrail'e karşı birleşik bir körfez cephesi kurulması hamleleri sürüyor.
Çünkü 1200'lerden yani Hatimiler döneminden beri İslam dünyasına Sünniler hakim. Hatimi'lerden bu yana ilk kez Şiilik bu coğrafyada egemen güç olma imkânını arttırıyor.