CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Türkiye'nin 'Ortadoğu' fırtınası

Eklenme Tarihi 17 Ocak 2010
İki büyük şairimiz, Yeni Türkiye'yi adeta yıllar önce görmüş.
Mehmet Akif Ersoy, "Zulmü Alkışlayamam" ve Sabahattin Ali, "Aldırma gönül aldırma" diyerek veciz şiirlerini yazmışlar.
Yaşadıkları günleri ve geleceği anlatmışlar.
Türkiye, tarihi günler yaşıyor. "Yeni Türkiye" emin adımlarla kuruluyor.
"Yeni Türkiye", daha demokrat, daha başı dik, daha gururlu. Dünyanın her yerinde mazlumun yanında, gaddarın düşmanı.
Yaşadığımız olaylara bakarak, bu şiirleri tekrar okuyalım.
Çünkü günümüzde zalimler var. Onları alkışlayanlar var. '

Zulmü alkışlayamam'

Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!
- Boğamazsın ki!
- Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
(Mehmet Akif)
Başbakan Erdoğan, bu iki şiiri çok sever ve olaylara göre, heyecanla gündeme getirir.
Başbakan, şiirle mesajını veriyor: "Bu milletin çok önemli bir hasleti var. Tarih boyunca bu millet her zaman mazlumun, haklının, doğrunun, barışın, adaletin yanında olmuştur. Ne diyor İstiklal Marşı'nın şairi; 'zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem. Gelenin keyfi için geçmişe asla sövemem. Yumuşak başlıysam, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki fakat tekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim
Onu dindirmek için kaç kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım çiğnerim, çiğnenirim. Hakkı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu.'
Nerede mazlum, orada Türkiye.
İşte bu ruhla, bu felsefeyle, bu anlayışla hareket ediyoruz. Nerede mazlum varsa, ezilmiş varsa uluslararası kurallar çerçevesinde, diplomatik kurallar çerçevesinde Türkiye oradadır, bu millet oradadır.
Yardım örgütleriyle oradadır. Barış gücü askerleriyle oradadır. Devlet, arabulucu, barış elçisi olarak oradadır. Gerektiğinde de tavrını tam manasıyla ortaya koyarak oradadır. Ama birileri karşımızda yüksek sesle konuşabilir. Yüksek sesle konuşmak haklılığın değil, suçluluğun ifadesidir. Yeter ki siz gerçekleri anlatın, konuşun o zaman göreceksiniz ki insanlık buna çok daha farklı yaklaşacak." '

Aldırma gönül aldırma'

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül, aldırma
Dışarıda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül, aldırma
Görmesen bile denizi
Yukarıya çevir gözü
Deniz dibidir gökyüzü
Aldırma gönül, aldırma
Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah
Görecek günler var daha
Aldırma gönül, aldırma
Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Ceza yata yata biter
Aldırma gönül, aldırma
(Sabahattin Ali)

Başlar öne eğilmeyecek

Zalimlere , bu şiirle mesajı veriyor: "Şair, 'Başın öne eğilmesin, aldırma gönül, aldırma' diyor. İşte bunu söylüyoruz, bu milletin başı öne eğilmeyecek. Kim ne derse desin, 'Aldırma gönül, aldırma' diyorum. Kimse bu ülkeyi, ülkelerden bir ülke gibi değerlendiremeyecek. Yurt içinde, yurt dışında benim vatandaşım kendini, yalnız, kendisini itilmiş, horlanmış, ötelenmiş hissetmeyecek.'