CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Türk ordusu Orta Afrika'ya

Eklenme Tarihi 23 Şubat 2014
Yüzyıl sonra, Mehmetçik Orta Afrika yolunda...
Orta Afrika Cumhuriyeti'nde Hıristiyanların Müslümanları katletmesinin önüne geçmek üzere BM-AB, Türkiye'den askeri destek istedi.
Erdoğan hükümeti, askeri ve sivil boyutlu yardıma hazır olduğunu açıkladı.
Bu jeopolitik-stratejik gelişmeyi nasıl okumak lazım?
Afrika bizim için uzak bir yer değildi. 15'inci yüzyıldan 19'uncu yüzyılın sonuna kadar Osmanlı'nın Afrika'yla çok yakın ilişkileri vardı. Bu ilişkiler, İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı'yı bitirmesinden, Cumhuriyet'in kendi içine döndürülmesinden bu yana kesilmişti.
Osmanlı-Türk İmparatorluğunun yüzyıllarca yakından ilgilendiği topraklara, elimizin-kolumuzun uzanmaması için çok uğraşılmıştı. Osmanlı'dan bu yana; yakın coğrafyamızda kardeş kavgaları hiç bitmedi.
100 yıl sonra emperyalist ülkelerin kalkanları kırılmaya başladı. Düzen kurmak için yine Türkiye'ye muhtaç oldular. Çünkü İmparatorluk mirası üzerine kurulan Türk ordusunun, Arnavutluk, Kosova, Bosna Hersek, Makedonya, Azerbaycan, Filistin, Afganistan, Lübnan gibi Osmanlı coğrafyasına ait bölgelerde coşku ve gururla karşılanmasının sebebi, tarihin derinliklerinde yatıyordu.
Yüzyıl sonra Mehmetçik'in, Orta Afrika yolunda olması bir milattır.

Onlar sömürgeci

Afrika, sömürgecilik döneminin derin izlerini taşımaya devam ediyor. Afrika'nın içyapısal sorunları, fakirlik, siyasi istikrarsızlık, iç savaşlar, kötü yönetim, yolsuzluk, altyapı eksikliği, verimsizlik, Afrika kıtasının hakiki potansiyelini gerçekleştirmesine imkân vermiyor.
Batılı büyük ekonomilerin çikolata, elmas gibi lüks tüketim malzemeleri, uranyum gibi Afrika'nın değerli madenleri yok pahasına satılıyor ve Afrika ekonomilerine ciddi bir katkı sunmuyor. Afrika'ya yardım adı altında uygulanan uluslararası ekonomi ve yardım programları, yeni sömürge ve istismar ilişkileri doğuruyor.
Önümüzdeki süreci okuyan ve yakın coğrafyasındaki yüzyılların mirası topraklardaki kılcal damarlara kan vermeye çalışan yeni bir devlet ve siyaset dinamiğini ortaya koyan, Gül-Erdoğan-Özel'de şekillenen MİLLİ İKTİDAR, Afrika'nın derinliklerine açıldı. Bu stratejik bakış, Türk dış politikasının çeşitlenmesinin ve farklı jeostratejik havzalarda derinlik kazanmasının hem de Afrika'nın 21'inci yüzyılda artan önemine işaret ediyordu.
Yakın zamana kadar Türkiye'nin bütün Afrika'da 12 tane büyükelçiliği vardı. Bu sayı bugün itibarıyla 34'e ulaşmış durumda. Böylece ülkemiz, Afrika kıtasında en fazla diplomatik temsilciliği bulunan ülkelerden biri oldu.
Orta Afrika Cumhuriyet'i, Fransa sömürgesiydi. 1960 yılında bağımsızlığına kavuştu. Orta Afrika'nın nüfusu 5 milyon ve bunun yüzde 40'ı Hıristiyan, yüzde 30'u Müslüman, yüzde 30'u ise eski Afrika dinlerine mensup topluluklar.
Orta Afrika Cumhuriyeti son günlerde siyasi, dini ve insani bir kriz ile çalkalanıyordu. Krizin boyutları giderek büyüyor ve ülkede işler karmaşık bir hal alıyordu. Fransa'nın askeri varlığı şiddeti azaltmaktan çok daha da fazla tırmandırıyordu. Tarafgir tutumları, Hıristiyanlar ile Müslümanları kutuplaştırarak iki dini karşı karşıya getiren tehlikeli bir yere gelmişti.
Müslüman topluluklar Fransa'yı eleştirmeye, sokak protestoları ile tepkilerini gösteriyordu.

SONUÇ: "Sular yükselir, balıklar karıncaları yer. Sular çekilir, karıncalar balıkları yer" Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Gabon Parlamentosu'ndaki (6 Ocak 2013) konuşmasında naklettiği bu Afrika sözü, derin bir tarih perspektifinin ifadesidir. Ve Türkiye'nin Mehmetçiği barış için, düzeni sağlamak için, şimdi çare olarak Orta Afrika'ya davet ediliyor.
Onlar sömürüyor. Biz barışı sağlamak için gidiyoruz.