CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

PKK'nın arkasında kimler vardı, kimler kaldı?

Eklenme Tarihi 04 Ocak 2010
Taktik, muharebe kazanma; strateji ise savaş kazanma sanatıdır. Türkiye yıllardır PKK terörüyle uğraşıyor ve bütün politikasını bunun üzerine bina ediyordu. 2009 yılına kadar hep taktik adımlar atıldı. Demokratik açılım projesi ile uzun vadeli bir çözüm stratejisi devreye girdi.
Uygulanacak strateji kendiliğinden beliriyordu; tarih boyunca birlikte yaşadığımız Kürt kökenli vatandaşlarımızın gönlünü kazanacak politikaları, tüm baltalama girişimlerine rağmen hayata geçirmek. Açıkça görülüyor ki tedbirlerin acil olanı teröristle mücadele. Daha geniş olanı terörle mücadele; kalıcı olanı ise teröre yol açan olumsuzlukların ve zaafların insanî, fikrî, manevikültürel ve sosyo-ekonomik tedbir bütünlüğü içinde giderilmesi. Bu nedenle, terör örgütünü ve yaşam bulmasını sağlayan vasatı ortadan kaldıracak kapsamlı bir askeri, siyasi, diplomatik, iktisadi ve kültürel proje devreye sokuldu.

Açılımın etkisi

Terör kavramını yakından tanıyan bir ülke olan Türkiye, demokratik açılımla atmış olduğu adımların karşılığını almaya başlamıştır. Terörle mücadelenin askeri etabında elde edilen kazanımların yanı sıra psikolojik noktada da Türkiye, terör örgütü PKK ile mücadelesinde istediği noktaya doğru ilerlemektedir. Örgütün bu süreçte içteki ve dıştaki kaynaklarının bitmesi yani örgütün yalnızlaştırılarak işlevsizleştirilmesi, devlet olarak Türkiye'nin terörle mücadelesine önemli katkılar sağlamaktadır. Örgütün kaynaklarından kastedilenler ise ülke içerisindeki milis ve illegal yapılanma, PKK'nın bölge halkı üzerinde etkili olmada kullandığı kavramsal argümanlar ve bölgemizde zaman zaman teröre destek veren ülkelerin bulunmasıdır. Türkiye terörle mücadele ederken yukarıda sayılan handikapları da avantaja çevirmeye başlamıştır.

Dış boyut

Terör örgütünün arkasında kimler vardı?
İstihbarat raporlarına göre, "terör örgütlerinin arkasında 28 devlet vardı." Ve bunların çoğu müttefikimiz. Bir kısmı gizlice, bir kısmı aleni, bir kısmı görmezden gelerek, bir kısmı kendi menfaatleri uğruna, bir kısmı bize düşmanlık adına, bir kısmı iyice sinsi ve fark edilmesi zor biçimde; ABD, Fransa, Almanya, İsrail, İngiltere, İsveç, Hollanda, Ermenistan, Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi, bir süredir tamamen kesilse de zamanında Rusya, Suriye, İtalya terörist PKK'yı desteklediler ve bir kısmı da destekliyor.
PKK'yı destekleyen "bir numaralı ülke" olarak ABD'yi görüyor kamuoyu. Irak'ı işgal ettiği halde Kuzey Irak'ta teröristlerin barınmasına göz yumduğu için. Son zamanda ABD'den beklenen adımların bazıları atılıyor. Avrupa'nın çeşitli başkentlerinde PKK'nın büroları var. Buralarda PKK'nın terör faaliyetleri iletişim mekanizmaları kullanılarak, hatta bir tür diplomasi yürütülerek örgütün siyasi taban bulma ameliyesine dönüştürülüyor. Ayrıca örgüt saflarına yeni adamlar devşirilmesinde ve büyük meblağlara ulaşan paraların toplanmasında da kullanılıyor söz konusu bürolar. Yurt dışında eğitim gören yeni nesil isimleri de unutmamak lazım. Bir de akademik çalışmaların yapıldığı enstitüleri. "Kürt meselesi" buralarda bilimsel bir platforma oturtuluyor şimdi. Böylece hem örgütün propagandası bilgi akışı sağlanarak yapılmış oluyor hem de diplomatik kanallar vasıtasıyla Avrupa'da yasal bir zemin kazanılmış bulunuluyor.
Irak-Suriye

Terör örgütü PKK'nın en önemli barınma noktalarından biri olan Kuzey Irak'ta istikrarsızlık yaratması bölgede bulunan güçler için olumsuz nitelik taşımaktadır. Bölgede ABD'nin çekilişi sonrasında Irak iç dinamikleri karşısında kuvvetli olmak isteyen Barzani hem bölgede alternatif güç olan PKK'yı rakip olarak istememekte hem de Türkiye'den gelen ekonomik kaynakları kaybetmeyi göze alamamaktadır. Türkiye bu durumu avantaja çevirerek PKK ile mücadelesinde önemli mesafeler kat etmiştir ve edecektir.
Türkiye son dönemde uyguladığı "Komşularla Sıfır Sorun" tezi ile etkin bir güç konumuna yerleşmiştir. İran ve Suriye ile geliştirilen ekonomik birliktelik politikası teröre olan desteğini kesmiştir.