CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Parti tabanlarından kimler, neden korkuyor

Eklenme Tarihi 07 Eylül 2010
Bilindiği gibi CHP yönetimi, milletvekillerinin TBMM'de anayasa değişiklik oylamalarına katılmasını engelledi.
BDP'de vatandaşların referandum sandığına gitmesini engellemek için boykot kararı aldı. TBMM'de oylamaya katılmama, referandumda sandıklara gitmeme kararlarının altında ne yatıyor olabilir? Kim kimden korkarak bu kararları almak zorunda kaldı?
Anayasa değişiklik oylamaları gizli olduğu için, bazı milletvekillerinin (evet) oyu vermesinden çekinerek, CHP yönetiminin oylamaya katılmama kararı aldığı ortada. BDP'de evet oyu vermesinden korkuyor ve bunu engellemek için boykot kararı alıyor. Bu iki durum gösteriyor ki, CHP ve BDP parti yönetimleri, tabanın kendilerini dinlemeyeceğini önceden görmüş durumdalar.
Referandumda partiler oylanmayacak ama muhalefetin işi bu noktaya taşımak için olağanüstü çabaları dikkatleri çekmektedir. Bu çabanın altında, parti tabanlarının kayma korkusu vardır. Parti yönetimlerini dinlemeyecek vatandaşlar, olumlu tavrını göstermekten çekinmemektedir.
Bazı anketler, bu gelişmeleri destekleyen sonuçları ortaya çıkarıyor. Farklı sosyal statü ve yaşlardan seçmenlerle yapılan anketlerin ilginç sonuçlarından birisi, 'Parti tabanlarına göre referandumda oy durumu' başlığı altında görünüyor.
Ankette, Cumhuriyet Halk Partili (CHP) seçmenlerin yüzde 8,2'si referandumda 'evet' oyu vereceğini söylüyor.
Milliyetçi Hareket Partili (MHP) seçmenlerin yüzde 25,9'u ,'evet' oyu kullanacağını belirtmiş durumda. Referandumu boykot eden Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) seçmenlerinin yüzde 56,3'ü ''evet ''oyu kullanacak. Görünen resim şudur:
Muhalefet parti tabanlarının göstereceği tavır, referandumun en büyük sürprizlerinden birisi olacak gibi görünüyor.

* * *
Statüko var gücüyle neden direniyor
Referandum kampanyaları şunu açıkça ortaya çıkardı. Birbirinden çok farklı görüşlere sahip bazı parti ve kitle kuruluşları, aynı noktada birleşerek, var güçleriyle direnişe geçiyor ve 'hayır kampanyası' yapıyor. Direniş içinde olanların statükoyu temsil ettiklerini söylemeye gerek var mı? Statükonun, demokratik gelişmeye karşı var gücüyle direndiğini görünce, 13 Eylül sabahının 'hayır cephesini' çok tedirgin ettiğini anlamak mümkün oluyor.

* * *
Derin CHP'nin direnişi
Statükonun en açık göstergesini, CHP'nin yeni lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'bir ileri iki geri giden' konuşmalarında görmekteyiz. Kılıçdaroğlu'nun, Tunceli'de başka, Konya'da başka konuşmaya iten pozisyonun arkasında 'derin CHP'nin, Kılıçdaroğlu'na bile tavır alması bulunmaktadır.
13 Eylül sabahı, statükoculuk kırılırsa, eski partilerin yeni siyasete uyuma zorlanması, daha ileri demokrasi planlarının yapılması ve yeni sivilleşme adımlarının atılması mümkün olacaktır.
Demokrasisini rayına oturtacak bir Türkiye, kilit ve lokomotif ülke olmaya adaydır. Böyle bir Türkiye sadece içeride değil, dünyada yeni kurulan dengeler ve Ortadoğu-
Yakın Asya'da, yeni stratejilere de damga vuracaktır. İçine kapanmak zorunda kalan Amerika tekrar ikinci güç haline gelen Rusya ve ağırlığını her gün daha fazla hissettiren bir Çin arasında kurulmakta olan yenidünya düzeni, Türkiye'ye yeni imkânlar ve kapılar açmaya başlamıştır. Türkiye, bu yeni kapılardan rahat geçebilir.