Güvenilir şirketlerin yaptığı anketlerin tamamında sonuç yüzde 51 ila yüzde 56 bandında "Evet" olarak gözleniyor.
Anketlerin genelde sonuç rakamı heyecan yaratıyor ama sonuç dışındaki tepkilere bakınca, muhalefetin 13 Eylül depremini de haber veren işaretler ortaya çıkıyor. Örneğin, muhalefet referandum kampanyalarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı daha başarılı buluyor.
Bu, "Yiğidi öldür ama hakkın ver" demektir.
CHP'li ve MHP'li seçmenler, 'Sizce kampanyayı en iyi kim, hangi parti yönetiyor?' sorusuna şu cevabı veriyor: "CHP'li seçmen, AK Parti-
Erdoğan: Yüzde 24.9, MHP'li seçmen, AK Parti-
Erdoğan: yüzde 38.8'' Kampanyada rakibini başarılı bulan seçmen kendi liderine bir mesaj veriyor. 13 Eylül günü, "Hayır" oylarının yüzde 50 altında kalması en büyük sıkıntıyı CHP'de yaratacaktır. Deniz Baykal'a "Gel" diyenlerin sayısı artacaktır.
Baykal'ın en sert mücadele verdiği, Hüsamettin Özkan ve Mustafa Sarıgül'le barış çubukları uçurmasının bir anlamı vardır.
CHP'nin yeni ikinci adamı Prof. Dr. Süheyl Batum'u ortada görev var mı? Başka partilerin liderliğine soyunan Batum hocayı ikinci adamlık keser mi? 13 Eylül sabahı Anayasa için çıkacak "Evet" oyları Batum hocayı arayışa sokacak, "CHP'nin yeni lideri neden ben olmayayım" diyecekti
ESKİ REFERANDUMLARIN MESAJI
Türkiye'de yapılan referandumlarda halkımız, "Evet" oyu vermeyi sevmekte ve bilmektedir.
Yani, eğilimi hep olumludan yana olmuştur.
1982 Anayasası referandumunda "Evet" oyları yüzde 91'i bulmuştu.
Eski siyasetçilerin yasağı konusunda yapılan 1987 referandumunda yüzde 50.5 civarında bir "Evet" oyu çıkmıştı.Son referandum 2007'de yapıldı. Cumhurbaşkanını halk seçsin mi, diye soruldu.
Sonuç: Yüzde 70 "Evet" Ülkemizde yapılan referandumlar çoğunlukla "Evet" ile sonuçlanmış.
Bu defa da gelenek bozulmayacak gibi görünmektedir.
KUDÜS'ÜN BİRAZINI VERECEKMİŞ
Amerika Başkanı Obama'ın zorlama Filistin görüşmeleri sırasında, İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak bir açıklama yapmıştı. Barak, "Batı Kudüs ile 200 bin kişinin barındığı 12 Yahudi yerleşimi bizim olacak, Arap semtleri onların olacak.
Eski Şehir, Zeytin Dağı ve Davud Şehri'nde özel bir rejim kurulacak" demişti.
Aslında, İsrail'e en güzel mesajı bir süre önce Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Doğu Kudüs Filistin'in başkenti olacak" diyerek vermişti.
Bakan Davutoğlu, "Kudüs bizim meselemizdir. Doğu Kudüs, sizin zannettiğiniz gibi İsrail'in toprak parçası değildir.
Uluslararası hukuka göre Doğu Kudüs, Filistin devletinin bir parçasıdır ve işgal altında olan topraklardandır. Mescid-i Aksa da Doğu Kudüs'te bulunuyor.
Mescid-i Aksa, İsrail toprağı değildir ve olmayacaktır.
Barış olacak ve Doğu Kudüs, Filistin'in başkenti olacak" demişti.
7 Haziran 1967'de İsrail birlikleri Doğu Kudüs'e girdi.
Daha önce Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılan Kudüs'ün Batı kısmı zaten İsrail işgali altında bulunuyordu. 6 gün savaşında İsrail Ürdün denetiminde bulunan Doğu Kudüs'ü de işgal etti.
İsrail o günden bu yana işgalini devam ettirdi.
Kudüs'ün doğusunda tek bir Yahudi yokken şimdi de önemli bir kısmında zorbalıkla yerleştiler.
O tarihe kadar Müslümanların büyük bir çoğunluğu oluşturduğu şehrin doğusunda İslamî miras ve kültürü silmeye çalıştılar. Kudüslü olmayan Yahudileri zorla bu şehrin sakinleri yaptılar.
Şimdi, birazını geri vereceklermiş? Hadi oradan.
Sormak lazım, kimin toprağını kime veriyor İsrail?