CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Türk silah komisyoncuları nerede?

Eklenme Tarihi 08 Eylül 2010
TÜSİAD'ınanayasa değişikliği referandumunda, "hangi oyu vereceğini açıklamamasının altında ne yatıyor" sorusu akıllardan bir türlü çıkmıyor.
Sabah Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, anlamlı ve derinliği olan bir görüşle, TÜSİAD'ın ürkek halini masaya yatırdı. "Referandum aşamasında TÜSİAD'ın tarafsız kalması üstü kapalı hayır anlamına gelir. TÜSİAD başkanlığı yapmış kişiler arasında silah komisyoncuları vardı. Onlar savaşın bitmesini ister mi?"
Ekonomist Yaşar devamla, şöyle diyor: "TÜSİAD'da bir hiyerarşi var servetin büyüklüğüne göre. Diğerleri ona biat etmek zorunda, ona tabiler. Asker ve bürokrat hiyerarşisi orada da var. TÜSİAD'ın bu hale gelmesi, üst yönetimin çıkar ve kaygılarından kaynaklanıyor. Silah komisyonculuğu yapanlar var TÜSİAD başkanlığı yapmış kişiler arasında. Onlar, Güneydoğu'daki savaşın bitmesini ister mi?
TÜSİAD'ın referandumda tarafsız kalması, statükocu, tutucu tavrı halkın gözünde TÜSİAD'ı yıprattı. Kendisini yenilemesi lazım."

* * *

DARBE SEVER DEĞİL DARBE SAVAR OLMAK
Türkiye darbe severler ile darbe savarlar arasında mücadeleye sahne oluyor.
Darbelerden çok çekmiş, iradesi darbe tehditleri ile baskı altına alınmış halkımız, darbe savar bir toplum haline gelmiştir. Toplumun ana gövdesi, artık darbe istemiyor.
Yakın tarihimizdeki darbe teşebbüsleri karşısında "hangi parti ve lideri hangi tavrı gösterdi" diye tekrar düşünürsek nasıl bir tablo karşımıza çıkar?
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Darbe tanklarının üstüne ben çıkarım" sözlerinin tarihsel derinliklerine bakalım. "28 Şubat 1997, 27 Nisan e-muhtıra, Sarıkız, Ayışığı, Balyoz" yakın tarihimize iz bırakan darbe teşebbüsleridir.
28 Şubat'ta CHP'nin başında Deniz Baykal vardı. 28 Şubat post modern darbesindeki askerin rolünü, "sivil toplum örgütü"ne benzetebildi. 2007'de Baykal, Çankaya seçimini kilitlemek için, Anayasa Mahkemesi üzerinde gereken girişim ve konuşmaları yaptı. Bu gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetler'in 27 Nisan emuhtırasına vermesine de zemin hazırladı.
Yerleşmiş zihniyet bir anda değişebilir mi?
Bu zihniyetin yeni temsilcisi tankın üzerine çıkabilir mi?
Ama darbe severlerimiz bu sefer dış dünyadan yeterince yeşil ışık göremiyorlar.
Çünkü darbe yapıp da bir kere daha iktidarı ele alacak olsalar, ne "Türkiye bölgede kendisinden beklenen rolü oynayabilecek" ne de arkalarında bir toplumsal destek olmadığından uzun süre ayakta durabilecekler.
Unutulmasın,Türk milleti damardan darbe savarları tutar, sever.

* * *

12 EYLÜL MÜESSES NİZAMI SARSILIYOR
12 Eylül Anayasası ile birlikte kurulmuş bir müesses nizam var. Bu müesses nizamla yüksek yargının özellikle Anayasa Mahkemesi, HSYK ve Yargıtay sisteminin gizli bir iktidar odağı olmasını sağlamış bir sistem olduğu ortada.
Yeni Anayasa değişikliği 12 Eylül Anayasası'nın getirdiği sıkı düzenin yargı alanında kırılması ve yeni anayasaya kapı açması demektir.
Yüksek Yargı organları özellikle 2007'den beri öylesine kritik kararlara imza atmıştır ki, bu kararlarla siyasi iktidarın eli-kolu bağlanmış, inisiyatif alanı aşırıya varan ölçüde daraltılmıştır. Anayasa değişikliği yolu ile Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısının değiştirilmesini yargının siyasallaşması olarak düşünülemez. Günümüz modern devlet yönetiminde acil ve süratli kararların önemli gelişmelere yol açacağı ortadadır.