Ahmet Özal'la, babasının mezarının açılması konusunu değerlendirdik.
Ahmet Özal, "Annemle beraber Sayın Cumhurbaşkanı'na gideceğim. Oradaki görüşmeye göre annem karar verecek" dedi ve düşüncelerini açıkladı: "Babamın ölümünün zehirlenmeden olduğunu başından beri söylüyorduk. Mezarı açılıp da eğer zehirlendiği tespit edilse bile kimin yaptığının bulunması daha önemli olacaktır. Annem, 'otopsi yapılmasın' demediğini sık sık söylüyor. Bana göre, gibi ülke idare eden insanlar ani olarak ölürse direkt olarak otopsi yapılması gerekirdi.
Mezar bizim iznimiz dışında savcılık tarafından açılırsa tepkimiz olmaz.
Ama Sayın Cumhurbaşkanı ile yapacağımız görüşme sonrası annemin kararı önemli olacaktır."
Sonuç: Mezarın açılması, gerekli tüm incelemelerin yapılması, merhum Özal'ın vefatı üzerindeki tüm şüphelerin ortadan kaldırılması gerekiyor. İnşallah Semra Özal, izin verecektir.
* * *
TALAT PAŞA SUİKASTI
Yakın tarihimizdeki birçok olaya, yabancı servisler açısından bakılmalıdır. Bu bağlamda Talat Paşa suikastı arkasında, "Hangi gizli eller var'' sorusuna cevap arayalım:
Osmanlı Eski Sadrazamı Talat Paşa, 1921'de Berlin'deki evinden çıktıktan kısa bir süre sonra Ermeni Soghomon Tehliriyan tarafından öldürüldü. Tehliriyan suikastı gerçekleştirdiğinde henüz 24 yaşındaydı. Talat Paşa'yı kimlerin öldürdüğünü ve arkasındaki gizli elleri, Türkiye yıllar sonra öğrenebildi. 'İngilizler
var'
Talat Paşa'nın ölümünden kısa süre sonra Alman basınında ilginç bir haber yayımlandı. Berlin'de yaşayan Hintli bir zengin, şoförü tarafından öldürülmüştü. Eşinin ifadesine göre bu kişi, İngilizler'in Talat Paşa'yı katlettiren komiteye verdiği ödülle ilgili sırlara vakıftı.
Türk Tarih Kurumu Ermeni Araştırmaları Başkanı Prof. Dr.
Hikmet Özdemir, "Üç Jöntürk'ün Ölümü" üzerine yaptığı araştırmalarda ilginç sonuçlara ulaşıyor: "Bu işin aslında Ermeniler'e taşeronluk olarak ihale edildiği kanaatindeyim. İhtiyatlı olmak lazım, arka planda İngiliz istihbaratı var gözüküyor. Fakat bütün bunların Almanlar'ın bilgisi olmaksızın da yapılması mümkün görünmüyor.
Katil 1.5 günde beraat etti. Bu davanın doğrudan doğruya dönemin Alman hükümetinin talebi üzerine beraatla sonuçlandırıldığı kanıtlamıştır."
* * *
TEHCİR VE ALMANLAR
Osmanlılar 1914'te Almanya'yla gizli anlaşma imzaladıkları zaman, orduyu bir anlamda Almanya'ya teslim etmişlerdi. O dönem Osmanlı ekonomisi çok sıkıntılıydı.
Almanlar, "Size para veririz ama önce bizimle savaşa gireceksiniz" dedil. Osmanlı da 1914'te savaşa girdi. Almanlar aynı zamanda, "Size ülkenin yönetiminde de yardım edelim" dedi. 1915'te "Ermeni tehciri" kararı alındı. Bazı kayıtlar, tehcirin Almanlar'ın kontrolünde yapıldığını göstermektedir.
Talat Paşa, Almanya'ya kaçıyor, 1921'de yabancı servislerin yardımı ile öldürülüyor. Arşivlere göre, Talat Paşa, İngiliz istihbaratçı Aubrey Herbert ile Berlin yakınlarında 3 gün süren bir dizi görüşme gerçekleştirmişti. Ne tuhaftır ki bu söyleşiden 9 gün sonra öldürülüyor. Katil kim? Cenevre'den kısa bir süre önce Berlin'e giden Almanca bilmeyen, cebinde parası olmayan Tehliriyan. "Almancı Talat Paşa", Almanya'nın başkentinde öldürülüyor. Kimlerin kusursuz plan yaptığı anlaşılmıyor mu?
* * *
DEMİRAĞ
18 Haziran 1988'de Anavatan Partisi'nin kongresinde Özal'a, Kartal Demirağ adlı bir saldırgan tarafından ateş edilmişti. Suikastı araştıran Savcı Uğur Tönük'ün ilginç sözlerini tekrar dikkatinize sunuyorum: "Afyon Dazkırı'da 1974-
77 arasında Ege'deki sol hareketi önlemek için bir kontrgerilla teşkilatı kurulmuş. Kartal Demirağ'ın da bu teşkilatın elemanı olduğunu tespit ettik. Bu sırada bir villaya davet edildim.
MİT görevlisi olduğunu düşündüğüm 3 kişi beni 'Bu tahkikatı kesin' diye uyardı ve bir paşanın ismini vererek, 'Paşa kararınızı bekliyor' dedi." Bir süre sonra Tönük soruşturmadan çekildi.
Olayda ismi geçen paşa, bir yıl sonra Özal tarafından emekliye sevkedildi.
SONUÇ: Gökkubbe altında hiçbir şey gizli kalmaz.