Hizmet (cemaat) ile siyaset ilişkilerinde, yaşanan sıkıntılar ortada.
Diyalogsuzluktan kaynaklanan ve "Fitne" olarak da nitelenen gerginlikler yaşandı. Bundan sonra da bu sıkıntıları teşvik eden, kışkırtan odaklar olacaktır. Fethullah Hoca, gelse idi, bu gelişmelere daha etkin müdahale ederdi....
Genel Yayın Yönetmenimiz Ergün Diler, Pazar günü çıkan yazısında bu vesile ile çok önemli bir noktaya işaret etti: "Devlet davet ettiği halde Gülen neden gelemiyor? Yoksa özel eğitimli kişiler, gücü eline geçirip Hoca efendi'yi tehdit mi etti?'' Bu sorunun derinliğini anlatacak bir olayı anlatmak istiyorum.
Merhum Kemal Yamak, Genelkurmay Özel Harp Dairesi başkanlığı yaptı.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan emekli olduktan sonra Turgut Özal'ın cumhurbaşkanlığı döneminde genel sekreterliğini yaptı.
Gladyo'nun kuruluşunu ve derin devlet konularını çok iyi bilen Yamak, hatıralarının yer aldığı "Gölgede Kalan İzler ve Gölgeleşen Bizler" kitabında çok düşünülmesi gereken bazı notlar veriyor.
Merhum Bülent Ecevit, Başbakan olduktan sonra derin devlet konusunu araştırmış, Özel Harp Dairesi'nin konumunu detaylı inceletmişti.
Ecevit'in, "Meğer MHP içinde Özel Harp Dairesi elemanları varmış" ifadesine cevaben Yamak'ın, "Ecevit bir de kendi partisinin, CHP'nin içine baksın" dediği konuşuluyordu.
Yamak'ın tam olarak sözleri şöyle idi: "Birçok kimseyi ayağa kaldıracağını biliyorum ama bu noktada yazmak istiyorum.
Sayın Ecevit'in söyledikleriyle devam eden bir iftira kampanyası sürdürülürken, bu teşkilatın içinde (Özel Harp Dairesi) ne kadar personelin, hatta TBMM'de birbirini hiç tanımayan kaç milletvekilinin bulunduğunu ve bunun sadece partisine ait bir durum olmadığını keşke birisi söyleyiverseydi." Önemli bir soru: Bugün durum nasıl acaba?
Zana'yı kim konuşturdu?
Diyarbakır Bağımsız milletvekili Leyla Zana'nın, silah bırakmaktan bahsetmesi, BDP ve PKK'nın 'beyin takımını' ilk kez açık şekilde suçlaması çeşitli boyutlarıyla tartışılıyor. "Zana sürpriz konuşmasını neden yaptı?" sorusuna cevap ararken, şaşırtıcı noktalara ulaştım. Bazı değerli büyüklerim, "Zana'nın konuşmasına sadece konuşma olarak bakma. Bu çıkışın stratejik derinliği var" dedi. Ve ilginç bir saptamada bulundular: "Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu'nun, dünyayı idare eden gizli güç, Bilderberg'in 1 Haziran'da yapılan toplantısının hemen ardından Zana röportajını gerçekleştirmesi, herhalde yeterli işareti veriyor olmalı."
Merak ettim, detay almaya çalıştım: "Şu gerçek ortada. Ortadoğu-Orta Asya denkleminde 'dünya düzenini de' kökünden etkileyecek tasarımlar var.
Çok değil, 5 yıl önce derin olaylara alet edilmek isteyen Türkiye, şimdi bölgenin lider ülkesi. Ortadoğu'da, Kürt kartını yıllardır kullanan küresel güçler var. PKK da bu küresel oyunlar sayesinde yaşama şansı buldu. PKK çok yönlü olayların enstrümanıdır.'' Değerli büyüklerim, detay notlara bir ilginç ekleme daha yaptı: "Kandil'de Murat Karayılan Gazeteci Avni Özgürel'e bazı açıklamalar yaptı. En dikkat çekici sözü şu: İngilizler zamanında Kürt sorununu çözmemişse bunu sürekli bir kart olarak kullanmak için çözmemişler."
Sonuç: PKK sadece PKK değil.
Leyla Zana'nın konuşması da sadece bir konuşma değil.
Taşnak Sütyun!
Alman Friedrich Naumann Vakfı ile TESEV Dış Politika Programı 4-6 Haziran 2012 tarihlerinde Ermenistan'ın başkenti Erivan'da bir toplantı yaptı. Türkiye'den toplantıya katılanlara, Radikal Taşnak Sütyun Partisi uluslararası işlerden sorumlu genel sekreteri Giro Manoyan bazı taleplerini iletmiş.
Demiş ki: "1) Soykırımı tanıyın.
2) Tazminat ödeyin. 3) Erzurum, Erzincan, Ağrı, Van, Hakkâri, Bitlis, Muş, Şırnak, Batman, Siirt, Diyarbakır, Mardin, Elazığ, Malatya, Bingöl, Sivas, Amasya, Tokat ve Giresun'un kontrolünü Ermenistan'a verin."
2015'teki 100. yıl anması için Ermeni lobilerinin geniş çaplı hazırlık yaptıklarını biliyoruz. Günler yaklaşıyor.
Peki, Türkiye ne yapıyor?