Ortadoğu üzerindeki Osmanlı ve Türkiye izlerini anlamak için, ünlü tarihçimiz Prof. Dr. İlber Ortaylı ile konuştum. Ortadoğu'nun ve tabii Kudüs'ün kaderinin Osmanlılar'la değiştiğini belirten Ortaylı, Ortadoğu'nun kılcal damarlarında dolaşan Osmanlı ve Türkiye'yi anlattı. (Not: İlber Hoca'nın, "Yakın Tarihin Gerçekleri" isimli kitabında konular daha geniş yer alıyor.)
Ortadoğu tarihindeki izlerimiz nelerdir?Kudüs, Osmanlılar'a Yavuz Sultan Selim döneminde katıldı. 24 Ağustos 1516'da Yavuz Sultan Selim, Mercidabık Zaferi'ni kazandı. Ortadoğu Osmanlılar'la, Yavuz Sultan Selim'in fütuhatıyla (fetih) yeni bir döneme girmiştir.
Ortadoğu coğrafyası, uzun bir barış ve denge düzeni yaşadı.
Araplarla kaynaşmamız, özellikle 2. Abdülhamit devrinin geliştirdiği bir süreçtir.
19. asırda fiili özerkliğe rağmen Mısır, Osmanlı İmparatorluğu'na daha çok kaynaşmıştır. Suriye, Bağdat, Musul vilayetleri Osmanlı'ya daha çok eleman yetiştirmiştir.
19. asırda Hayfa, Beyrut, Trablusşam gibi limanlar gelişme göstermiştir. Kudüs'teki Bierşeba (yedipınar), 2. Abdülhamit devrinde kurulup gelişmiştir. Yafa limanının geliştirilmesi, Kudüs'le doğrudan demiryolu bağlantısının kurulması, Filistin'in tarihi yapısını değiştirmiştir. Halep-Şam ile Medine arasındaki Hicaz Demiryolu'nun kurulması çok önemli bir yatırımdır. Bu Abdülhamit ve Osmanlı'nın başarısıdır. 2. Abdülhamit devrinde Türkçe eğitim veren oluşumlar, Şam'daki hukuk ve tıp mektebi kurumlarının gerçekleştirilmesi önemli atılımlardır.
Araplar perişan edildi
- Bu gelişmeler karşısında Avrupa ne yapıyordu?
Halep, Şam, Trablusşam, Hayfa, Kudüs, Yafa, Bağdat, Basra ve Musul gibi şehirlerde Osmanlı'nın çehreyi değiştirdiğini Sir Mark Sykes gibi gözlemciler ve birçok tarihçi tekrarlar. (NOT: Bu ismin daha sonra, Sykes-Picot Antlaşması'na kadar işi götürmesini iyi anlamak gerekiyor.
YIL: 1916. 1. Dünya Savaşı sırasında, İngiltere ve Fransa arasında yapılan ve Osmanlı Devleti'nin paylaşılmasını öngören gizli antlaşma...)
Osmanlı'nın hamleleri sürerken Batı ne yapıyordu?19. asır boyunca Fransız, İngiliz, Alman, Avusturyalı ve Rus misyoner okullarının yanında Amerikalılar, Türkiye'nin Doğu Anadolu vilayetleri yanında Osmanlı-
Arap dünyasında da önemli eğitim kurumları kurmuşlardır.
Hatta Beyrut, Amerikalılar sayesinde Fransız ve anglo-sakson kültürel kavgasının yansıdığı bir alandı.
1. Dünya Savaşı ile Arap dünyası perişan olmadı mı?Evet. Birinci harbin yıkıcı ve ani sonucu, Arap dünyasının bir kaos içinde yalnız kalmasına ve parçalanmasına neden oldu.
1. Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasına karar verilmişti. İngiliz-Fransız bloğu Ortadoğu'da Osmanlı'yı hedef almıştı. Hatta müttefiki olduğu Rusya'yı bile.
Bolşevik devrimi olmasa Rusya'da bunların arasında olacaktı.İngiltere, Balfour deklerasyonu ile Yahudi devletini yaratmanın temelini attı.
İlginçtir.. Kayzer Almanya'sının Filistin'e, Hıristiyan Alman ve Almanca konuşan Yahudi göçünü ne kadar desteklediğini kimse hesaba katmıyor.
Yapay sınırlar
- Ortadoğu'daki yapay harita değişecek mi?
1. Dünya Savaşı sonunda, Ortadoğu'da suni olarak yaratılan bir siyasi coğrafya var.
Osmanlılar devrindeki hadisesiz beraberlik dönemi bitirildi, yerine kaos yaratan haritalar çizildi. Bayan Gertrude Bell gibi çok bilenler çok yanılacağı haritalar çizildi. Tarihte Irak yoktur.
Irak, bölgenin Orta Irak bölgesinin coğrafi adıdır. Halep ile Şam'ın Suriye olması, Lübnan'ın ayrılığı 60-70 yılda karışıklık yaratmıştır.
Nereye gider?
- Ortadoğu nereye gidiyor?
Değişen kuvvetler dengesine göre, Arap dünyası 1948-1958'ler dünyasından çok farklı yerlerde.
Şehirleşmenin kitleleri mobilize etmesiyle, yeni siyasal yapılanmalar ortaya çıktı. Cemal Abdülnasır'ın kavga ettiği Seyyit Kutup ve İhvanı Müslüman (Müslüman Kardeşler) Mısır'da iktidara geldi. İran, eski İran değil. Çok insanın totaliter dediği rejimde bile bugünün İran'ı daha çok meydan okumayı temsil edebiliyor. Türkiye, demokratik hamleleri ile çok farklı bir yerde ve birçok ülkeye örnek olacak şekilde yürüyor. İsrail, kitlelerin siyasal ağırlık ve baskısını hissediyor. Suriye küresel güçlerin oyun tahtası. Bu güç savaşı sonucu belirleyecek. Filistin devlet olma aşamasında, gelişmeler bu yöne doğru eviriliyor.
SONUÇ
Türkiye, dış politika stratejisini üç önemli jeopolitik etki alanı içinde taktik önceliklere dayandırmak mecburiyetindedir.
Yakın Kara Havzası: Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar.
Yakın Deniz Havzası: Karadeniz, Adriyatik, Doğu Akdeniz, Kızıldeniz, Körfez, Hazar Denizi.
Yakın Kıta Havzası: Avrupa, Kuzey Afrika, Güney Asya, Orta Asya.
Bu havzalarda var olmak, "Büyük Türkiye" hedefine yürümek demektir.