CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Ordu reformu

Eklenme Tarihi 07 Temmuz 2017
Kemal Kılıçdaroğlu'nun haksız ve ruhsuz, "20 Temmuz sivil darbesi" suçlaması sıradan bir eleştiri değil. Türkiye'ye içte ve dışta siyasi operasyonlar yapılabilmesine uygun zemin oluşturabilecek bir söylemdir.
Arka planda Kılıçdaroğlu'nun, "Ordunun reformasyonu, FETÖ'nün ele geçirdiği askeri okulların kapatılması, askerde emir komutanın sivil idareye bağlanması, Pensilvanya'da yaşayan hain yüzünden Türkiye'nin çıkan çivisinin düzeltilmesinden duyduğu rahatsızlık" yatmaktadır.
Yani darbe geleneği yıkmaya yönelik sivil atılımlardan, Kılıçdaroğlu çok rahatsız olmuştur. Neden?
"Darbe artı CHP eşittir iktidar" denklemine alışkın olan CHP zihniyeti-Kılıçdaroğlu'nun dayandığı duvarlar yıkılmıştır. 15 Temmuz, NATO Gladyosu Fetullah'ın darbe girişimi üzerinden 1 yıl geçti. Bu rezil darbe teşebbüsünü atlatmış olan Yeni Türkiye'miz de Yeni Yüzyıl'da, Türk Ordusu'nun pozisyonu, orduda reform, bunun da acil bir ihtiyaç olduğu gerçeği önümüzde duruyor.
ORDU'NUN REFORMASYONU geleceğimiz açısından çok dikkate değer bir konudur. Böyle önemli ve hayati bir alanda yazan, düşünen proje ortaya koyan gazetemiz yazarı Doç. Dr. Hasan Basri Yalçın, arka arkaya 3 yazı kaleme aldı. "Orduda reformu tartışmak" , "Orduda reform imkanı" ve "Hem hiyerarşik hem de esnek bir ordu" başlıklarını taşıyan yazılar, sıkıntılara parmak basıyor, aydınlatıcı, sadece Türkiye'yi yöneten kadronun değil, milli düşünce sahibi aydın ve yazarların da üzerinde dikkatle durmaları gereken bölümler içeriyor. Bu yazılara 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997, 27 Nisan 2007 darbelerini bizzat yaşamış, takip etmiş bir gazeteci olarak ben de imzamı atıyorum. 15 Temmuz'a kadar hepimiz artık ordunun bir darbe girişiminde bulunamayacağını düşünüyorduk. Oldu?
Çünkü, NATO gladyoları uyumuyordu.
Hatırlayalım. 2007 yılında, Başbakan Tayyip Erdoğan liderliğindeki sivil yönetim, 27 Nisan Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın muhtırasına 28 Nisan'da tarihi bir tokat atarak Türk siyasetinin önündeki engellerin bir bölümünü kaldırdı. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi sağlanarak, askeri ve sivil bürokrasinin beli kırılmaya başladı. 14 Ağustos 2015'te Cumhurbaşkanlığına Tayyip Erdoğan millet tarafından seçildi. Ordunun darbe geleneğinin yıkıldığı düşüncesindeydik.
Olmadığını 15 Temmuz'da anladık.
Çünkü, NATO'ya eklemlenmiş bir Türk Ordusu'nun MİLLİ paradigmalar doğrultusunda nasıl inşa edileceği üzerinde köklü düzenlemeler yapmada gecikmiştik.
Darbe geleneği olan bir orduyu reformdan geçirmek, ancak 15 Temmuz gerçeğiyle karşılaşınca acil olarak gündemimize girdi.
Arkasına, NATO-CIA-Pentagon desteği almış hain FETÖ'cülerin darbesi zorlukla önlendi. Darbe teşebbüsünden sonra, ordunun reformasyonu, dışarıda güçlü, içeride o aziz milletin seçtiği iktidara bağlı NATO'cu kafa değil, MİLLİ düşünceli" olması gerektiği fikri zihinlerimize kazındı.
Darbe geleneğine sahip bir orduyu darbe yapamayacak yapısal düzenlemelerle sınırlandırmamız gerekiyordu. 15 Temmuz rezil darbesini, milletle beraber yürüyen Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan tarafından önlenmesi, yeni Türkiye için tarihi bir fırsat yarattı. Atalarımız ne demişti?
"Bir musibet bin nasihattan iyidir." Aynen öyle oldu. 15 Temmuz rezil, haydutça bir kalkışmaydı, ancak Yeni Türkiye'nin inşası yolunda orduda reform konusunda aziz milletimizin önüne tarihi fırsatlar getirdi.
Bu tarihi fırsatları dikkatle değerlendirmek, gecikmeksizin köklü düzenlemeler yapma sürecindeyiz. Böyle hayati bir süreçte yazarımız Doç. Dr. Hasan Basri Yalçın, stratejik bir reform paketinden bahsetti:
"Orduda reform alanında atılacak ilk adım, ordunun idari birimleri ile savaşçı birimleri arasındaki mesafeyi açmak, idari birimleri siyasi otoritenin yakın kontrolünde tutarken, savaşçı birimleri birbirini dengeleyecek şekilde kurgulamak ve inisiyatif alanlarını geniş tutmak olabilir."

SONUÇ: Geçen Ramazan'ın ilk iftarını Cumhurbaşkanımız Erdoğan şehit aileleri ve gazilerimize verdi. Cumhurbaşkanımız'ın "Türk Ordusu, şehadete iman, şehadete koşan, Çanakkale'de yedi düvele karşı koyan inancın yıkılmaz kalesidir" sözleri kulaklarımızda çınlıyor. Orduda reform yolunda, Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan ile kuvvet komutanlarının fikren ve zikren beraberliği, gençlerimizin milli ve yerli paradigmalara yönelişi geleceğimiz açısından aydınlık günleri müjdeliyor.