Ankara Başsavcılığınca, Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nden istenen dosyaların ve Kutlu Savaş raporunun titizlikle incelendiği, bazı bombaların patlayacağı söyleniyor.
İŞİN PÜF NOKTASI
Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş'ın raporunda yer alan, "Topal, eğer öldürülmeseydi ülkenin en etkili ilişkileri içinde, istediği yere ve makama nüfuz edebilme imkânını bulacak ve birkaç yıl sonra da gerçek manada dokunulmazlığa kavuşacaktı" ifadelerinin çok dikkati çektiği vurgulanıyor.
Topal cinayetine yönelik olarak bir istihbarat elemanının da, Ankara savcılığına gönderdiği ihbar mektubunun dikkati çektiği anlatılıyor.
Bu istihbaratçının, "Topal cinayeti çok yönlü olarak araştırılması gereken bir olaydır.
Topal'ın bir banka ile ilişkisi ve aynı bankanın o dönemdeki faaliyetleri dikkat çekicidir. Bu faaliyetler, 28 Şubat'ın finansmanı bağlamında incelenmelidir" şeklindeki ifadesi üzerine bu incelemelerin detaylı şekilde ele alındığı ifade ediliyor.
Konuyu yakından takip eden bazı kaynaklar, "28 Şubat iddianamesi hazırlandığı zaman, Topal'ın kaybolan milyarlarca lirasının post modern darbe sürecinde nasıl kullanıldığı daha net olarak ortaya çıkacaktır'' yorumunda bulundular.
1996-1997 YILLARI
Türkiye 96-97 yıllarında seçimler, siyasi çekişmeler ve parti liderlerine yönelik iddialarla, eylemlerle, kazalarla, çetelerle ilginç günler yaşadı. Topal, 28 Temmuz 1996 gecesi öldürüldü. 28 Şubat 1997'de yapılan MGK toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ordu ve bürokrasi merkezli süreç yürüdü. Bu karar kayıtlara post modern darbe olarak geçti.
2000 yılında MASAK Başkanı Nejat Coşkun, "Uzmanlarımız, Ömer Lütfü Topal olayında 1 yıl çalıştı. Bin tapu bulundu. 2 milyar dolarlık mal varlığı var.
500 milyon doları gazino geliri.
200 milyon dolarının vergisi ödenmemiş" demişti.
RAPORA DİKKAT
Kutlu Savaş, Ağustos 1997'de, Siyasetçi - Yeraltı Dünyası - Kamu Kuruluşları ilişkisi ve kişisel menfaat etrafında yoğunlaşan ve büyük ölçüde para, menfaat ve güç sağlamaya dönük illegal faaliyetleri inceledi. Raporda, Topal'la ilgili geniş bir bölüm var: "Geçimini kaçak kumarhaneler işleterek temin eden Topal, 1990 yılından itibaren İsrailli kişilerle ortak şirketler kurmuş ve Emperyal Şirketi bünyesinde senelik kazancı 1.1 milyar dolara ulaşmıştır.
Uyuşturucu ticaretine devam ederken, 1993 - 1994 yıllarında Avrupa havaalanlarında kurye bulmanın zorluğu ve problemi, Topal'ı gelişmiş bir çözüm bulmaya sevketmiş ve özelleştirilen Havaş'ın yüzde 60 hissesi için en yüksek teklifi vermiştir.
Ancak Emniyet Genel Müdürlüğü'nün İnterpolden Topal'ın uyuşturucu kaçakçısı olduğu şeklindeki belgeyi temin ettiği ve Topal'ı engellediği iddiaları vardır. Neticede Havaş'ın Park Holding bünyesinde Yazeks'e satıldığı ancak gerekli paranın bir bölümünün Topal tarafından temin edildiği de iddia edilmektedir. Havaş'ın özelleştirme safhasındaki Genel Müdürü Ahmet Kutlu'dur. Adı geçen Topal'ın yakın ve mutemet yöneticilerindendir." (Önemli not:
Soruşturmalar, Ömer Lütfü Topal'ın bir ekonomik çıkar kavgası sonucu öldürüldüğü görüşüne ağırlık kazandırdı.
Özelleştirme temelli bir kavga.) Soruşturmalar sırasında, Topal'ı kimlerin ve niçin öldürttükleri konusunda Çarkın'ın zorlandığı; bir ismin sürekli ve ısrarla sorulduğu öğrenildi. (Bu ismin tanınmış bir işadamı olduğu söyleniyor.)
İŞİN PÜF NOKTASI
Tekrar düşünelim. Kutlu Savaş, işin püf noktasına şöyle parmak basıyor: "Devletle bütünleşmiş, mahallinde Valiyi, Emniyet müdürünü, Meclis'te ve hükümette yeterince üyeyi kendisine bağlamış ve bu kişilere adeta emir verebilir duruma gelmiş bir yapılanma mevcut değildir.
Bu konuda ve Cumhuriyet tarihi boyunca en önemli mesafeyi kat etmiş kişi Ömer Lütfi Topal'dır.
Topal, eğer öldürülmeseydi ülkenin en etkili ilişkileri içinde, istediği yere ve makama nüfuz edebilme imkânını bulacak ve birkaç yıl sonra da gerçek manada dokunulmazlığa kavuşacaktı.'' Önemli soru: Savaş'ın bahsettiği neydi acaba? 28 Şubat'ı işaret etmiş olmasın.