Başbakan Davutoğlu'nun bir REFORM HÜKÜMETİ kurmak istediği noktada, Kılıçdaroğlu'nun bir RESTORASYON HÜKÜMETİ için bastırması, aşılması çok zor bir pozisyona işaret ediyor. İnsan düşünüyor.
Kılıçdaroğlu, neyin restorasyonunu yaptıracak? 13 yıllık AK Parti iktidarında uygulanan politikaların restorasyonunu kabul etmek demek, "13 yıllık kazanımların kaybı"nı istemek demektir. Böyle bir şeyi Davutoğlu kabul eder mi? İki liderin zıtlığı bir başka stratejik madde de şekilleniyor:
Cumhurbaşkanlığı seçimi. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı'nı halkın değil, eskisi gibi Meclis'in seçmesini istiyor.
Milletin kendisi varken, neden vekillerine bu yetkiyi versin? "Ben seçeceğim" demiş halkımız, seçmiş, seçmeye devam edecek. Neden, böyle bir harika demokrasi kuralını "Ben vazgeçtim" diyerek geri versin. Demez. Demeyecek. Millet, referandumla aldığı yetkiyi geri vermez.
Bürokratik oligarkların beklediğini görüyor. CHP'NİN DERDİ: KALE Cumhurbaşkanı olarak Tayyip Erdoğan'ı seçtirmemek için küresel odaklardan da destek alarak, bir ittifak halinde çok uğraştılar. CHP'nin derdi, Milletin Cumhurbaşkanı seçmesinde değil, Erdoğan'ı seçmesinden rahatsızlar... AZİZ MİLLETİMİZ ERDOĞAN'I SEÇTİ. SEÇTİĞİ İÇİN DE ÇOK MEMNUN. Beştepe'de bugün; halkın seçtiği cumhurbaşkanı olmasaydı, içine sokulduğumuz sıkıntılı süreçte, mücadele alanı, MEVZİLER çok genişlerdi. Şimdi, muhalefete destek koyan, TBMM'den seçilmiş bir cumhurbaşkanı olsaydı, ne kadar farklı sıkıntılar yaşardık. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesine neden karşı? Çünkü halkımızın yapılacak her seçimde bir CHP'li adayı, Cumhurbaşkanı seçmeyeceği düşünülüyor. O zaman, "CHP'li isim Cumhurbaşkanı olarak aziz millet tarafından seçilmeyecekse, Meclis'e bu yetkiyi verirsek, oradan çıkma imkânımız olur" diye bazı planlar yaptıkları akla geliyor. O planlar tutmayacak. Meclis'ten yıllarca hangi mekanizmalar ile Cumhurbaşkanı seçildiğini tarih kitapları çok güzel anlatıyor. Siviller olarak, neden Genelkurmay başkanlarının Çankaya'ya çıkmasına zemin hazırladığınızın, hesabını henüz vermediniz. Çankaya bir zamanlar kalenizdi. Derdiniz, Kale. "Kale elden gitti" diye çok gözyaşı döktünüz. Eski kalenizi, Aziz Milletten alamayacağınızı biliyorsunuz. Onun yerine "Meclis yeniden seçsin" diye rüya görmenizin arka planında ne yattığını çok iyi biliyoruz, çok.
HDP-Selahattin Demirtaş, neden CHP'li hükümet istiyor? KOALİSYON HÜKÜMETİ; CHP+HDP EŞİTTİR; dolaylı hükümet ortaklığına işaret eder mi? Dünlerde aynı gibiydiler, bugün ortak şarkı söylüyorlar. Bütün bunlar CHP İLE HDP'Yİ, kimlerin neden, nasıl yakınlaştırdığını sizlere düşürdürmüyor mu? CHP'nin hükümete girmesiyle, Kandil'in- bölücü terör örgütü PKK'nın sözcüsü konumundaki Selahattin Demirtaş, otomatik olarak, bir kanatla iktidara müdahale imkânı bulacak.
Yani, dolaylı biçimde, HDP'de hükümet ortağı olacak. Bir örnekle sıkıntının boyutu: CHP, Adalet Bakanlığını aldı.
O andan itibaren, Demirbaş-HDP'nin İmralı/Kandil'i ikinci adres yapma zemini doğacak. Sağımız solumuz, HDP -Kandil -Öcalan görüşmeleriyle çevrilecek. Katil PKK militanları, aziz vatanın evlatlarını şehit edecek, evlere ateş düşürecek. Olur mu böyle bir şey... Kanal bir tek şekilde açılır:
PKK militanları Türkiye'yi terk edecek.
Silahlar betonla gömülecek. O kadar.
SONUÇ: PKK TAŞERONLARIKATİLLERİ AYRI, KÜRT VATANDAŞLARIMIZ AYRI.
KÜRT VATANDAŞLARIMIZ PKK BARONLARININ VESAYETİNDEN KURTULACAK. YENİ DEMOKRATİK PAKETLER TÜM VATANDAŞLARIMIZI TAÇLANDIRACAK.