CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

'Ödünç oyla' tek başına iktidar olunmuyor

Eklenme Tarihi 08 Şubat 2010
Genel seçimler 2011 yılının Mayıs ayında yapılacak.16 aylık bir süre var. Erken seçim olsa da olmasa da bundan sonra liderlerin attığı her adım, partilerin her politikası ve söylemi sandığın şekillenmesinde önemli bir rol oynayacak.
Başbakan Erdoğan, "İstikrara vurgu yaparak, gerçek oylarla en az yüzde 40'a oturmak, tek başına üçüncü kez iktidar olmak" için stratejisini geliştiriyor.
CHP lideri Deniz Baykal da, vatandaşlardan oy alışkanlıklarını bir yana bırakarak CHP'ye "ödünç oy" vermelerini isteyeceğini açıkladı.
Bunu Süleyman Demirel de 1991 seçimlerinde yaptı, yüzde 27'de kaldı. Tek başına iktidar olamadı. Demirel'in 'ödünç oy'ları ancak DYP-CHP koalisyonu kurulmasını sağlayabildi.
CHP'nin geldiği noktaya bakalım. "Sol öldü, yaşasın sağ" düşüncesiyle hareket ediliyor, 'Ödünç oy' istemekte bu görüşün sonucudur.
Milliyetçi muhafazakar seçmen, kendi partileri varken, CHP'ye oy verir mi?
Milliyetçi muhafazakâr, merkez demokrat oyların yüzde 70 olduğu ortada. Son seçimde bunun yüzde 47'sini Ak Parti, yüzde 17 sini MHP, geriye kalanlarını Saadet, DP aldı. "Ödünç oyla" CHP tek başına iktidar olamaz.

CHP-MHP koalisyonu

Milliyetçi muhafazakar bir kısım oylar, CHP'ye gelse bile, ancak CHP-MHP koalisyonunu gündeme getirir.
Adil Gür'ün anketlerinde seçmen yapısı ortaya çıkıyor: Yüzde 30 "Sağcıyım", yüzde 21 "Merkezdeyim", Yüzde 18 "Solcuyum" diyor.
Her yüz kişiden 44,6'sı "Milliyetçiyim" Her yüz kişiden 29,3'ü de "Ben dindarım" diyor.
Eğitim düştükçe "Sağcıyım" diyenler artıyor.
Solcular ise daha yüksek gelirli ve eğitimlilerden oluşuyor. AK Parti'lilerin yüzde 44'ü "Sağcıyım" derken, CHP'lilerin ise yüzde 54'ü "Solcuyum" diyor. AK Parti seçmeni kendisini şöyle tanımlıyor: "Ben dindarım, muhafazakarım, milliyetçiyim."
Bu sonuçlar şunu gösteriyor: "Türk halkı bundan sonra da muhafazakar ve dine yakın partiler tarafından yönetilecek.
Rahmetli Özal'ın muhafazakârlığı kadar bir muhafazakârlık. İnsanlar seçkinler tarafından küçümsenmemek, ötekileştirilmemek istiyorlar.'' "Hükümete oy kaybettiren" iki faktör söz konusu: Demokratikleşme Açılımı ve ekonomik krizin etkileri. Erdoğan, 2011 yılı mayıs ayına kadar, bu sıkıntıları telafi etmeye çalışacak. 2010 Ocak ayında, üç önemli kuruluşun anketlerinde, AK Parti yüzde 32-36 bandında görünüyor.
Demokratikleşme açılımı ve ekonominin olumsuz etkisinde kalan oyların kararsıza dönmesi, 2009 yılı sonunda AK Parti'yi yüzde 30-32'lere düşürüyor. Ergenekon, balyoz, darbe iddiaları, kapatma davası gibi söylentiler, kararsıza geçen kitlenin yeniden AK Parti'ye yönelmesine yol açıyor. Yüzde 36'lara çıkılıyor.
2011'de, AK Parti'nin tek başına iktidar olmasını ne sağlayacak? AK Parti, CHP, MHP, Bağımsız-DP'den oluşan dört parti Meclis'e girerse, Ak Parti Yüzde 35 oy alsa bile, yine tek başına iktidar olabilir.
AK parti oyları yüzde 36'ları geçmediği ve beşinci bir partinin TBMM'de temsili halinde takdirde tek başına iktidar imkanı zorlanıyor.
Beşinci parti kim olabilir? Son Ankette, DP'nin oyu 2,3 - yüzde 4,1 görülüyor. Oysa DYP daha önce yüzde 5'lere yakın oy almıştı. Birleşme sonrası yarıya düşmüş görülüyor. SP, yüzde 5'te bulunuyor. Sarıgül hareketi yüzde 5-9 arasında.