Türk milleti, şaşkınlık yaratan ve dehşet verici bu haberleri dikkatle takip ediyor.
Bu girişimlerle ilgili soruşturmalar Ergenekon Davası kapsamında yürütülüyor ve mahkemenin sonucu büyük bir merakla bekleniyor.
Sarıkız, Ayışığı ve Eldiven darbe girişimlerinden önce, 2003 yılı başlarında "Balyoz" adı verilen başka bir darbenin de tezgâhlandığını yeni öğrendik.
Şu gerçek ortaya çıktı. Türkiye'de darbe tasarlayanlar çıkıyor. Ancak planlarını hayata geçiremiyorlar. Demokrasimizin ve sivil toplumumuzun kazandığı mesafe darbecilere en büyük engel oluyor. Sandığa korkmadan giden, oyunu kullanan, demokrasiye âşık milletimiz bu darbecilerin en büyük korkusu haline geliyor. Hâkimiyetin kayıtsız ve şartsız kendisinde olduğunu gösteren milletimiz, Türkiye'de çağdaş demokrasinin de kurulmasını engelleyenleri tek tek yolundan uzaklaştıracaktır.
Burada, demokrasi tarihinde mümtaz yerini alan emekli orgeneral, genelkurmay eski başkanı Hilmi Özkök paşa ve Yaşar Büyükanıt paşa ve Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ'un yaptıkları tarihi görevleri, TSK içinde yarattıkları direnç mekanizmalarını da unutmayalım.
Neden İstanbul? '
Balyoz' açıklaması tatmin edici bulunmadı.
Ama Genelkurmay'ın erken gelen açıklaması en azından yapılan tartışmaların daha doğru bir noktaya gitmesini sağlayacağı için önemli görülüyor. "Söz konusu Plan Semineri, Genelkurmay Başkanlığı 2003-2006 yılları Tatbikatlar Programında bulunmaktadır" cümlesiyle kabul ediliyor.
"Plan Semineri, giderek tırmanan bir gerginlik dönemini kapsayan bir senaryo içerisinde uygulanmıştır" cümlesi dikkat çekiyor. Açıklamada yanıtı verilmeyen sorular var.
Boşluklar nasıl kapanacak?
Belgedeki plan neden İstanbul'da geçiyor?
Kafes planının da İstanbul'da olması dikkati çekici bulunmuştu. Planın "tırmanan gerginliğe yönelik" bir çalışma senaryosu olduğu ifade ediliyor. Fatih ve Beyazıt camilerinin bombalanması ya da jetlerimizin düşürülmesiyle ilgili bir yanıt bulunmuyor. Eğer o belge gerçekse ve belgede camilerin bombalanması konusu geçiyorsa, bunun hangi amaçla senaryoya koyulduğu konusunda bir bilgi verilmiyor.
Odadan ne çıkacak?
Başbakan yardımcısı Bülent Arınç'a suikast iddiası soruşturması kapsamında Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bağlı Ankara Seferberlik Tetkik Kurulu'nda 27 Aralık Cuma akşamı Ankara 11 inci ağır ceza mahkemesi hâkimi kadir Kayhan'ın başlattığı aramalar tamamlandı.
Tarihin kozmik bölmelerinin aydınlanması bekleniyor.
Geleceğimizde, karanlık odalar kalmasın, karanlıklarda bir şeyler kalmasın. Her şey şeffaf ve açık olsun.
Türkiye merak ediyor?
İncelemelerin yapıldığı, 11 ve 16 Numaralı Kozmik Odanın Sırrı nedir?
Kozmik odanın göstereceği gerçekler nedir?
Bu nereye kadar gidecek?
11 ve 16 numaralı kozmik odalarda, olası bir savaşta devlet büyüklerinden işadamlarına kadar ülke için önemli olan isimlerin nasıl ve nerede korunacağına dair detaylı planların yer aldığı anlaşıldı. Bir taraftan devletin derinleri en mahrem alanları, diye ifade edilen Seferberlik Bölge Başkanlığı bugüne kadar dokunulmayan, kapağı açılmamış kimsenin gündeme getirmediği, gündeme getirilmesinin dahi cesaret edilemeyen alanlar, bunların varsa hukuki olamayan faaliyetlerinin gündeme getirilmesi önemli bir gelişme. Kozmik Oda araştırması bitti, şimdi ne olacak? İki ihtimal üzerinde yorumlar ağırlık kazanıyor.
1) "TSK'yi töhmet altında bırakacak bir durumun" ortaya çıkmaması. Aramayı yapan hâkim ve savcı çıkıp arama sonunda kanunsuz bir duruma rastlamadık diye açıklama yaparsa, ne olur?
Elbette Yargı süreci sonunda suç unsuru bir bulguya rastlanmazsa bu süreç TSK'ye olan güveni arttıracaktır ama derin devlet ve kontrgerilla hikâyeleri ne olacak?
2) Yargıcın kozmik oda soruşturması sonuna kadar gidecek ve çok başlar düşecek.
RTÜK Başkanı "
Seçimler için taktik ve stratejik hamleler'' yazımda, bazı kuruluşları ve isimleri gündeme getirmiştim. Sehven yapılan, yanlış anlaşılmaya yol açacak bir konuyu engellemek için düzeltme yapıyorum. Radyo ve Televizyon Üst Kurul Başkanı Sayın Prof. Dr. Davut Dursun'un Genar kuruluşuyla bir ilgisi yoktur, kuruluşunda ve faaliyetinde hiç olmamıştır.