Özellikle de Takrir-i Sükûn dönemindeki İstiklal Mahkemeleri kararlarının, keyfi ve siyasi olarak alındığını gösteren belgeler ışığında gezersek, Türkiye'nin sağlıklı bir akla sahip olmasını, hafızalardaki karanlık kısımların aydınlatılmasını sağlarız.
'KARANLIK DÖNEM'
Osmanlı'nın gölgelenen tarihine yönelik birçok kitaba imza atan ünlü tarihçi Mustafa Armağan ile konuşurken, "Dersim, Atıf Hoca ve Muğlalı olayı, bunlar karanlık bir dönemin simgeleri. Yalnız karanlık değil, aynı zamanda kanlı dönemi aydınlatacak özgür ortam inşallah yakalanacak" yorumunda bulundu. Armağan, gizlenen olayları TAKVİM'e yorumladı: "Türk din adamı İskilipli Atıf Hoca, Şapka Kanunu'na muhalefetten İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanarak 4 Şubat 1926'da idam edildi. Belgeler bir hukuk skandalına kurban gittiğini göstermektedir. Atıf Hoca'nın birilerinin iddia ettiği gibi vatan haini olmadığı, bildirilere imza atmadığı ve haksız hukuksuz yere İstiklal Mahkemeleri gibi üyelerinin hukukçu olmadığı bir mahkemede haksız yere idama mahkum edildiği anlaşılmaktadır.
'İNÖNÜ'NÜN EMRİ'
Mustafa Muğlalı olayında bir ayıp yeni kaldırıldı. Ne olmuştu? İran'dan bir grup silahlı insan gelip 500'e yakın sığırı Van Özalp'tan kaçırır. Halk kaymakama, jandarmaya haber verir, müdahale etmelerini ister, gereken yapılmayınca kendileri silahlanıp sığırlarının peşine düşerek bir kısmını geri getirmeyi başarır. Ancak çatışma sırasında pek çok hayvan telef olur.
Cumhurbaşkanı İnönü durumdan haberdar olur ve 3. Ordu Komutanı Muğlalı'ya, "Halkla kaymakam birbirine girmiş, işi hallet" der.
Olay yerine giden Muğlalı, sınır bölünürken İran'da akrabası kalan kim varsa onları tespit ettirir. Toplam 33 erkek, kurşuna dizilir. Muğlalı, tek parti döneminde kılına bile dokunulmadan görevine devam eder. CHP iktidarının görmezden geldiği bu katliamın sorumlusu, ancak 2 Mart 1950'de, yani olayın üzerinden tam 7 yıl geçtikten sonra öldürme emrini kendisinin verdiğini itiraf etmişti. Yargılanmış, 20 yıl hapse mahkûm olmuş, Askeri Yargıtay, verilen hükmü bozmuş, Muğlalı'nın tam yeniden yargılanacakken hapiste öldüğü haberi gelmişti.
Olay 1950'li yıllarda Meclis'te gündeme getirildiğinde, Çankırı vekili Kenan Çağman, Muğlalı'yla bir tarihte görüştüğünü, kendisine "yukarıdan" teşvik gördüğünü belirttiğini söylemiş ve bu zatın da İsmet İnönü olduğunu açıkça ifade etmişti.
GEÇMİŞLE YÜZLEŞME
Dersim faciası, Cumhuriyet'in bölgeyi yeniden fetih stratejisi... Orayı medenileştirmek için, bahaneler yaratılarak gerçekleştirildi. (Dersim olayına, resmi dilde ıslah veya reform projesi denilir.) Dersim, Osmanlı döneminde merkezi otoritenin nüfuzundan uzak kalabilmiş ayrı bir ülke gibiydi.
Kontrolü zor olan bu bölgeden vergi tahsil etmek, asker toplamak, asayişi sağlamak başlı başına bir sorundu.
Cumhuriyet'in 10. yılına kadar da bu özelliğini korudu.
Dersimin yola getirilmesi planına, isminin "Tunçeli" yapılmasıyla başlanır. Tunçeli'ye kışla ve karakollar yanında yollar, sağlık ocakları ve okullar yapılır ki, iktidarın nüfuzu toplumun dokusuna sirayet edebilsin.
Fakat otoritesi sarsılacak olan şeyhler ve sürgün edilecekleri korkusuyla bölge halkı direnir. Seyyid Rıza'nın başkanlığında direniş vardı.
Dersim'de isyan yoktur. Tek parti iktidarının "Dersim'e koloni yönetimi" getirilmesini istemesinin arkasında bu somut resim durmaktaydı. 1937-1938-1939 yıllarındaki facialar, bir isyan üzerine değil, bahane aranıyordu, öfke, nüfuz edilemeyene yönelikti, bu amaçla bir devlete yakışmayan biçimde zulüm yapılmıştır." Zamanımızın ruhu, geçmişle bir şekilde yüzleşmenin zamanı geldiğini gösteriyor.