CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

'Kara Kutu' Mehmet Eymür, hangi kapıları açabilir?

Eklenme Tarihi 01 Aralık 2011
Faili meçhuller dosyasıyla ilgili büyük operasyon sürerken, Mehmet Eymür gibi sıradan birisi olmayan, MİT'in kilit noktalarında bulunmuş bir ismin ifadesinin alınması önemli olaydı.
Faili meçhul soruşturmasının Milli İstihbarat Teşkilatı'nda çok etkin görevlerde bulunmuş bir kişiliğe yönelmesi, yeni gelişmelere işaret ediyordu.
Eski MİT'çi Mehmet Eymür'ün gözaltına alınıp serbest bırakılması merak konu olurken, bu durum ağırlıklı olarak, savcıların bir dönemi anlamak için, bazı bağlantılar üzerinden legal-illegal kuruluş ve aktörlerin pozisyonlarını aydınlatmak için detay sorularla ifade alma girişimi olarak değerlendiriliyor.
Savcıların, eski dönemlerin olaylarını bilen, içinde olan isimlere yönelerek, en azından 1991 yılı sonrası olayların perde arkasını çözmeye çalıştıkları gözleniyor.
Son dönemin soruşturma ve davalarına bakınca resim ortaya çıkıyor. Ergenekon davası. Faili meçhul davalar soruşturması (1991-1995 olayları) ve 28 Şubat soruşturması birbirini tamamlayan, birbirinin içine geçmiş konular.
Bu dönemlerde MİT'te kilit görevde bulunan Mehmet Eymür'ün detaylı sorulara verdiği cevaplarla, savcıların önünü açmış olabileceği tahmin ediliyor.
Akıllarda, Ergenekon savcıları, Mehmet Eymür'e, "PKKErgenekon bağlantıları, PKK-Uyuşturucu-Behçet Cantürk konusunu, öldürülecek 100 isim işini, OdaTV soruşturmasından tutuklanan Soner Yalçın'ın Jitem-Ersever ve Hiram Abas kitaplarının arka planı, MİT içindeki kavga ve aydınlıkçılar-Perinçek konularına ilişkin sorular yöneltmiş olabilir mi?" soruları da dolaşıyor.

1991-1995 dönemi

1991-1995, Türkiye'ye damgasını vuran bir karanlık dönemdir. (TBMM'nin Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu raporu savcıların elinde bulunuyor.) Bu "faili meçhul" cinayetlerde kullanılan tetikçilerden birisi eski Özel Harekât polisi Ayhan Çarkın ifade verdi. Av. Yusuf Ekinci'yi, eski DEP İl Başkanı Av. Faik Candan'ı, sanatçı Yılmaz Erdoğan ile Mustafa Erdoğan'ın amcaları, aynı zamanda Sağlık Bakanlığı müfettişi olan Namık Erdoğan dedi. Hatta bu kişilerin öldürüldüğü yerleri tek tek gösterdi.
Ayhan Çarkın'ın bu itirafları dikkatlice değerlendiriliyor.

Özkan-Eymür
Mehmet Eymür
'ün kumarhaneciler kralı Sudi Özkan'ın danışmanı olması dikkatleri çekiyordu.
Kürt işadamlarının ve "Kumarhaneler Kralı" Ömer Lütfü Topal'ın peşpeşe öldürüldüğü dönemde hedefteki yeni isim, Topal'dan sonraki en büyük kumarhane işletmecisi Sudi Özkan'dı. Bu istihbaratı alan dönemin MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, Özkan'a haber gönderdi: "Yurtdışına çık". Özkan dinledi ve Türkiye'den uzaklaştı. Özkan, yıllar sonra bu iyiliğe karşılık verdi.

100 iş adamı
"PKK'ya yardım eden işadamlarını biliyoruz. Elimizde listeleri var, hesap soracağız."
Dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in 4 Kasım 1993 günü yaptığı bu açıklamadan sonra faili meçhul cinayetler, Güneydoğu'- nun yanı sıra Bolu-Düzce-Sapanca bölgesinde de arttı.
Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk Raporu'nda "şeytan üçgeni" olarak adlandırılan bu bölgede cinayetler, uyuşturucu ticareti yaptığı ileri sürülen Kürt işadamlarının öldürülmesiyle başladı.
Çok sayıda Kürt işadamı öldürüldükten sonra, uyuşturucu trafiği Susurluk çetesinin kontrolüne geçti. Ancak o dönemde karlı bir alan daha vardı:
Kumarhanecilik. Yeni hedef bu sektördeki isimlerdi. Sektörün en güçlü ismi Ömer Lütfü Topal'ın çoğu 5 yıldızlı otellerde, 24 kumarhane ve casino'su vardı.
Topal, 1996'da Sarıyer'de öldürüldü. Cinayette kullanılan silahlardan birinin şarjöründe Abdullah Çatlı'nın parmak izi vardı. Cinayetin işlendiği saatlerde Topal'ın ortakları olan Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir ile Susurluk davasında yargılanan özel timciler arasında yoğun bir telefon trafiği tespit edilmişti.
Ancak sanıklar delil yetersizliğinden beraat etti ve dosya kapandı.

Eymür ne demişti?
Mehmet Eymür
bazı sorulara bir süre önce cevap vermişti:
Siz o dönemde görevdeydiniz. Cinayetleri de önleyemez miydiniz?
Türkiye'de başbakanın gücü bile bazı şeylere yetmiyor. Bunu gördük. Ortada bir kanunsuz güç vardı. Para vardı. Para kimdeyse güç onda.
Yine bir dönem MİT'le çalışan ve ortadan kaybolan Tarık Ümit'in de peşine düşmüştünüz?
Çok uğraştım. Kimin tarafından kaçırıldığı bilinmesine karşın çabalarım sonuçsuz kaldı.
Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmesiyle kumarhaneler el değiştirdi mi?
El değiştirme operasyonları yapıldı. Ortalıkta görünmeyen, bilinmeyen bir şeyler yaşandı.
Amaç kumarhanecilikteki rantı ele geçirmekti. Topal zaten bu yüzden öldürüldü. Susurluk davasıyla birlikte kumarhaneler kapatıldı. Bunun nedeni ise rantı tam olarak ele geçirememeleriydi.
Sudi Özkan'la birlikte çalıştığınız için tepki gördünüz mü?
- Hayır. Sudi Özkan'ın kirli bir geçmişi yok ki. MİT'te görev yaptığım dönemden bunu biliyorum. Öyle bir şey olsaydı zaten yanında çalışmazdım.