ABD Merkezi Haber alma Teşkilatı (CIA) Başkanı Leon Panetta, İran'ın iki nükleer silah geliştirecek kadar, düşük oranda zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğunu ve bu ülkenin karar verirse, iki yılda atom bombası ve atom başlıklı füze yapabileceğini iddia etti. CIA Başkanı'nın bu derin bilgisi eğer doğru ise ne gibi gelişmeler olabilir? Aylar önce, Obama Yönetimi'ne yakınlığıyla tanınan stratejisi Zbigniew Brzezinski, Tahran'ın nükleer silah geliştirmesi durumunda, bunu, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bölge ülkelerinin izleyeceğini öne sürmüştü. Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan'ın da aynı yola girerek "sivil nükleer güç" geliştireceğini söylemişti. İran'ın nükleer bomba geliştirmesinin bölgemizdeki dengeleri değiştireceği, istikbalde ortaya çıkabilecek bu tehdide karşı Türkiye'nin nükleer potansiyele sahip olmaktan başka seçeneği kalmayabileceği vurgulanıyor. İşte bu noktada,Türkiye'nin sağladığı takas anlaşması büyük önem kazanıyor. Bu anlaşmanın özelliği gelecek aylarda daha iyi anlaşılacaktır. Takas anlaşmasına göre, İran kendi başına uranyum zenginleştirmekten vazgeçmekte, buna karşılık ihtiyacı olan yakıt çubuklarını uluslararası camiadan temin etmeyi kabul etmektedir. Sürecin kritik parçası olan düşük yoğunluklu uranyum ve yakıt çubuğu takası ise Türkiye'de yapılacaktır. İran'ın Türkiye'de 'nükleer takası' yapmayı kabul etmesinin bölge siyaseti açısından farklı önemi bulunmaktadır. Türkiye farklı biçimlerde kırılmış dünya siyasetinde bir tahliye koridoru rolünü yeniden oynamıştır. Batı ile İran arasında işe yarar birkaç koridordan birisi Türkiye'dir. Bu koridor yürümezse,başka ülkeler de bomba için sıraya girebilir. * * *
İSRAİL, ROMANYA VE GÜRCİSTAN İLE NEDEN YAKINDAN İLGİLENİYOR?
İsrail' in son zamanlarda Romanya ve Gürcistan ile çok yakın ilişkiler içine girme çabaları,Türkiye'nin dikkatini çekiyor. Yabancı basında da İran'a yapılacak olası bir ABD-İsrail saldırısının Ortadoğu'dan değil, Kafkasya'dan gerçekleşebileceği ihtimalinin dile getirilmeye başlanması da gözlerden kaçmıyor. Tam bu gelişmeler olurken ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın, 5 Temmuz'da Gürcistan'a bir ziyaret gerçekleştireceği açıklanırken, bu gezinin ne manaya geldiği tartışılıyor.
* * *
DOÇENT MAYA ARAKON'UN PARLAYAN YILDIZI
Son günlerde ekranlarda çarpıcı açıklamaları ile dikkat çeken akademisyenlerden Doç. Maya Arakon, iddialarına bir yenisini daha ekledi.
Doç. Maya Arakon, Birleşmiş Milletler raporlarında Paris'te satılan uyuşturucunun yüzde 85'inin PKK kaynaklı olduğunu belirtirken şok bir iddiada daha bulundu: "Yine aynı raporlarda Türkiye'deki bazı devlet görevlilerinin de uyuşturucu trafiğinden pay aldığı iddia ediliyor.'' Bu sözlerin yansımaları olacaktır.
Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan 2010 Dünya Uyuşturucu Raporu'nda Türkiye uyuşturucu kaçakçılığında en önemli transit ülkelerden biri olarak yer alıyor.
Afganistan'da üretilen eroinin yüzde 30'u, Avrupa'ya İran ve Türkiye üzerinden sokuluyor. Her yıl Hakkari ve Van illeri üzerinden Türkiye'ye yaklaşık 95 ton eroin giriyor. Raporda PKK'nın sınırdaki kaçakçılık faaliyetleriyle ilişkili oldukları kaydediliyor.
Avrupa Polisi EUROPOL tarafından yayınlanan "Suç Örgütleri Raporu"nda, Avrupa çapındaki uyuşturucu pazarında ilk sırada yer alan PKK'nın, yıllık gelirinin 300 milyon doları bulduğu açıklandı.