CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

İktidara taşıyan güç: Kadınlar

Eklenme Tarihi 28 Ocak 2011
Açıklanan birçok ankete dikkatle bakan gözler, bir partiyi kimlerin iktidar yaptığını net biçimde görebilir. Seçmen sayısı 49,5 milyon.
Bunun 24,4 milyonunu erkekler, 25,1 milyonunu kadınlar oluşturuyor.
Araştırmalarda sadece kadınlara yöneltilen "Hangi partiye oy vereceksiniz" sorusuna yüzde 49'u AK Parti'ye, yüzde 22,4'ü CHP'ye yüzde 8,7'si MHP'ye oy vereceğini söylemektedir.
18 milyon oyun "tek başına iktidar" çıkardığı Türkiyemizde, 25 milyon kadınının 12,5 milyonluk kısmının oyunun alınmasını düşününce, AK Parti'yi iktidara kadınların tercihlerinin taşıdığı anlaşılmaktadır.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum'un, halkı ve CHP'lileri "50 bin kişiyle Silivri Mahkemesi önünde toplanarak açıkça Ergenekon davasına ve mahkemeye baskı yapmaya çağırması", CHP Mersin Milletvekili İsa Gök'ün, "halkı direnmeye çağırması" dikkatinizi çekmiştir.
CHP'nin giderek artan hırçınlığının altında ne yatıyor olabilir? Son çıkışları nasıl okumak gerekir?
Görünen tabloya göre, CHP'de beş ay sonraki seçimleri kaybetme endişesi ve telaşı şimdiden başlamıştır. CHP sözcülerinin son derece sert ve provokatif beyanlarda bulunmalarının tesadüfî olmadığı ve seçim sonrası için yaratılmak istenen sancılı bir dönem planının parçası olduğu düşünülmektedir.
Türkiye 2008'li yıllara kadar, CHP'nin, halk iktidarı yerine, "CHP artı Ordu eşittir iktidar" formülüne yönelik hamlelerini konuştu. Son olarak, Anayasa Mahkemesi'ne süper yetki verecek, Yargıtay ve Danıştay'a yeni daire kurulmasını sağlayacak tasarılar üzerinde, CHP'nin hırçınlaşması bir önemli konuyu daha göstermektedir: CHP artı yargı eşittir iktidar formülünün gündemden düşmesi korkusu. Öyle anlaşılıyor ki, son kamuoyu araştırmaları 12 Haziran genel seçimlerinden ümitsizliğe düşen CHP'nin başka yollar aradığı iddiasına ağırlık kazandırıyor. Yüksek Yargı'da yeni düzenlemelerin yapılması, nedense; CHP'lilerin asabını bozmuştur. Meşru ve demokratik sınırlar içerisinde kalınmak suretiyle halkın tepki göstermeye çağrılması bir haktır.
Fakat direniş çağrılarının altında çok daha ötede bir derin düşüncenin varlığı sezilmektedir. Bir taraftan, Cumhuriyet Mitingleri'nin canlandırılması çabaları, diğer taraftan, gençler ve işçiler üzerinden direniş çağrıları, seçim sonrası hazırlıklarına işaret etmektedir. Sandıktan iktidar çıkaramayacak partilerin ne yapacağını düşünürsek, halkın direnişe davet edilmesinin altında ne yattığını görmek kolay olacaktır