Düşünüyorum, Türkiye, 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı yapılabilen günlere nasıl geldi?
1983'lerde Kıbrıs adasında KKTC nasıl ilan edilebildi?
Bir ziyaretimizde, Merhum Rauf Denktaş, Türk Mukavemet Teşkilatı'nın kuruluş dönemini anlatmıştı: "EOKA saldırılara başlamıştı.
Adayı Yunanistan'a bağlamak istiyorlardı. EOKA, Yunanistan Genelkurmayı'na bağlı, müşterek siyasi bir atılımın kanadıydı. Bizim de böyle yapmamız lazım diye düşünüyorduk.
1958'de, Dr. Fazıl Küçük ve ben Türkiye'ye geldik. Fatin Rüştü Zorlu (Dışişleri Bakanı) ile görüştük. Fatin Bey fikirlerimizi rahmetli Menderes'e anlattı. Merhum Başbakan'ın talimatı ile TMT kuruldu.'' Sonra, TMT'nin yeminini hatırlatmıştı: "Kıbrıs Türkü'nün yaşayış ve hürriyetine, canına, malına ve her türlü anane ve mukaddesatına, her nereden ve kimden olursa olsun vaki olacak tecavüzlere karşı koymak için kendimi Türk Milleti'ne adadım. Ölüm dahi olsa verilen her vazifeyi yapacağım. Bildiğim, gördüğüm, işittiğim ve bana emanet edilen her şeyi, canımdan aziz bilip, sonuna kadar muhafaza edeceğim.
Gördüklerimi, işittiklerimi, hissettiklerimi ve bana emanet edilenleri, hiç kimseye ifşa etmeyeceğim. İfşaatın bir ihanet sayılacağını ve cezasının ölüm olacağını biliyorum. Yukarıda sıralanan hususları harfiyen tatbik edeceğime, şerefim, namusum ve bütün mukaddesatım üzerine söz verir, ant içerim.'' Dışişleri Bakanı Zorlu ve Korgeneral Daniş Karabelen önderliğinde, Rauf Denktaş, Rıza Vuruşkan, Burhan Nalbantoğlu, Kemal Tanrısevdi tarafından TMT kuruldu. Doktor Fazıl Küçük'ün, 'Volkan' ve 'Ağrı' direniş teşkilatları ile birleşti. TMT ruhuyla hareket eden Dr. Küçük ve Denktaş'ın teşkilatçılığı ve mücadele azmiyle, bugün Akdeniz'in stratejik adası Kıbrıs'ta varız, KKTC'yi yaşatıyoruz.
STRATEJİK ADA
1958 yılından beri çok sular aktı köprülerin altından. Kıbrıs sadece bir ada değildir. Stratejik önemi her gün biraz daha artan bir alandır. Dün öyle idi, bugün de öyle. Yarın da böyle olacak.
Yüzyıllar önce İngiliz sanat adamı Shakespeare, Kıbrıs'ın önemi fark etmişti. Othello'sunda Kıbrıs'ın öneminden söz etmişti. "Yenidünyada bugüne kadar Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları açısından Akdeniz havzası ve bu havza içinde yer alan Kıbrıs adasının taşıdığı önemde stratejik önemi haiz bir coğrafya keşfedilmemiştir" sözleriyle adanın önemini vurgulamıştı.
Merhum Denktaş, bu gerçeği şöyle anlatır: "Kıbrıs Adası tarih boyunca hep stratejik bir öneme sahiptir. Kimin elinde olduysa Akdeniz'i, Ortadoğu'yu ve Kuzey Afrika'yı kontrol eder. Roma İmparatorluğu'ndan Osmanlı'ya kadar. Osmanlılar 307 yıl Kıbrıs Adası'ndan Akdeniz'e hakim oldular. İngilizler tüm Ortadoğu'yu Kıbrıs'tan yönettiler. İngilizler neden, iki askeri üssü hep korumuştur?
İngiliz toprağı sayılan Rum kesimindeki İngiliz askeri üsleri İngiltere ve ABD için Akdeniz'de doğal uçak gemisi olarak kaldı. Bu askeri üsleri Ortadoğu'ya askeri müdahale için sıçrama tahtası olarak kullandılar.
Yıllardır müzakereler sürüyor, İngiltere hiçbir zaman İngiliz üslerini pazarlık konusu yapmadı. Üslerden vazgeçmedi. Bunun derin bir anlamı var.''
GELECEĞE BAKMAK
Ortadoğu, Akdeniz, Ege, Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ve Körfez dünyanın büyük güçlerinin ilgisini çeken yaşamsal bir bölgedir. Bu bölgenin hemen odağında bulunan Kıbrıs adasında stratejik yaşamını devam ettirmek, Türkiye için son derece önemlidir. Çünkü Kıbrıs, etrafını saran bölgelere "bölgesel ve stratejik güç" olma yolunda bir açılım sağlamaktadır.
Önümüzdeki yıllarda, Kıbrıs ile Türkiye'nin önemi daha da artacak ve dünya siyasetinin temel yörüngesine enerji ve su politikaları oturacaktır.
Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattıyla beraber diğer doğalgaz ve petrol boru hatları İskenderun körfezine kadar uzanmaktadır.
Türkiye, Ortadoğu bölgesindeki en verimli ve kullanılabilir su kaynaklarına sahiptir. Fırat nehri üzerinde kurulan bir dizi barajdan elde edilen hidroelektrik enerjisi, Türkiye genelinde ve bu bölgede kurulmakta olan endüstri için hayati bir önem taşımaktadır.
Enerjinin ve endüstri ürünlerinin dünya pazarlarına İskenderun ve Mersin'den ihraç edileceği dikkate alındığında, İskenderun Körfezi bir enerji terminali ve bir ticaret üssü durumuyla, uluslararası güçlerin göz diktiği noktaya ulaşmaktadır.
Bu pozisyon, bölgenin ve Kıbrıs'ın stratejik önemini bir kat daha artırırken, Başbakan Erdoğan, "Kıbrıs'' gerçeğini "Türkiye burada olacaktır.
Şehidim var, gazim var.
Kıbrıs'ta Yunanistan'ın ne işi varsa, Türkiye'nin Kıbrıs'ta stratejik olarak o işi var" sözleriyle ifade etmiştir.
Ne yapmalıyız? Genç nesillerimizin stratejik kafalarla yetişmesini sağlamalıyız. Milli birlik ve beraberliğimizi koruyarak, yarının Büyük Türkiye'si için elele, çalışmalıyız.