Üsteki çizgi Fırat'ı, alttaki çizgi de Nil nehrini sembolize ederken, iki çizgi arasında yıldızı Hz. Davut'un temsil ettiği bilinmektedir. Yahudiler, bu iki çizgi arasındaki alanın kendilerine ait olduğunu düşünürler. Yahudilerin dini kitabı Tevrat'ta, uğruna baş koydukları bir kavram var.
Tevrat'ın Tekvin kitabının 15 Babı'nda şöyle belirtilmektedir: "O günde Rab Abraham'la (Hz İbrahim) ahdedip dedi: Mısır ırmağından (Nil Nehri) büyük ırmağa Fırat Nehri'ne kadar bu diyarı senin zürriyetine verdim."
Ve Yahudiler iman ettikleri bu vaad edilmiş topraklara ulaşmak için ellerinden geleni yaptılar yapacaklardır. Bunu neden yazdım?
Doğu-Batı Araştırmaları Enstitüsü Başkanı, uluslararası stratejist Ömer Özkaya, İsrail'in, arzı mev'uda yönelik olarak Güney Sudan'a ilginç bir atamasının arka planını anlattı: "Amerika-İsrail Sudan'ı böldüler. Güney Sudan lideri Silva Kiir, ilk yurtdışı gezisini 20 Aralık'ta İsrail'e yaptı. Haim Koren, Güney Sudan'a İsrail'in ilk büyükelçisi olarak atandı.
Koren, çok akıcı Arapça konuşuyor ve Sudan'daki çeşitli lehçeleri de biliyor. Daha önce Türkmenistan, büyükelçi Haim Koren'in başvurusunu, 'MOSSAD ajanı' olduğu gerekçesiyle iki kez kabul etmemişti.'' Peki, bu atamanın şifresi nedir? "Şifre, Nil nehridir. Kollarından birisi Güney Sudan'dan çıkar. Kuzey Sudan'da iki kol birleşir, oradan Mısır'a geçer. Mısır'ı kontrol etmek istersen, Nil'in başını tutarsın'' Ömer Özkaya, Sudan'ın bölünmesinin arka planını anlattı: "Güney Sudan'ın bağımsızlığının su, para ve silah konularında en fazla hissedileceği yerlerin başında Mısır gelmektedir. Burada Mısır açısından su Nil Nehrinin paylaşım sorununu, para buna bağlı çıkacak yeni ekonomik sorunları, silah ise Güney Sudan'ın bağımsızlığının bilinen Ortadoğu jeopolitiğinde ortaya çıkarabileceği yeni olası stratejik hareketlenmeleri temsil etmektedir.
Mısır, Sudan'ın Güney kısmının bağımsızlığına Nil nehrinin sularının etkileneceği gerekçesiyle uzun zaman karşı çıkmıştı. Mısır, Güney Sudan'ın ayrılma noktasına gelmesinden de yanlış politikalar izlediği gerekçesiyle büyük oranda Kuzey Sudan lideri Ömer El-Beşir'i sorumlu tutmaktadır.'' Stratejik bir büyükelçi ataması değil mi?
İsrail ve Mısır'ın NATO üyeliği
Uluslararası stratejist Ömer Özkaya, ilginç bir başka konuyu da gündeme getirdi: "İsrail, Türkiye'nin karşı çıkmasını engellemek için, Mısır'ı yanına alarak NATO'ya girme planlarını hazırlamış.
Bazı merkezlerce de; Mısır ve İsrail'in NATO'ya alınması için küresel gizli hazırlıklar yapılmaktadır. NATO'ya üye Almanya, Fransa ve Hollanda'da, İsrail'le "kripto" ilişkiler içindeki bazı yapılar derin temaslar içinde.'' Bu işin arkasına Almanya neden giriyor? "Amerika, İngiltere, Rusya, Çin, Fransa, dünyanın çeşitli bölgelerini, politik, ekonomik ve kültürel bakımdan kendi nüfuzu altına almaktadır. Böyle büyük nüfuz mıntıkalarının teşekkülü ve genişlemesi karşısında Almanya seyirci kalamazdı. Almanlar eski doğu politikasını canlandırmak istiyor. Nüfuz mıntıkası Ön Asya ve Ortadoğu'dur. Burada üç ülke onlar için önemli. İran, İsrail ve Mısır.
İran'la ilişkileri iyi. İsrail'e çok yaklaştılar.
Mısır, Arap dünyası için kilit ülke. Mısır ve İsrail'i, NATO'ya aldırma taktikleriyle, planlarını geliştirme sevdasındalar.
Alman devlet istihbarat örgütü BND son dönemde Ortadoğu, Irak, İran ve Afganistan'da yoğunlaştı. Irak'ta ve İran'da iş yapan Alman sanayi kuruluşları da BND'nin izleme ve destekleme faaliyetleri kapsamında.
Almanya-İsrail ilişkileri çok sıkı fıkı. Tabii MOSSAD-BND ilişkileri de.''
Bu işin arkasında Amerika var mı?
"Gölge CIA olarak bilinen ABD'li düşünce kuruluşu Strafor'un Başkanı Friedman, bu işin arkasında. Geçen yıllarda NATO'nun Ortadoğu'ya doğru genişlemesini öneriyor ve yeni NATO adayı olarak İsrail ve Mısır'ın ismini söylüyordu. İşin enteresan tarafı bunu, Mısır'da Arap baharı daha ortada yoktu. Friedman, Mısır'ın NATO'ya dahil olmasıyla hem gücün artacağını, hem de Mısır'ın Arap-Müslüman karakteriyle Irak ve Afganistan gibi ülkelerde 'barışı koruma' görevi yapmasının çok daha kolay olacağını belirtiyordu.''
Aman dikkat, İsrail boş durmuyor....