CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Derin İngiltere

Eklenme Tarihi 08 Kasım 2011
İngilizler'in dünyada tanınmış dergisi The Economist, son sayısında Türkiye'ye 3 ayrı yazıyla geniş yer ayırdı. "Eski Güzel Günler?", "Osmanlı Hayalcisi", "Uyuyan gücün uyanışı" başlıklarını taşıyan analizler bunlar.
Bu derin analizlere dikkatle bakınca, Türkiye'yi kıskanan bir küresel güç İngiltere'yi karşımızda görüyoruz.
Birinci dünya savaşıyla, 100 yıl önce Osmanlı'yı parçalayan, imparatorluğun Balkan ve Ortadoğu haritalarını cetvelle çizen, yakın coğrafyamızdaki her türlü hile ve desisenin içinde bulunan derin İngiltere'nin, Türkiye'nin stratejik hamleleri karşısında çektikleri ızdırabı anlamaktayız.
The Economist'in, ESKİ GÜZEL GÜNLER? başlığını taşıyan analizini dikkatle okuyalım, sonra bu gelişmelerin altında ne yattığını analiz edelim: "Başbakan Erdoğan, Haziran'daki seçim zaferinden sonra "Bugün Saraybosna da İstanbul kadar kazandı" demişti.
Osmanlılar Balkanlar'a geri mi dönüyor? Balkanlar'da Osmanlı'nın yeniden canlandığı görüşü abartılı.
Türkiye'nin Boşnak, Sırp ve Hırvatlar arasında arabuluculuk girişimleri başarısız. Sırbistanlı bir yetkili bize fısıldıyor: "Türkiye'ye çok fazla yakınlaşıp AB'nin kaybedenler kulübüne üyeymiş gibi görünmek istemiyoruz." "BİR OSMANLI HAYALCİSİ" başlığını taşıyan analizde, "Türkiye'nin aktif dış politikası Osmanlı çıkışını andırıyor. Bu durum, Batı'nın bazı yerlerinde onaylanmadı, özellikle ABD'de...
Washington'da kimileri, 2003'teki tezkere krizini hatırlatıyor. Şimdilerde de Türk hükümetini, sırtını AB ve NATO'ya dönmekle suçluyorlar. İran'a yumuşak tavrını işaret ediyorlar."

GERÇEKLER ORTADA

Türkiye, yeni Ortadoğu'yu şekillendiren masada bir aktör.
Balkanlar'da Hırvatistan, Bosna-
Hersek, Sırbistan, Karadağ, Kosova ve Makedonya'da izlediği aktif dış politika ile eski dostlukları canlandırıyor.
Türkiye, yakın coğrafyasında, balkanlarda, Ortadoğu'da, Afrika'da stratejik hamleler yaparken İngiliz analizleri de artmaya başladı.
Gerçekler ortada. Ankara, Balkanlar'ın batısına duyduğu ilgiyi, halklar arasındaki akrabalık bağlarına ve bu bağlara duyulan saygıya dayandırıyor. Çünkü Balkanlar ile tarihten gelen bağlar hiç kopmadı. Başta Müslüman Boşnak ve Arnavutlar olmak üzere yurtdışında yaşayan 'kültürel akrabalar', 'soydaş ve dindaş' olarak görüle geldi.
Ankara, yakın coğrafyasına stratejik ve siyasi hedeflerle yaklaşıyor. Bölgede nüfuzunu artırmak Türkiye için özel önem taşıyor. Bu şekilde AB ve bölgedeki diğer aktörlerle eşit haklara sahip bir partner olarak Avrupa'daki yeni güvenlik mimarisinin şekillendirilmesine, bu bölgede de katılmak istiyor.
Balkanlar'da çok güzel şeyler oluyor. Dış politikadaki atağa paralel olarak Batı Balkanlar'da açılan Türk Kültür Merkezleri, okul ve üniversitelerin sayısı giderek artıyor. Yurtdışı yayınlarından televizyon dizilerine Türk medyası da bölgede giderek daha fazla ilgi görüyor.
Özellikle de Boşnaklar arasında Türkiye'ye büyük sempati duyuluyor.
Balkan ülkelerinde AB perspektifinin belirsizliğine dikkat etmekte yarar var. Bu belirsizliğin sürmesi durumunda Türkiye'ye sempatinin daha da büyüyebileceği ortada.
Bu noktada, belli bir kesimde yeni bir siyasi düşünce tarzı ortaya çıkmakta. "AB'ye giremiyorsak ve Türkiye bölgedeki büyüyen bir ekonomik güç olarak, dünya politikalarında rol üstlenmek isteyen, büyük nüfusa sahip bir ülke olarak bizim partnerimizse, o zaman AB'nin bölgedeki genişleme politikasını yoğunlaştırmasını beklemektense Ankara ile stratejik bir ortaklık geliştirebiliriz" diyenlerin sayısı artıyor.

BASININ OYUNU
İşte bu durumu gözleyen "Derin İngiliz" devleti harekete geçiyor.
Türkiye etrafında oynanan oyunları daha iyi okumak ve günümüzü anlamak isteyenler için, açıklanan "Türk-İngiliz gizli belgelerine" bakmakta yarar var.
Bu belgeler, Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalamak için başta İngiltere olmak üzere Avrupa'nın emperyalist devletlerinin çevirdiği bütün oyunları en açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu belgelerin başta Emperyalizmin gerçek karakteri olmak üzere bize öğreteceği bir konu vardır.
Başta Ekonomist olmak üzere İngiliz basınının Türkiye'nin stratejik hamlelerine karşı gizli savaşı incelenmeye değer. Amaçları bir taraftan bir korku imparatorluğu saçmalığını yaymak diğer yandan sosyal mühendislik yapmak.
Bu amaç doğrultusunda adım adım ilerliyorlar. İstihbarat örgütleri ile yakınlığı bilinen batı basınının, yeni Osmanlı temalı haberler çıkardıkça, o haberlerin altında sıradan vatandaşların yazdığı yorumlara bakarsanız, kamuoyunu nasıl yönlendirdiklerini görürsünüz. İngiliz medyasının büyük bir çoğunluğu bunu iyi yapmaktadır. Yalan ve dolandan ibaret sosyal mühendislik taklaları atmaktadır. Büyüyen Türkiye, yakın coğrafyasında bölgesel güç konumunu geliştirdikçe, bölgemizdeki her olayın altında bulunan derin İngiliz devletinin ve onların paralelinde analizler yapacak olan İngiliz basını ile daha çok karşı karşıya geleceğiz.
Ama unutulmasın, korkunun ecele faydası yoktur.