"Demokratikleşme" yüz yıllık bir özlemi ifade etmektedir. Özellikle son 60 yıldır kronik bir "demokrasiye geçiş" hali yaşayan Türkiye'de "demokratikleşme" siyasi gündemimizden hiç düşmemektedir. Önemli adımlara rağmen, demokratikleşme Türkiye'nin gerçekleştirilmeyi bekleyen ana hedefi durumundadır.
Demokratik olmayan bir politik sistemden demokratik bir politik sisteme geçmeyi, Türkiye Cumhuriyeti 60 yıl kadar önce gerçekleştirdi. (Demokrat Parti, 1946 yılında kuruldu. 1950 seçimlerinde tek başına iktidara geldi.) Türkiye "demokrasinin yerleşmesi" dönemini yaşıyor. Bugünün Türkiyesi'nde demokratikleşme hem demokratik kurum ve mekanizmaları güçlendirmeyi ve yenileriyle desteklemeyi hem de demokrasinin istikrarını sağlayacak kurumsal, kültürel ve ideolojik dönüşümleri gerçekleştirmeyi ifade etmektedir.
SİVİLLEŞME
Dar anlamda sivilleşme, siyasal sistem üzerindeki askeri etkinin sona erdirilmesini ve siyasal sürece seçilmiş sivillerin hakim olmasını ifade eder. Bu anlamda sivilleşme askeri vesayetin yokluğu anlamına gelir ve başlıca iki pratik gereği vardır. İlki, silahlı kuvvetlerin tam olarak sivil denetim altına alınması, ikincisi ise askeri bürokrasinin demokratik siyaset alanına nüfuz etmemesinin sağlanmasıdır.
Sivilleşmenin ikinci ve daha geniş anlamı "sivil toplum"un güçlen(diril)mesiyle ilgilidir. İlk bakışta fark edilemese bile, güçlü bir sivil toplumun varlığı özgürlüğün en büyük güvencelerinden olduğu kadar, demokrasinin pekişmesi ve istikrarı açısından da hayatidir.
Kendi ayakları üzerinde duramayan ve idamesi bakımından devlete bağımlı olan bir toplum demokrasi için sağlam bir zemin teşkil edemez. Sivil toplumun zayıf ve henüz oluşma aşamasında olduğu düşünülürse, bu konuda da atmamız gereken adımlar var demektir.
KIRILMA NOKTALARI
2002 yılında, AK Parti tek başına iktidara geldi. 2003-2004 yıllarında Sarıkız, Ayışığı, darbe teşebbüslerini atlattı. 2007-2008 "siyasi kırılma" yıllarıdır. "367 krizi" ve "27 Nisan e-muhtıra" ile Türkiye cumhurbaşkanı seçemedi. 2007 genel seçimleri yapıldı. AK Parti ikinci kez iktidar oldu. Cumhurbaşkanı seçildi. (Birinci kırılma noktası)
2008 yılında, türban için anayasa değişikliği yapıldı. Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. AK Parti hakkında kapatılma davası açıldı. 20 Ekim 2008 günü birinci Ergenekon davası başladı. (İkinci kırılma noktası)
"AK Parti'yi ve Fetullah Gülen'i bitirme" planı ortaya çıktı. 30 Haziran-1 Temmuz gecesi, darbeye teşebbüs eden askerlerin sivil mahkemelerde yargılanması ve sivil-asker ilişkileri konusunda reformist kanun çıkarıldı. (Üçüncü kırılma noktası)
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), son gelişmeler yüzünden hedef tahtasına oturdu. Bu vesileyle Kurum'un yapısı gündeme geldi (Dördüncü kırılma noktası).
Yargının vesayet dönemini sona erdirecek çalışmalar TBMM'nin sonbahar aylarına damga vuracak.