CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Columbia Üniversitesi İstanbul'u seçti

Eklenme Tarihi 15 Aralık 2011
YÖK başkanlığına Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'nın atanması Üniversite çevrelerinde çok olumlu karşılandı.
Prof. Dr. Çetinsaya'nın, bir vakıf üniversitesi olan İstanbul Şehir Üniversitesi'nden atanması, Türkiye'de vakıf üniversitelerinin kazandığı yeni konumun başarısı olarak gösteriliyor. Türkiye'de 166 üniversite var, maalesef, bir Oxford'umuz, bir Cambridge'miz, bir Harvard'ımız henüz yok. Bilkent, ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi üniversiteleri dünyanın en iyi 500 üniversitesi listesine sona yakın sıralarda giriyor. Bölgesel güç, küresel aktör Türkiye'nin, dünyanın en iyi 500 üniversitesi içinde üst sıralarda yer alması için çok çalışmamız gerekiyor. Hocalarımız, "Dünya üniversitesi olma peşinde koşmalıyız" diyorlar, Dünya üniversitesi nasıl olunur? sorusunu ise şöyle cevaplıyorlar: Üniversitede yüzde 25 uluslararası oranını yakalamak. Lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin yüzde 25'ini yurt dışında okutmak ve toplam öğrenci sayısını yüzde 25'i kadar yurt dışından, Körfez Ülkeleri, Avrupa, Asya, Türkî Cumhuriyetleri'den öğrenci almak. Aynı zamanda eğitim ihracatçısı bir üniversite olmak. Türkiye nasıl bugün tekstilde, makinede ihracat şampiyonudur, 10-20 yıl içinde yükseköğretimde de büyük bir ihracatçı olmaya aday görünüyor. Bu yüzden İngilizce bölümlerin olması şart. Böylece bir dünya üniversitesi olma şansı yakalanır."
Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'nın yapacakları merakla bekleniyor.

'Küresel Merkez'
Prof. Dr. Çetinsaya
ile ilgili nabız yoklarken, Üniversite çevrelerinde konuşulan bir başka konu dikkatimi çekti. Amerika'nın en iyi 4. üniversitesi olan Columbia Üniversitesi'nin, İstanbul'da bir "Küresel Merkez" açmasının üzerinde dikkatle durulması gerektiğine işaret ediliyor. Colombiya Üniversitesi'nin, New York kentinde önemli bir düşünsel ve kültürel merkez olduğu, İlk kuruluşundan beri doğa bilimleri, ticaret, tarih, siyaset ve denizcilik gibi konulara daha çok ağırlık vererek bir farklılık gösterdiği, araştırma ve uzmanlık kurumları ile evrensel bir nitelik kazandığı vurgulanıyor. Columbia Üniversitesi'nin, İstanbul'da "Küresel Merkez" açılışında Rektör Lee Bolinger'in yaptığı konuşmaya dikkat etmemiz gerekiyor:
Küreselleşme olgusunu iyi anlamak istiyorsanız Türkiye bunun için en iyi yerlerden birisi.
Zira yükselen ekonomisi, yükselen bir politik gücü var. Türk toplumu dünya ekonomisine ve siyasetine entegre olmaya hazır. Gelişmiş ülkelerle, gelişmekte olan ülkelerin ortasında.
Dünyanın hiçbir noktası bu kadar ilginç değil.
Şimdi gücün Batı'dan Doğu'ya kaydığından söz ediyoruz. Türkiye, tam bu 'bu kaymanın ya da değişimin gerçekleştiği noktada' diyebilirim. İstanbul, Ortadoğu ve Arap ülkelerinde olanların, Afrika, Rusya'nın, Doğu Avrupa ülkeleriyle ve Kafkasya'nın kolaylıkla izlenebileceği bir "Başkent" konumunda..." "Küresel Merkez" ne yapacak? Üniversitenin, uluslararası alandaki varlığını arttırmak amacıyla "Columbia Küresel Merkezleri" ağları kurduğu ve bu merkezler yerel üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, bağımsız araştırma enstitüleri ve devlet kurumlarıyla etkin işbirliği yaptığı belirtildi.
Görünen o ki, "Büyük Türkiye" hamleleri, dünyada dikkatle takip ediliyor.