Avrupa Birliği'nin dinamosu Almanya, 17 ülkeye bir plan sundu ve sözüm ona "borç krizi" çözüm yoluna girdi. İngiltere, Avrupa Birliği'nin yeni anlaşmalarını veto etti.
Son gelişmeler, çekirdek AB'ye doğru giderken, yani pratikte Almanya'nın (Bayan Merkel) karar verme ve Avrupa lideri olma yolunu açtı.
Stratejik masalardaki beyinler, yeni süreç, Avrupa'yı nereye götürür? Türkiye bu resimde nerede duruyor? İngiltere hangi derin düşüncelerle yeni Avrupa modelini (veto) etti ve geriye çekildi?
Almanya, Avrupa'nın yaşadığı ekonomik krizin çözümünün faturasını neden üstleniyor? Neye karşılık?
Sorularına cevap aramaya başladı. "Türkiye Diplomatik" ve Doğu-Batı Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Ömer Özkaya, bu beyinlerden birisi. İlginç yorumlarda bulundu: "Avrupa, enerji ve hammadde temininde bağımlı olduğu bölgeler üzerindeki siyasi kontrol gücünü yavaş yavaş yitiriyordu. Avrupa pazarını da kaybediyordu.
Avrupa hızla yaşlılar gezegenine dönüşmüştü.
Derin Almanya devleti, yeniden büyük bir dünya devleti olmak istiyordu, aynı ABD gibi, AB'yi tam kontrol altına alarak Birleşik Avrupa Birliği'ni kurmayı hayal ediyorlardı, ekonomik kriz onlara büyük bir fırsat verdi.
Derin Almanya'nın Nisan 1934'te yazılmış çok gizli bir raporunu daha önce açıklamıştım. (Kurt Koehler, Oluf Köllmann ve Wilhelm Eilers) tarafından hazırlanmış (çok gizli) bu rapor ne diyordu?
Amerika, İngiltere, Rusya ve Fransa dünyanın çeşitli bölgelerini, politik, ekonomik ve kültürel bakımdan kendi nüfuzu altına almaktadır. Böyle büyük nüfuz mıntıkalarının teşekkülü ve genişlemesi karşısında Almanya seyirci kalamaz.
Almanya için nüfuz mıntıkası Avrupa'nın doğusu, güney batısı, Ön Asya ve Ortadoğu'dur.
Almanya'nın, Alman nüfuzunu Ön Asya'ya sokmak yolunda en mühim istinat noktası ve hareket mevzii Türkiye'dir.
Doğu başkentlerinde Alman kültürünü yayma merkezleri kurulmalıdır.
Avrupa'daki düşmanımız Fransa, bütün dünyadaki düşmanımız ise İngiltere'dir."
Yeni dengelere doğru
Konuştuğum stratejistler, Almanya'nın, Avrupa'yı derleyip toparlayarak Amerika'nın karşısında bir güç olarak çıkarırsa, dünya düzeninde ne gibi gelişmeler olacağını değerlendirdiler: "Avrupa Birliği, Amerika'nın bir projesi olarak gelişti. ABD'ye göre AB, bir rakip olmaktan çok, gelişen Çin'e karşı ve Rusya'nın muhtemel ataklarına karşı birlikte hareket edeceği ortağı olacaktı.
Üstelik ABD, Berlin-Paris ekseninin aşırılıklarını, Londra ile de kontrol edebilecekti. Nitekim İngiltere, bu nedenle AB içinde Truva atı olarak nitelendirildi.
Amerika'nın, özellikle, 2005 yılından sonra, Rusya ile beraber, Çin'e karşı oluşturduğu yeni denge, son olarak İran, Libya ve Suriye harekâtında Almanya'nın farklı siyaset gütmesi ile Amerika - Almanya arasında gizli mücadele gözlerden kaçmıyordu.
Küresel kriz ve Avrupa'daki ekonomik dalgalanma Almanya'ya "diplomasiyle Avrupa'ya egemen olması" denilen yeni süreci başlattı. İngiltere'nin de AB dışına çıkması, Almanya için bulunmaz tarihi fırsatı verdi."
Dünya siyaseti
Karşımıza çıkan "yeni Avrupa" tablosuna bakalım.
Derin Alman hayal ve planlarını kimse görmezden gelemez. Avrupa'da Almanya'nın liderlik konumuna gelmesi, dünya siyasetini büyük ölçüde etkileyecek dinamikleri içeriyor. Doğu ve Batı Almanya'nın birleşme sonrasında, çok önemli mesafeler almıştır, büyük bir güç olmuştur.
Dünyanın en büyük pazarlarından birini oluşturmaya çalışmıştır.
Almanya ulusal çıkarlarını, Doğu'yla işbirliğinde artık daha çok görmektedir. Bir taraftan Rusya kanalını geliştirme, ABD'nin rahatsız olduğu İran'la yakın ilgi, Kazakistan üzerinden Orta Asya ile yakın temas içindedir.
Hatta bu işte Rusya'yı da yanına alarak yeni dengelere yol açar mı?
Tabii alır mı, alamaz mı meselesi ayrı ama Moskova-Berlin bağını güçlendiren önemli olgular var. (Rusya patronu Vladimir Putin ile Almanya Başbakanı Gerhard Schröder tarafından başlatılan 1224 kilometre ile dünyanın deniz altından geçen en uzun boru hattı olan Kuzey Akım, Moskova ile Berlin'i daha sıkı bağlıyor.) Berlin sadece Moskova ile değil, Pekin ile de işbirliğini güçlendirmektedir. Berlin, Pekin'le yeni anlaşmalar imzalamış ve stratejik temaslarını hızlandırmıştır.
Türkiye "kilit güç"
Amerika, Avrasya ve Ortadoğu'da ağırlığını hissettirmek azminde görülmektedir. ABD, Almanya'nın Avrasya'yla işbirliğini geliştirmesinden elbette rahatsızdır. ABD'nin uzun süredir Merkel karşıtı açıklamalar yapmasının altında Berlin'in Orta Asya ve Ortadoğu'ya yönelimi yatmaktadır.
İşte, bu pozisyonda, yeni dünya düzeninde Türkiye parlıyor.
Dünyanın bir numarası ABD Başkanı Obama'nın en çok konuştuğu liderin Başbakan Erdoğan olması, Amerikan derin devletinin önemli ismi, ABD Başkan Yardımcısı John Biden'in İstanbul'da yaptığı temaslar, eski CİA Başkanı, Pentagon'un yeni patronu Panetta'nın Ankara koridorlarına dalması, parlayan bölgesel güç, küresel aktör Türkiye'nin dünya siyasetine yansımasıdır.