CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Uyusun da büyüsün ninni

Eklenme Tarihi 13 Ocak 2011
Bir sabah kadın programının koordinatörüydüm…
Eğlence, şarkılar, gırgır-şamata, gırla gidiyordu…
Yayının sonlarına doğru bir haber geldi.
Hollanda'da Türk uçağı düştü diye…
Rejideydim. Midem kasıldı, gerildim…
Henüz hiç ama hiç kimsenin uçağın düşmesi dışında tek bir detay bilgisi yoktu.
Belki de 100'ün üzerinde insanımız hayatını kaybetmişti.
Biz canlı yayında eğleniyorduk…
Ne yapmalıyız diye panik yaptığımı hatırlıyorum…
İşi gücü, yayını bıraktık, seferber olduk.
Üç dakika içinde düşen uçaktan henüz çıkan ve nefes nefese olan bir Türk'e ulaştık cep telefonundan…
Kadın programında haberciliğe geçtik.
Alişan ve Çağla Şıkel canlı yayında düşen uçaktan çıkan yolcu ile konuşuyordu.
Neler yaşandığını canlı şahidinden dinliyorduk.
Hemen uçağın yanındaydı o yolcu.
Muhabir gibi anlatıyordu.
Düşme dehşetini birebir yaşayan ve o enkazdan henüz çıkan biri olarak konuşuyordu.
Haber Merkezi'nden arkadaşlardan uyarı geldi.
"Fazla uzatmayın, biz akşam geniş vereceğiz haberi" diye…
"Hayır" dedim…
Yayıncılık refleksimle dinlemedim, uzattırdım uzatabildiğim kadar…
Tüm bunları CNNTürk'te Saba Tümer'in programında yaşanan olay üzerine yazma ihtiyacı hissettim…
"Askeri Helikopter düştü, 5 subay şehit oldu" başlığı verildiğinde ekranda, Saba Tümer kahkahalar atıyordu…
Tam bir yayıncılık fiyaskosunun daniskası yaşanıyordu…
Biz kadın programında rejide habercilik refleksi gösterip midemiz kasılırken, Saba'nın rejisinde hem de bir haber kanalında Andersen'den masallar eşliğinde toplu uyku seansı düzenleniyordu…
CNNTürk haber kanalı refleksinin nasıl dibe vurduğunu gözümüzün içine soktu.
Gözler acıyor mu, uykudan uyandırır mı bilmiyorum…
Ancak haber kanallarında müthiş bir "Yayın şımarıklığı" hastalığı başladı son dönemlerde.
Akışa bağlı kalma, dokunama rehavet ve şımarıklığı bu.
NTV'de Müjde Arlı kadın programı vardı.
Dört kadın stüdyoya girdiğinde Başbakan Tayyip Erdoğan Davos'ta "One minute" diyordu…
Dünya siyasetine damga vuracak, dengeleri değiştirecek müthiş bir çıkış yaşanıyordu.
Çok iyi biliyorum NTV Müjde Ar ve arkadaşlarını stüdyodan çıkarıp evlerine gönderdi.
Davos'tan yayına geçildi…
Ancak bugün CNNTürk gibi bir haber kanalının rejisi eğer uykuya geçiyorsa, bunda yönetici rehavetinin yansıması kabak gibi ortaya çıkıyor demektir.
Kendi program sunucusuna beyzbol sopasıyla vuran bir yayıncılık anlayışı hortladı demektir…
Ya programı keseceksin…
Ya da sunucunu uyaracaksın rejiden...
Kulağındaki cihaza ses göndereceksin…
"Aman 5 şehit var, kendine dikkat et, kahkaha atma, mevzuyu ciddileştir" diye…
Program koordinatörü dahil perde arkasında tüm çalışanlar diken üzerinde olmuyorsa…
Kimse gerilmiyor, mideler kasılmıyorsa…
Haber kanalında habercilik refleksi ölmüş, herkes mışıl mışıl uyuyorsa…
Hemen bir adam istihdamına gideceksin…
O yeni elemanı rejiye koyacaksın…
Bu tür olaylarda uyuyanları gördüğünde…
Hemen cebinden kaseti çıkaracak, yayına sürecek…
RTÜK'ün hazırlattığı "Metin Akpınar ile bebelere uyku masalları" kasetini…
Devamlı o dönsün daha iyi…