CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

'Muhteşem röntgen'

Eklenme Tarihi 12 Ocak 2011
Kıvırcık Ali'yi kaybettik dün… İçim yandı kara haber geldiğinde… Allah Rahmet eylesin, mekanın cennet olsun can dostum… Çınarlar devriliyor, türküler yitik kalıyor...
Hayat yitirdiklerimizle devam ediyor… Antalya'dan iki arkadaşım geldi… İstanbul'u pek bilmiyorlar… Aldım ikisini de şöyle bir boğaz turu yaptırdım gece yarısına doğru.
Ortaköy'de çay içtik, Bebek'te üç-beş tur attık. Oradan Etiler'e çıktık.
Levent çarşıya yaklaştığımızda dostlarıma "Sizi şimdi sadece sosyetenin gidebildiği bir mekana götürüyorum" dedim… Sevindiler "Orada sabahlayabilir miyiz?" diye sordular. "Pek tavsiye etmem. İçeri giremeyiz, çok pahalı, sadece önünden geçeceğiz" dedim… Üzüldüler. Suratları düştü… İçten içe bana kızdılar. "Bu ne biçim ev sahibi, bu nasıl misafirperverlik?" diye… O mekanın önüne geldiğimizde arabayı durdurdum. "İşte burası sadece sosyetenin girebildiği o pahalı mekan" dedim.
Kapısında "Her canlı bir gün ölümü tadacak" yazıyordu.
Zincirlikuyu mezarlığıydı… İlginç bir yapısı vardı… Hayattayken herkes girebilirdi, içinde gezebilirdi… Ancak ölümü tattığı anda herkes giremiyordu bu mekana, gücü yetmiyordu.

Mahsun Kırmızıgül "Ölüm var ölüm ölüm" diye okuyordu şarkısını… Candan Erçetin de "Hayatta ölümden başkası yalan" diyordu… O "Muhteşem ses"iyle… Şimdi "Muhteşem Yüzyıl" revaçta her şeyin yalan olduğu hayatta… Dedelerimiz "Ölünün arkasından konuşulmaz" diyerek büyüttüler bizi… Torunlar şimdi röntgenci olmuş, "Ölünün yatak odasına" giriyor kameralarla… Bir cihan imparatorunun… Kanuni Sultan Süleyman gibi bir efsanenin yatak odasını konuşuyoruz bugün… Evet sevgili Hıncal abi… Babasından aldığı 6.557.000 kilometre kare toprağı 14.983.000 kilometrekareye çıkaran Muhteşem Süleyman o… Neden Belgrad'ı, Rodos'u nasıl aldığını yazmazsın. Tarihe damga vuran Mohaç meydan savaşını… Bağdat'ı, Tebriz'i, Macaristan'ın tamamını nasıl fethettiğini… Preveze deniz savaşı destanını… Estergon kalesini ve daha nicelerini… Zigetvar kalesinin fethinden bir gün önce haremde değil top sesleri arasında savaş meydanında öldüğünü… Bunları da yazsana Hıncal abi… Neden hep tersten bakarız… Niçin yatak odalarından gireriz?...

Bana ne İngiliz krallarını yerin dibine sokan filmlerden. "Onlar yaptı, biz neden yapmayalım"cı mı olmamız lazım illaki… Özel hayatı ilgilendiren konuşmalar yayınlandığında "Olmaz böyle şey" diyerek ayağa kalkan, Adalet Bakanlığı'na göndermeler yapan da sensin Hıncal abi.
Top sesleri arasında ölen bir efsanenin yatak odasını dizi yapanları savunan da… Değerlerimizin değerlerine neden hep kör oluyoruz? Niçin yatak odaları kapılarında gözlerimiz fıldır fıldır dönüp, faltaşı gibi oluyor?

Sordum o soruyu önceki gün buradan… Sizin hareminiz dizi yapılsa ne dersiniz diye… Bir Allah'ın kulu "Ben varım" demedi… Evet dün bir türkü efsanesi daha kaybettik… "Yaşamdan ölüme bir soluk yolda/ Bu isyanlar kime, bu feryat kime" diyerek sazını çalıyordu Kıvırcık Ali...
Evet bir soluk yoldayız...Bir gün hepimiz öleceğiz...
Ölenlerle yüzleşeceğiz...
Üstad Necip Fazıl diyor ki; "Ölüm var ölüm/Ölün de görün"