PUSLU havası nedeniyle güneşi asla göremeyen ancak "Güneşin batmadığı imparatorluk" diye anılan İngiltere neden Türkiye'ye yanaşıyor?
Bu sorunun cevabını bir örnek ülkeyle anlatacağım sizlere. Papazın oğlu Cecil Rhodes ve Yahudi işadamı Oppenmehier, G. Afrika'daki elmas madenlerini tekeline aldı.
Her ikisinin de arkasında dünyanın en zengini Siyonist Rotschild ailesi vardı. Servetlerinin 100 trilyon dolar olduğu tahmin edilen Rotschild ailesi Cecil Rhodes'un ve Oppenmehier'in arkasındaki finansmanı sağlayan gizli patrondu. Papazın oğlu Cecil, Yahudi Nathan Mayer Rothschild'den aldığı devasa parayla British South Africa Company'yi kurdu.
Güney Afrika'ya gidip babası İngiliz vatandaşı olan Yahudi Oppenmehier gibi sömürge imparatorluğu kurdu. İsrail'i kuran Siyonist Theodor Herz "Afrika'da yaptıklarına hayranım" dediği Cecil Rhodes, makineli tüfeklerle binlerce kişiyi öldürerek soykırımla elmas madenlerine kondu. 500 milyar dolar civarında soygun servetini Londra'ya taşıdılar.
Rhodes'un dönemi, Güney Afrika'da ırksal ayrımcılığın ve beyaz üstünlüğü fikrinin temellerinin atıldığı dönemdi.
"Beyazlar siyahları yöneten olmalı" diye bir ideoloji geliştirdi.
1948'de iktidara gelen Afrikaner Milliyetçi Ulusal Partisi Cecil Rhodes'in ırkçı ideolojisini benimseyerek beyaz azınlığın siyahi çoğunluğun yönettiği ve ezdiği bir sistem kurdu. Güney Afrika'yı Rotschild hanedanı adına soyan Cecil Rhodes ve Oppenmehier siyasete dahi girdiler. Cecil Rhodes Cape Town Başbakanı oldu. Openmehier ırkçı rejimin başladığı 1948'de 10 yıl boyunca milletvekilliği yaptı. İngiliz finans sisteminin parçası olarak Ülkeyi perde arkasından yönetenler ve ırkçı sistemin kurulmasını sağlayanlar bunlardı. Ülkeyi Hıristiyan Protestan ırkçı beyaz liderlerle yöneterek öne onları çıkardılar. Perde arkasında kalarak ve Yahudi Rotschild ailesinin bekçisi olarak Güney Afrika'yı ırkçılıkla, işkenceyle, zulümle soyup soğana çevirerek yönettiler. Haçlı-Siyonist ittifakının Afrika ırkçı sistemi kurucusu oldular.
Dünyanın en büyük finans merkezlerinden biri olan Siyonist London of City'nin kurucuları arasında yer aldılar.
Güney Afrika'nın bugün Gazze katliamlarına en büyük tepkilerden birini göstermesi, soykırımı insan hakları mahkemesine taşımasının perde arkasındaki nedeni; Siyonist finans sisteminin ırkçılıkla yönetip katliamlar yaptığı ülkeyi soymasıdır.
Siyonist finans sistemi sayesinde 1. Dünya savaşı sonrası sömürü imparatorluğu kuran İngiltere artık tasfiye ediliyor.
Para muslukları kapanıyor.
Hem de ABD tarafından.
Çünkü Yeni Dünya Düzeni'nde güçlü olanın, sırtındaki asalakları temizlediği döneme giriyoruz. İngiliz gazeteci Simon Jenkins The Guardian'da İngiltere'nin küresel etkisinin ciddi biçimde azaldığını, ABD'ye ve büyük güçlere bağımlı hale geldiğini sürekli yazdı. "İngiltere maalesef artık dünya politikasını yönlendiren değil, ona uyum sağlamaya çalışan bağımlı bir ülke." diye gözyaşları aktı kaleminden.
Startejist analist Anatol Lieven İngiltere'nin "orta ölçekli güç" seviyesine gerilediğini, ABD ile ilişkide eşit değil, takip eden taraf olduğunu savunarak "İngiltere artık bağımsız bir küresel aktör değil." diye feryat etti. İngiltere'de çok sayıda uzman artık "Tasfiye ediliyoruz" diye dizlerini dövüyor. İngiliz belediye başkanları bile ABD Başkanı tarafından aşağılanır, İngiltere'yi yönetenler de dalga geçilir hale geldi. O yüzden ABD'nin her savaşına yancı olarak ilk koşan İngiltere ilk kez "İran'da yokum. Bu bizim savaşımız değil" diyerek tepkicik gösterdi.
ABD'den her gün dayak yemenin paniğiyle çıkış arıyorlar. İngiltere Kralı Charles'ı apar topar "Acaba tasfiyeyi durdurabilir miyiz"" diye Washington'a gönderdiler dün. Sömürü ve soykırım kanıyla refahı yakalayan Avrupa da bugün tasfiye ediliyor. Çok kutuplu yeni dünya düzeninde Türkiye masada söz sahibi ülkelerden biri oldu.
O yüzden İngilizler bizimle "Stratejik ortaklık anlaşması" imzalayarak Ankara'nın paçasına yapışır hale geldi. ABD'nin küresel rolü zayıflarsa, Avrupa'da bölünmeler artarsa büyüyen Türkiye ile yeni bir eksen kurabilir miyiz hayalleri yaşıyorlar.
"Türkiye'nin küresel rolü arttı, Batı ile ilişkilerde ve tüm kıtalarda alternatif kanallar açıyor, Savunma sanayiinde büyük hamleler yapıyor" diyorlar. "Bu her ne kadar Türkiye için bir fırsatsa da Ankara bizim için ihtiyaç" diyen Londra merkezli analizler gırla gidiyor.
Masalardan kovulan sömürge zengini Avrupa da Ankara'ya mahkum hale geliyor.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in "Avrupa'nın Rus, Türk ve Çin etkisine bırakılmaması gerektiğini" haykırması boşuna değil. Çünkü "TÜRK ETKİSİ"nin gümbür gümbür geldiğini görüyorlar. Göremeyen tek güruh bizim muhalefet.
Silivri'ye sıkışan dünyadan bihaberlerin liderinin de "Avrupa bizi yalnız bıraktı, İngilizlere küstük" diye sızlanması tesadüf değil. Düne kadar Türkiye'deki muhalefete en büyük desteği verenler, satış yapıp şimdi Ankara'nın elini öpüyor.